Bölümler
97- 01Vahyin Başlamasının Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Vahy (1-7)
- 02İman KitabıKitâbu’l-İmân (8-58)
- 03İlim KitabıKitâbu'l-İlm (59-134)
- 04Namaz Abdesti KitabıKitâbu'l-Vudû (135-247)
- 05Boy Abdesti (Gusül) KitabıKitâbu'l-Gusl (248-293)
- 06Hayız KitabıKitâbu'l-Hayz (294-333)
- 07Teyemmüm KitabıKitâbu'l-Teyemmum (334-348)
- 08Namaz KitabıKitâbu's-Salât (349-520)
- 09Namaz Vakitleri KitabıKitâbu Mevâkîti's-Salât (522-602)
- 10Ezan KitabıKitâbu'l-Ezân (603-875)
- 11Cuma Namazı KitabıKitâbu'l-Cumua (876-941)
- 12Korku Namazı KitabıKitâbu Salâti'l-Havf (942-947)
- 13İki Bayram Namazı KitabıKitâbu'l-Îdeyn (948-989)
- 14Vitir Namazı KitabıKitâbu'l-Vitr (990-1004)
- 15Yağmur İsteme (İstiskâ) Namazı KitabıKitâbu'l-İstiskâ (1005-1039)
- 16Güneş ve Ay Tutulması (Küsûf) KitabıKitâbu'l-Küsûf (1040-1066)
- 17Kur'an'daki Secde Ayetleri KitabıKitâbu Sücûdi'l-Kur'ân (1067-1079)
- 18Namazı Kısaltma KitabıKitâbu Taksîri’s-Salât (1080-1119)
- 19Teheccüd Namazı KitabıKitâbu't-Teheccüd (1120-1187)
- 20Mekke ve Medine Mescidi'nde Namaz Kılmanın Fazileti KitabıKitâbu Fazli's-Salâti Fî Mescidi Mekke ve'l-Medîne (1188-1197)
- 21Namazda İş Yapma KitabıKitâbu’l-Amel Fi's-Salât (1198-1223)
- 22Namazda Yanılma KitabıKitâbu's-Sehv (1224-1236)
- 23Cenazeler KitabıKitâbu' l-Cenâiz (1237-1394)
- 24Zekât KitabıKitâbu'z-Zekât (1395-1512)
- 25Hac KitabıKitâbu’l Hac (1513-1772)
- 26Umre KitabıKitâbu'l-Umra (1773-1805)
- 27Hac veya Umre'den Alıkonulma ve İhramda İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu'l-Muhsar (1806-1820)
- 28İhramlı İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu Cezâu’s-Sayd (1821-1866)
- 29Medine'nin Faziletleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Medîne (1867-1890)
- 30Oruç KitabıKitâbu’s-Savm (1891-2007)
- 31Teravih Namazı KitabıKitâbu Salâti't-Terâvîh (2008-2013)
- 32Kadir Gecesi'nin Fazileti KitabıKitâbu Fezâili Leyleti’l-Kadr (2014-2024)
- 33İtikat KitabıKitâbu'l-İ'tikâf (2025-2046)
- 34Alışveriş KitabıKitâbu’l-Buyû (2047-2238)
- 35Selem KitabıKitâbu's-Selem (2239-2256)
- 36Şuta (Öncelikli Alım Hakkı) KitabıKitâbu'ş-Şu'fa (2257-2259)
- 37Îcâr (Kiralama) KitabıKitâbu’l-İcâra (2260-2286)
- 38Havâle KitabıKitâbu'l-Havâlât (2287-2289)
- 39Kefil Olma KitabıKitâbu'l-Kefâle (2290-2298)
- 40Vekil Olma KitabıKitâbu'l-Vekâle (2299-2319)
- 41Ziraat Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Hars ve’l-Muzâraa' (2320-2350)
- 42Bağ-Bahçe Sulama Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Musâkâ (2351-2383)
- 43Ödünç Para İsteme (Kredi), Borç Ödeme, Kısıtlama, İflas KitabıKitâbun Fi’l-İstikrâz (2385-2409)
- 44Anlaşmazlıklar KitabıKitâbun Fi'l-Husûmât (2410-2425)
- 45Buluntu ve Kayıp KitabıKitâbun Fi’l-Lukata (2426-2439)
- 46Haksızlıklar KitabıKitâbu'l-Mezâlim ve'l-Gasb (2440-2482)
- 47Ortaklık (Şirket) KitabıKitâbu'ş-Şerike (2483-2507)
- 48Rehin Alma (İpotek) KitabıKitâbu'r-Rehn (2508-2515)
- 49Köle Azat Etme KitabıKitâbu'l-Itk (2517-2559)
- 50Köle ile Azatlık SözleşmesiKitâbu’l-Mukâtebe (2560-2565)
- 51Hibe (Bağışlama) ve Hibe'nin Fazileti KitabıKitâbu'l-Hibe (2566-2636)
- 52Şahitlik KitabıKitâbu’ş-Şehâdât (2637-2689)
- 53Anlaşmazlıkların Giderilmesi (Sulh) KitabıKitâbu's-Sulh (2690-2710)
- 54Şart Koşmalar KitabıKitâbu'ş-Şurût (2712-2737)
- 55Vasiyetler KitabıKitâbu'l-Vasâyâ (2738-2781)
- 56Cihad ve Siyer KitabıKitâbu'l-Cihâd ve's-Siyer (2782-3090)
- 57Humus KitabıKîtâbu Farzi'l-Humus (3091-3155)
- 58Cizye KitabıKitâbu'l-Cizye (3157-3189)
- 59Yaratmaya Başlamanın Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Halk (3190-3325)
- 60Peygamberler KitabıKitâbu Ehâdîsi'l-Enbiyâ (3326-3488)
- 61Menkıbeler KitabıKitâbu'l-Menâkıb (3489-3648)
- 62Sahabenin Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili Ashâbi'n-Nebî (3649-3775)
- 63Ensarın Menkıbeleri KitabıKitâbu Menâkıbi'l-Ensâr (3776-3948)
- 64Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri KitabıKitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)
- 65Tefsir KitabıKitâbu Tefsîri'l-Kur'ân (4474-4977)
- 66Kur'an'ın Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Kur'ân (4979-5062)
- 67Nikâh KitabıKitâbu'n-Nikâh (5063-5250)
- 68Boşanma KitabıKitâbu’t-Talâk (5251-5350)
- 69Aile İçin Harcamalar (Nafakalar) KitabıKitâbu'n-Nafakât (5351-5372)
- 70Yemek Yeme KitabıKitâbu’l-Et'ime (5373-5466)
- 71Akika KitabıKitâbu’l-Akîka (5467-5474)
- 72Avlanma ve Hayvan Kesimleri KitabıKitâbu’z-Zebâih ve's-Sayd (5475-5544)
- 73Kurban KitabıKitâbu' l-Edâhî (5545-5574)
- 74İçecekler KitabıKitâbu'l-Eşribe (5575-5639)
- 75Hastalıklar KitabıKitâbu'l-Merdâ (5640-5677)
- 76Tıp KitabıKitâbu't-Tıb (5678-5782)
- 77Giyim-Kuşam KitabıKitâbu’l-Libâs (5783-5969)
- 78Âdâb KitabıKitâbu'l-Edeb (5970-6226)
- 79İzin İsteme KitabıKitâbu'l-İsti'zân (6227-6303)
- 80Dua KitabıKitâbu'd-Deavât (6304-6411)
- 81Kalbi İncelten Öğütler KitabıKitâbu'r-Rikâk (6412-6593)
- 82Kader KitabıKitâbu'l-Kader (6594-6620)
- 83Yemin ve Adak KitabıKitâbu’l-Eymân ve'n-Nüzûr (6621-6707)
- 84Yemin Keffâreti KitabıKitâbu Keffârâti'l-Eymân (6708-6722)
- 85Ferâiz (Miras Hukuku) KitabıKitâbu'l-Ferâiz (6723-6771)
- 86Had Cezaları KitabıKitâbu'l-Hudûd (6772-6860)
- 87Diyet KitabıKitâbu'd-Diyât (6861-6917)
- 88Dinden Dönenler ve Hakka Karşı İnat Edenlerden Tevbe Etmelerini İsteme ve Bunlarla Savaşma KitabıKitâbu’l-İstitâbeti'l-Murteddîn (6918-6939)
- 89İnsanın İstemediği Şeye Zorlanması KitabıKitâbu’l-İkrâh (6940-6952)
- 90Hileler (Hukukî Çâreler) KitabıKitâbu’l-Hıyel (6953-6981)
- 91Rüya Yorumu KitabıKitâbu't-Ta'bîr (6982-7047)
- 92Fitneler KitabıKitâbu'l-Fiten (7048-7136)
- 93Ahkâm KitabıKitâbu'l-Ahkâm (7137-7225)
- 94Temenni KitabıKitâbu't-Temennî (7226-7245)
- 95Vâhidlerin - Tek Kişilerin Haberleri KitabıKitâbu Ahbari'l-Ahadi (7246-7267)
- 96Kitap ve Sünnete Bağlanma KitabıKitâbu'l-İ'tisâm (7268-7370)
- 97Tevhid KitabıKitâbu't-Tevhîd (7371-7563)
Tüm hadisler
331 / 376- 6649Bak sana bu konuda ne anlatacağım. Ben Eş'arilerden bir topluluk içinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in…Zehdem İbn el-Haris şöyle rivayet etmiştir: Bu kabile ile Eşariler arasında sevgi ve kardeşlik vardı. Bir gün biz Ebu Musa el-Eş'arl'nin yanındaydık. Ona içinde tavuk eti bulunan bir yemek ikram edildi. Ebu Musa'nın yanında Teymullah kabilesinden kızıl bir adam vardı. Sanki mevaliden biriydi. Ebu Musa onu da yerr.eğe davet etti. Adam: Ben tavuğu n bir şey yediğini gördüm, bu nedenle tiksindim ve bir daha tavuk eti yememeye yemin ettim" dedi. Ebu Musa adama şöyle dedi: "Bak sana bu konuda ne anlatacağım. Ben Eş'arilerden bir topluluk içinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. Ondan binek istemiştik. O da bize: "Vallahi size binek vermeyeceğim, yanımda binek hayvanı yok" dedi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eganimet malı olarak deve getirildi. O da bizi sorarak: "Eşariler nerede?" dedi. Bize beş tane beyaz alınlı deve verilmesini emretti. Develeri alıp yola çıkınca: "Biz ne yaptık, Nebi s.a.v. bize yanında binek olmadığını söyledi ve binek vermeyeceğine yemin etmişti. Daha sonra da binek verdi. Biz ona yeminini unutturduk. Vallahi asla felah bulamayız" dedik. Hemen Nebi s.a.v.'in yanına döndük ve ona şöyle dedik: "Biz binek istemek üzere sana gelmiştik. Ancak sen bineğin olmadığını söylemiş ve bize vermeyeceğine yemin etmiştin." Nebi s.a.v. şöyle buyurdu: Size bineği ben vermedim. Allah verdi. Allah'a yemin ederim ki bir konuda yemin ettikten sonra bir başka şeyin daha hayırlı olduğunu görsem hayırlı olanı yapar ve kefaret veririm. Fethu'l-Bârî Açıklaması Dikkat edin, Allah atalarınız adına yemin etmenizi yasaklıyar: Bu rivayet İbn Ebi Şeybe'nin Musannefinde İkrime tarikiyle nakledilmiştir. Bu rivayete göre Ömer radıyallahu anh şöyle demiştir: "Bir grupla konuşmuş ve onlara "Hayır, babam adına yemin ederim ki" demiştim. O esnada arkadan birinin "Atalarınız adına yemin etmeyin" dediğini duydum. Dönüp baktım ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle diyordu: " Mesih sizin atalarınızdan hayırlı olduğu halde, Mesih adına yemin eden helak olmuştur. " Bu hadis şahitlerle güçlenen mürsel bir rivayettir. Tirmizi bir başka senetle şöyle nakletmiştir: İbn Ömer, bir adamın Ka'be adına yemin ettiğini duymuş ve ona şöyle demiştir: "Allah'tan başkası adına yemin etme. Ben Nebi s.a.v.'in şöyle buyurduğunu duydum: "Kim Allah'tan başkası adına yemin ederse küfre düşmüştür ya da müşrik olmuştur." Tirmizi bu hadisin hasen, el-Hakim ise sahih olduğunu söylemiştir. Hadiste zikredilen " küfre düşmüştür ya da müşrik olmuştur" ifadesi azarlama ve kınamada mübalağa amacıyladır. Allah'tan başkası adına yemin etmenin haram olduğunu söyleyenler bu rivayete dayanmışlardır. Kim yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun: Alimler Allah'tan başkası adına yemin etmenin yasaklanmasındaki hikmeti şöyle açıklamışlardır: Bir şeyadına yemin etmek ona tazimde bulunmaktır. 'Oysa hakiki anlamda azamet yalnızca Allah'a mahsustur. Hadis zahiren sadece Allah adına yemin etmekle sınırlı olsa da fakihler Allah adına ve Allah'ın zatı ve yüce sıfatları üzerine yemin edileceğinde ittifak etmişlerdir. Ancak daha önce de anlattığımız üzere, bazı sıfatları üzerine edilen yeminin bağlayıcılığı hususunda ihtilafa düşmüşlerdir. "Allah'a yemin ederim" ifadesinde kasıt Allah lafzı değil Allah'ın zatı" dır. Bir başka şey üzerine yemin yasaklanmıştır. Peki, bu yasaklama haram kılma anlamında mıdır? Malikilerin bu konuda iki görüşü vardır: İbn Dakiki'l-ıd bu yasaklamanın haram kılma anlamına geldiğini belirtmiştir. Malikilerden nakledilen meşhur görüş ise bu yasaklamanın kerahet anlamında olmasıdır. Hanbeliler arasında da bu konuda ihtilaf vardır. Ancak onlar arasındaki meşhur görüş bu yasağın haram kılma anlamında olmasıdır. Zahiriler de bu yasağın haram kılma anlamında olduğunu kesin olarak belirtmişlerdir. İbn Abdilberr, Allah'tan başkası adına yemin etmenin icmaen caiz olmadığını söylemiştir. İbn Abdilberr cevazı nefyederek tahrim ve tenzihten daha geniş anlamı olan keraheti kastetmiştir. Bir başka konuda şöyle demiştir: "Alimler Allah'tan başkası adına edilen yeminin mekruh olduğu, yasaklandığı, hiç kimsenin bu şekilde yemin etmesinin caiz olmadığı konusunda icma etmişlerdir." İmam Şafinin "Allah'tan başkası adına yemin etmenin masiyet olmasından korkarım" deyip tereddüt göstermesinden dolayı bu konuda Şafiler arasında ihtilaf bulunmaktadır. Şafinin talebelerinin çoğunluğu bunun tenzihen mekruh olduğu kanaatindedir. EI-Maverdi şöyle demiştir: Hiç kimsenin boşamada, köle azat etmede, adakta Allah'tan başkası adına yemin etmesi caiz değildir. Bir hakim herhangi birini Allah'tan başka bir şeyadına yemin etmeye zorlarsa cehaletinden ötürü o hakimin görevden alınması gerekir. (.......) Kasıtlı olarak yapmak anlamındadır. (......) Başkasından nakletmek anlamındadır. Yani Ömer ister kasıtlı olarak ister başkasından naklederek olsun asla Allah'tan başkası adına yemin etmemiştir. Hadisten çıkarılan sonuçlar Allah'tan başkası adına yemin etmek kınanmıştır. Ömer radıyallahu anh hadisinde her ne kadar sadece atalar adına yemin etmek yasaklanmışsa da, bu, hadisin böyle bir sebepten dolayı varit olmasından kaynaklanmıştır. Ya da atalar adına yemin etmenin yaygın olmasından dolayı özellikle bu tarz yemin yasaklanmıştır. Nitekim bir başka rivayette Kureyş kabilesinin ataları adına yemin ettikleri nakledilmiştir. "Kim yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun" hadisi de bu genel yasağa delalet etmektedir. Kur'an'da Allah'tan başkası adına edilen yeminlere gelince, bunlarla ilgili iki cevap bulunmaktadır: Birinci cevap: Bu yeminlerde hazif bulunmakta olup "güneşin rabbi" ve benzeri anlamlarda takdir edilirler. İkinci cevap: Bu şekilde yemin etmek Allah'a mahsustur. O yarattığı varlıklardan birini yüceltmek isteyince onun adına yemin eder. Bu durum Allah'tan başkası için geçerli değildir. Bu rivayete muhalif olan şöyle bir rivayet de vardır: Nebi s.a.v. bir bedeviye: "Babası adına yemin ederim ki eğer doğru söylediyse kurtuluşa erer" demiştir. Bu rivayet, bu şerhin baş kısmında, İman kitabının, 'zekat vermenin İslamıdan kaynaklandığına dair' bölümünde yer almıştı. Bazı hadisçiler bu hadisin metninde yer alan söz konusu ifadenin sahih olmadığı kanaatindedir. İbn Abdilben, bu lafzın gayr-ı mahfuz (şazz) olduğunu, hadisin ravilerinden İsmail İbn Cafer tarafından "Vallahi" lafzının nakledildiğini belirtmiş ve şöyle demiştir: "İsmail İbn Cafer rivayeti, içinde baba adına yeminin bulunduğu diğer rivayete kıyasla tercihe şayandır. Çünkü diğer rivayette sahih hadislerde reddedilen münker bir lafız bulunmaktadır. Üstelik bu lafız İmam Malik'in asıl rivayetinde bulunmamaktadır. Kimisi de bu hadiste bazı ravilerin ..ılı lafzını tashif ile ",,:: :ij okuduklarını ileri sürmüşlerdir. Böyle bir tashifin varlığı muhtemel olmakla birlikte bu gibi durumlar ihtimalden hareketle tespit edilemez. Benzer bir kullanım Ebu Bekir es-Sıddık'ın, kızının (Esmainın) takılarını çalan hırsız hakkında "Babana yemin olsun, senin gecelerin hiç de bir hırsızın gecesine benzemiyor» ifadesinde de yer almaktadır. Bu kıssa Malik'in Muvatta'ında yer almıştır. Es-Süheyli şöyle demektedir: Benzer bir lafız başka bir merfu hadiste daha yer almıştır. Müslim'de yer alan bu rivayette Nebi s.a.v., hangi sadakanın daha faziletli olduğunu soran kişiye "Babana andolsun, sana bu sorunun cevabı verilecektir" demiştir. Bu lafızların hadislerde sabit olması şöyle açıklanabilir: Birincisi: Bu lafızları yemin kastı olmadan söylüyorlardı. Yasaklama yemin kastederek bu lafızların kullanılması hakkındadır. EI-Beyhaki bu kanaattedir. EnNevevi de bu açıklamanın güzelolduğunu söylemiştir. İkincisi: Bu lafızlar iki amaçla kullanılıyordu. Talzim ve telkit. Yasaklama, ta'zim amacıyla kullanılması hakkındadır. Üçüncü cevap: Maverdi ve Beyhaki'ye göre, bu şekilde yemin etmek önceleri caizdi, daha sonra bu cevaz nesh edildi. Es-Sübkı, şarihlerin çoğunluğunun bu kanaatte olduklarını söylemiştir. Dördüncü cevap: Bu yeminin cevabı hazfedilmiştir. Babasının rabbine andolsun, doğru söylediyse kurtuluşa erdi, anlamındadır. Et-Taberi şöyle demektedir: Ömer radıyallahu anh hadisi -bu bö!ümün hadisi kastedilmektedir- sadece Allah adına edilen yeminin bağlayıcı olduğunu ortaya koymaktadır. Kabe üzerine, Adem aleyhisselam üzerine ya da Cebrail üzerine yemin eden kimsenin bu sözüyle yemin sabit olmaz. Yasaklanmış bir amel işlediğinden ötürü bu kişinin tevbe etmesi gerekir ancak kefaret vermesi gerekmez. Kur'an'da yaratılmışlar üzerine edilen yeminler hakkında eş-Şa'bi şöyle demiştir: Yaratan yarattıklarından istediği şey üzerine. yemin eder. Fakat yaratılmışlar ancak yaratan adına yemin edebilirler. Allah'a yemin edip yeminden dönmek, başkası adına yemin edip yemini tutmaktan daha iyidir. Bu rivayet aynı zamanda İbn Mesud, İbn Abbas ve İbn Ömer'den de nakledilmiştir. Mutarrif, Abdullah'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah mahlukatın dikkatini yemin ettiği şeylere çekmek, bunların yaratıcıya delalet etmeleri ve yaratan katındaki kıymetlerini öğretmek için bu şekilde yemin etmiştir. Alimler başkasının üzerindeki bir hakkından dolayı yemin etmesi gereken kimsenin yalnızca Allah adına yemin edebileceği konusunda icma etmişlerdir. Eğer Allah dışında bir varlık adına yemin etmesi istenir de, yemin etmesi istenen varlığın Rabbi adına yemin ederse bu yemin sayılmaz. İbn Hübeyre, K.itabu'l-icma'da şöyle demiştir: Alimler Allah adına ve Allah'ın isimleri, izzet, celal, ilim, kuvvet ve kudret gibi sıfatları üzerine edilen yeminin geçerli olacağı konusunda icma etmişlerdir. Ebu Hanife ilim ve hak sıfatlarını istisna etmiş, bunlar üzerine edilen yeminleri geçerli kabul etmemiştir. Alimler Allah dışında, Nebi s.a.v. gibi yüce bir varlık adına yemin edilemeyeceği konusunda da ittifak etmişlerdir. Bir rivayete göre Ahmed İbn Hanbel bu konuda tek başına kalarak, bu şekilde de yemin edilebileceğini söylemiştir. Kadı lyaz şöyle demiştir: Allah'ın isim ve sıfatları üzerine edilen yeminin bağlayıcı olduğu konusunda İmam Şafii haricinde, hiçbir bölge alimi arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. İmam Şafii sıfatlar üzerine yemin edilecekse niyetin şart olduğunu, niyet edilmemişse kefaret gerekmeyeceğini söylemiştir. Şafii Allah'a ve Allah'tan başkasına izafe edilebilecek sıfatlarla yemin ederken niyetin gerekli olduğunu belirtmiş, niyet etmemeyi tenkit etmiştir. Ancak kalpleri değiştiren, mahlukatı yaratan, her canlıya rızık veren, alemlerin rabbi, taneyi yaran, rüzgarı yaratan gibi şer'i anlamda yüceitme (tazim) içeren ve sadece Allah'a izafe edilmesi caiz olan sıfatlarla edilen yemin geçerlidir ve bozulması halinde kefaret gerekir. Bu tip yeminler 'vallahi' lafzı gibidir. Şafiilerden nakledilen bir görüşe göre ise sari h olan tek yemin, Allah lafzıdır
- 6650Putlar adına yemin etmeyin» anlamında I}O denilmiştir. I}O kelimesi kelimesinin çoğulu olup put anlamındadır…O yerine "Putlar adına yemin etmeyin» anlamında I}O denilmiştir. I}O kelimesi kelimesinin çoğulu olup put anlamındadır. Kafirlerin puta tapırıarak azgınlığa (tuğyana) düşmelerinden ötürü putlar böyle adlandırılmıştır. Yüceltmede veya bir başka hususta haddi aşan herkes tuğyana düşmüştür. Nitekim "Şüphesiz ki, (tufanda) su haddini aştığı sirada sizleri gemide Biz taşıdık'' (Hakka, 11) ayetinde de suyun taşması tuğyan kelimesi ile anlatılmıştır. 41}O ise tağut kelimesinin çoğuludur. Bu kelimenin anlamı en-Nisa süresinin tefsirinde açıklanmıştı. Alimlerin çoğunluğu Lat, Uzza ve diğer putlar adına yemin eden ya da "Şunu yaparsam Yahudi olayım veya Hıristiyan olayım ya da İslam'dan yahut Nebiden uzak olayım» diyen kimsenin yemini geçerlidir. Allah'tan bağışlanma dilemelidir. Ancak kefaret vermesi gerekmez. Bu tür sözler sarf ettikten sonra "La ilahe illailah» demesi müstehaptır. Hanefilere göre bu ifadelerle yemin eden kimsenin de kefaret ödemesi gerekir. Ancak "Nebiden uzak olayım ya da bidatçi olayım» demişse bu tarz bir yemin kefaret gerektirmez. Hanefiler bu konuda, Allah Teala'nın buyurduğu üzere, zıhar çirkin ve yalan bir söz olduğu halde (Mücadele, 2) zıhar yapanın kefaret vereceği hükmünden hareket etmişlerdir. Bu gibi şeyler üzerine yemin etmek de çirkindir. Bu rivayette bu şekilde yemin eden kimsenin sadece "La ilah e iHaliah» demesi belirtilmiş, kefaretten söz edilmemiştir. Nitekim gerekliliğine dair bir delilolmadığı sürece kefaret gerekmez. Bu konuda zıharla kıyas yapmaları doğru değildir. Çünkü bu gibi lafızlarla yeminden dolayı vacip gördükleri kefaret zıhar kefareti değildir. Ayrıca kefareti gerekli görmedikleri bazı çirkin sözleri de istisna etmişlerdir. Tüm bunlar yapılan kıyasın sahih olmadığını göstermektedir. Nevevi el-Ezkar'da şöyle demiştir: Bu sözlerle yemin etmek haramdır, tevbe gerektirir. Maverdi ve bir başkası da daha önce aynı görüşü ileri sürmüştür. Ancak haberde belirtildiği şekilde "La ilahe illailah" demek gerektiği üzerinde durmamışlardır. İbn Diryas el-Mühezzeb Şerhinde bunu kesin olarak belirtmiştir. Begavi Şerhu's-Sünne'de Hattabi'ye tabi olarak şöyle demiştir: Bu hadiste İslam'a uygun olmayan bir tarzda yemin eden kimsenin günahkar olacağını ancak kefaret vermesi gerekmediğini, tevbe etmesi gerektiğini belirtilmiştir. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona kelime-i tevhidi söylemesini emretmiştir. Çünkü Lat ve Uzza adına yemin etmek kefaret gerektiren bir duruma benzer, bu kefaret de kelime-i tevhit ile karşılanır. Et-Tibi şöyle demiştir: Lat ve Uzza adına yemin etmenin ardından kumardan bahsedilmesinde şöyle bir hikmet vardır: Lat ve Uzza adına yemin etmek yemin konusunda kafirlerle aynı şeyi yapmaktır. Bu kimseye tevhit emredilmiştir. Kumar oynamaya davet eden kimse de oyunları konusunda kafirlere benzemektir. Bunun kefareti de sadaka vermektir. Hadiste kumar oynamaya çağıran kimsenin kefaret olarak sadaka vermesi emredilmişse kumar oynayan kişinin de sadaka vermesi gereklidir
- 6651Ben bu yüzüğü takıyor, kaşını da avvcmun içine getiriyordumİbn Ömer r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük yaptırmıştl. Yüzüğün kaşını, avucunun içine doğru getirerek takıyordu. Bunun üzerine insanlar da kendilerine yüzük yaptırdılar. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minbere çıktı, oturdu, yüzüğü Çıkardı ve: "Ben bu yüzüğü takıyor, kaşını da avvcmun içine getiriyordum" dedi. Yüzüğü attıktan sonra da: "Vallahi, bunu bir daha takmayaeağım" buyurdu. İnsanlar da yüzüklerini çıkardılar. Fethu'l-Bârî Açıklaması Yemin etmesi istenmediği halde yemin eden kişi: Nebi s.a.v.'in nasıl yemin ettiğine dair bölümde bu konuda çok fazla örnek zikredilmişti. Musannif, burada da Nebi s.a.v.'in altın yüzük takması ile ilgili İbn Ömer'den radıyalli'ıhu anh nakledilen bir rivayete yer vermiştir. Bu hadisin şerhine Libas kitabının sonunda genişçe yer verilmişti. Bazı Şafii ilim adamlarına göre itaat ile ilgili meseleler haricinde, istenmediği halde yemin etmek mekruhtur. İbnu'l-Müneyyir şöyle demiştir: Bu bölüm başlığında kastedilen' "Allah'ı yeminierinizle, iyilik etmenize, takva sahibi olmanıza ve insanlann arasını bulmaya engel yapmayın"(Bakara, 224) ayetinde kastedilen ile aynıdır
- 6652İslam dışında bir din adına yemin eden kimse, söylediği gibidirSabit bin Dahhak'tan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İslam dışında bir din adına yemin eden kimse, söylediği gibidir. Bir kimse kendisini bir şeyle öldürürse cehennemde de o şey ile azap görür. Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir. Müminin kafir olduğunu söylemek onu öldürmek gibidir. Fethu'l-Bârî Açıklaması İslam dışında bir din adına yemin eden kimse: Din kelimesi tüm dinleri kapsar. Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik, Sabillik, puta tapınmak, Dehrilik, Muattıla, şeytana ve meleklere tapınmak ve diğerleri birer dindir. Musannif bu şekilde yemin eden kimsenin kafir olup olmayacağını kesin olarak belirtmemiştir. Ancak " Kim Lat ve Uzza adına yemin ederse, hemen Allah'tan başka bir ilah olmadığını söylesin" hadisini mu allak olarak naklettikten sonra Nebi s.a.v.'in bu kimseleri küfre nispet etmediğini belirtmiştir. Bu şekilde yemin eden kimsenin sadece Allah'tan başka bir ilah olmadığını söylemesi emrediimiş, şehadetin ikinci kısmını söylemesi istenmemiştir. Eğer küfre girmiş olsaydı iki şehadeti de söylemesi gerekirdi. İbnu'I-Münzir, "Şunu yaparsam Allah'ı inkar etmiş olayım" deyip de daha sonra o işi yapan kimsenin durumunun ihtilaflı olduğunu söylemiştir. İbn Abbas, Ebu Hureyre, Ata, Katade ve fakihlerin çoğunluğu bu kimsenin kefaret vermesi gerekmediğini, kMir olmayacağını söylemişlerdir. Ancak küfrü kalbinde gizlemiş olması durumunu hariç tutmuşlardır. EI-Evzai, es-Sevri, Hanefiler, Ahmed İbn Hanbel ve İshak İbn Rahuye bunun da bir çeşit yemin olduğunu ve bu kimsenin kefaret vermesi gerektiğini belirtmişlerdir. İbnu'l-Münzir birinci görüşün daha doğru olduğu kanaatindedir. Zira hadiste "Kim Lat ve Uzza adına yemin ederse, hemen Allah'tan başka bir ilah olmadığını söylesin" buyrulmuş, ancak kefaretten söz edilmemiştir. Bir başkası şöyle demiştir: Bu nedenle hadiste "İslam dışında bir din adına yemin eden kimse söylediği gibidir" buyrulmuş, kimse böyle bir yemine cür'et etmesin diye sert bir dil kullanılmıştır. Maliki ilim adamlarından Ebu'I-Hasan el-Kassar Hanefiler'in bu durumda kefareti gerekli görürken yeminin bir fiilden kaçınmak ve zikredilen lafızlarla İslam'ı yücelterek sözlerine kefil getirmek olmasından hareket ettiklerini nakletmiştir. Ancak daha sonra onların "İslam hakkı için" diyerek yemin edip bu yeminden dönen kimseye kefaret düşmeyeceğini, İslam'ı açıkça yücelterek yemin etme halinde kefaret gerekeceğini ancak bu yüceltmenin net olmadığı durumlarda kefaret gerekmediğini söylediklerini belirterek bu rivayeti sorgulamıştır. Bir kimse kendisini bir şeyle öldürürse cehennemde de o şey ile azap görür: İbn Dakik el-Id şöyle demiştir: Bu, dünyada işlenen suçların ahirette nasıl cezalandırılacağı ile ilgili rivayetlerden biridir. Bir insanın kendisini öldürmesi bir başkasını öldürmesi gibi günahtır. Çünkü canı kendi mülkü değildir. Aksine can Allah'ın mülküdür. İnsan canı hakkında ancak Allah'ın izin verdiği ölçüde tasarrufta bulunabilir. Bu hadis, kısası, hadlerde belirlenen şekilde vacip görenlerin hilafına, mümasil olarak vacip görenler için de delil teşkil etmektedir. Ancak İbn Dakik el-Id, Allah'ın ahkamının filleriyle kıyaslanamayacağını söyleyerek bu fikri reddetmiştir. Allah'ın ahirette yapacağını bildirdiği her şeyin dünyada kullar için meşru olacağı söylenemez. Ateşte yakmak, bağırsakları parçalayacak kadar kaynar su içirmek benzeri filler böyledir. Sonuç olarak, mümasil kısasa delil getirmek için bu hadis dışında başka bir delil gereklidir. Nitekim bu konuda " Bir kötülüğün cezası onun gibi bir kötülüktür"(Şura, 40) ayeti ile istidlalde bulunulmuştur. Bu mesele, Allah dilerse, Kısas ve Diyetler Bölümünde açıklanacaktır
- 6653Allah İsrailoğullarından üç kişiyi sınamak istedi. Bunlardan alaca hastalığına tutulana bir melek gönderdi…Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle işittiğini nakletmiştir: "Allah İsrailoğullarından üç kişiyi sınamak istedi. Bunlardan alaca hastalığına tutulana bir melek gönderdi. Melek adama: "Yolda kaldım. Önce Allah'ın sonra senin yardımınla istediğim yere ulaşabilirim" dedi .. Fethu'l-Bârî Açıklaması Allah dilerse ve sen dilersen" demesin. Peki, "Önce Allah'ın sonra senin yardımın/a" diyebilir mi?: EI-Mühelleb şöyle demiştir: Buhari burada "Önce Allah sonra sen dilersen" demenin caiz olduğunu belirtmiş ve bu hususta meleğin "Önce Allah sonra senin yardımınla',' demesini delil getirmiştir. Bu ifadenin caiz olması arada zikredilen "sonra" lafzına bağlıdır. Bu konuda Nebi s.a.v.'den de hadis nakledilmiştir. Çünkü Allah'ın dilem?si insanın dilemesinden öncedir. Bu konuda nakledilen hadis kendi şartlarına uygun olmadığından Buhari, bu hadisi bölüm başlığında ele almış daha sonra kendi şartlarına uygun olan sahih hadisi delil getirmiştir
- 6654Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yeminimizi yerine getirmeyi emrettiBera r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yeminimizi yerine getirmeyi emretti
- 6655Alan da veren de Allah'tır. Onun katında her şey yazılıdır. Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesinUsame'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızlarından biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e oğlunun can çekiştiği haberini gönderdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanlarına gelmesini istedi. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Usame İbn Zeyd, Said ve babam ya da Ubeyy vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kızına selam göndererek şöyle haber yolladı: "Alan da veren de Allah'tır. Onun katında her şey yazılıdır. Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesin." Ancak kızı yemin ile tekrar haber gönderdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, biz de onunla beraber kalktık. Oraya varıp oturunca çocuk yanına getirildi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çocuğu kucağına oturttu. Çocuk zorlukla nefes alıp veriyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri doldu. Sa'd: "Neler oluyor ey Allah'ın elçisi" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu, Allah'ın dilediği kullarının kalbine yerleştirdiği merhamet duygusudur. Allah merhametli kullarına rahmet eder
- 6656Üç evladını yitiren hiçbir müslümana cehennem ateşi isabet etmezEbu Hureyre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Üç evladını yitiren hiçbir müslümana cehennem ateşi isabet etmez. Ancak yemin kefareti borcu olması durumu müstesnadır
- 6657Size cennet halkının kimler olduğunu söyleyeyim mi? Bunlar zayıf düşürülmüş kimselerdir. Allah adına yemin…Harise İbn Vehb Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle dinlediğini nakletmiştir: "Size cennet halkının kimler olduğunu söyleyeyim mi? Bunlar zayıf düşürülmüş kimselerdir. Allah adına yemin etseler Allah yeminlerini tutmalarını sağlar. Cehennem halkı ise kaba, batıl yolda başkaları ile mücadele eden, kendini beğenmiş kimselerdir." Fethu'l-Bârî Açıklaması Allah Teala nın "Olanca güçleri ile Allah adına yemin ettiler" (el-En'am, 61109) buyurması: Ragıb el-Isfahanı şöyle demiştir: "Kasem yemin demektir. Kasem kelimesi 'kasame' kökünden gelmektedir. 'Kasame' ise maktulün velilerine yemin ettirmektir. Daha sonra bu kelime her tür yemin hakkında kuııanılmıştır. Ragıb şöyle demiştir: (Olanca güçleri ile yemin etmek) yemin ederken kapasitelerinin son haddinde yemin etmeye çalışmak anlamındadır. ibnu'l-Münzir şöyle demektedir: Allah adına yemin ettiğini söylemek ile sadece yemin ettiğini söylemek ile ilgili ihtilaf edilmiştir. Bazıları sadece yemin ettiğini söylemenin de yemin kastedilmese dahi yemin anlamına geleceğini belirtmişlerdir. Bu görüş İbn Ömer ve ibn Abbas'tan nakledilmiştir. İbrahim en-Nehaı, Süfyan es-Sevri ve Kufeliler bu kanaattedir. Çoğunluk ise, niyet edilmemişse, bunun yemin olmayacağı kanaatindedirler. İmam Malik şöyle demiştir: "Aııah'a yemin ederim demek yemindir. Ancak sadece yemin ederim demek ancak yemine niyet edilmişse yemindir." imam eş-Şafiı şöyle demiştir: "Sadece yemin ettiğini söylemek niyet etse dahi yemin sayılmaz. Allah'a yemin ederim demek de niyet edilirse yemindir." ibnu'l-Münir el-Haşiye'de şöyle demiştir: Buhari, 'yemin ederim' demenin yemin olmayacağını söyleyenlerin görüşünü reddetmektedir. Bu hususta, ilgili ayeti nakletmiştir. Bu ayette Allah adına kasem etmekten söz edilmiştir. Böylelikle kasem lafzı ile Allah lafzının bir arada zikredilmesinin hadislerde şart koşulmadığını açıklamıştır. Hadisler sadece kasem lafzının yemin anlamına geldiğine işaret etmektedir. Yemin eden kimsenin dışındakiler için de yemini yerine getirmek menduptur. Bu hadisin diğer bölümleri el-Cenaiz kitabında yer almaktadır. Hadiste söz edilen zayıf kimseler fakirler ve zayıf düşürülenlerdir. Bu hadisin şerhi Nur Süresinin tefsirinde genişçe anlatılmıştır. (Aııah adına yemin etseler Allah yeminlerini tutmalarını sağlar.) Bir şey yapmak için yemin etseler Aııah keremi ile onun yeminini yerine getirmesini ister, yemininin gereğini ona yaptırır, böylece o da yeminini yerine getirmiş olur. Bu ifade kişinin duasının kabul edilmesi anlamında kinayedir
- 6658Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kimlerin en hayırlı insanlar olduğu soruldu. Şöyle cevap verdi: Benim…Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kimlerin en hayırlı insanlar olduğu soruldu. Şöyle cevap verdi: Benim dönemimde yaşayanlar. Sonra onların ardından gelenler, daha sonra da onların ardından gelenler. Daha sonra öyle bir topluluk gelir ki onların şahitlikleri yeminden, yeminleri şahitlikten öncedir." Fethu'l-Bârî Açıklaması "Allah'ı şahit tutarım" ya da "Allah'ı şahit tuttum" demek: Bu ifadeler yemin anlamına gelir mi? Bu konuda ihtilaf edilmiştir. Hanefiler ve Hanbeliler bunun da yemin olduğunu söylemişlerdir. İbrahim en-Nehai ve Süfyan es-Sevri de bu kanaattedir. Hanbeliler'e göre tercihe şayan görüş Allah adı zikredilmese dahi şahit olmak yemin etmektir. Rebia ve el-Evzai bu kanaattedir. Şafiilere göre Allah lafzı zikredilerek şahit olunursa bu yemin sayılır. Aslında tercih edilmesi gerekli görüşe göre bu ifade bir kinayedir ve niyete gerek vardır. Şafii el-Muhtasar'da bu şekilde belirtmiştir. Çünkü Allah'ın emri ile veya O'nun birliği üzerine şahitlik ederim anlamındadır. Çoğunluk bu görüştedir. Bu hadis Şahitlikler kitabında ayrıntılı olarak şerh edilmiştir. (2652 no'lu hadis) (Onların şahitlikleri yeminden, yeminleri şahitlikten öncedir) Tahavi şöyle demiştir: O kadar çok yemin ederler ki yemin etmek bir alışkanlık haline gelir. Kendilerinden yemin etmeleri istenmeyen zamanlarda ve yemin etmeleri istenmeden önce dahi yemin ederler. Bir başka ilim adamı şöyle demiştir: Şahitliğinin doğru olduğunu belirtmek için henüz şahitlik etmeden önce ya da şahitlikten sonra yemin ederler. Şahitler hakemden önce böyle davranırsa şahitlikleri düşer. Bu ifadeden kastın şahitlik yapmak ve yemin etmek konusunda acele etmek ve hırslı olmak, tecrübesizlikten dolayı önce nasıl başlayacağını bilmemek anlamına geldiği de söylenmiştir. (Şahitlik ve anlaşma için yemin etmek) Birimizin 'Allah'ı şahit tutarım, Allah adına söz veririm' demesidir. İbn Abdilben bu görüştedir. Bu konu Şahitlikler kitabında ele alınmıştır
- 6659Şüphesiz Allah'a olan ahidlerini ve yeminlerini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için ahirette hiçbir…Abdullah İbn Mesud Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle rivayet etmiştir: Kim Müslüman bir adam'ın -ya da kardeşinin malını elde etmek için yalan yere yemin ederse Allah'ı gazaplandırmış olarak huzuruna varır. Allah bu sözü tasdik etmek üzere şu ayeti indirmiştir: "Şüphesiz Allah'a olan ahidlerini ve yeminlerini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için ahirette hiçbir nasip yoktur. Allah, Kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara (rahmet gözüyle) bakmaz ve onları temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azab da vardır"(A.ı-i İmran)
- 6660Şüphesiz Allah'a olan ahidlerini ve yeminlerini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için ahirette hiçbir…Abdullah İbn Mesud Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle rivayet etmiştir: Kim Müslüman bir adam'ın -ya da kardeşinin malını elde etmek için yalan yere yemin ederse Allah'ı gazaplandırmış olarak huzuruna varır. Allah bu sözü tasdik etmek üzere şu ayeti indirmiştir: "Şüphesiz Allah'a olan ahidlerini ve yeminlerini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için ahirette hiçbir nasip yoktur. Allah, Kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara (rahmet gözüyle) bakmaz ve onları temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azab da vardır"(A.ı-i İmran)
- 6661Cehennem durmaksızın daha fazla yok mu der. Nihayet izzetin rabbi oraya kademini koyar, cehennem de "Yeter…Enes İbn Malik r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Cehennem durmaksızın daha fazla yok mu der. Nihayet izzetin rabbi oraya kademini koyar, cehennem de "Yeter, yeter" der ve bir kısmı diğer kısmına yaklaşır. Fethu'l-Bârî Açıklaması AÇIKLAMA’DAN SONRA –Lİ UMRİLLAH BAB’I VAR Allah'ın izzeti, sıfatları ve kelimeleri adına yemin etmek: Bu başlıkta genel, özele, özel de genele atfedilmiştir. Çünkü sıfatlar izzetten ve kelimelerden geneldir. 'Atalar adına yemin etmeyin' başlığı altında bu duruma işaret edilmişti. Yeminler sarih, kinayeli ve ikisi arasında olmak üzere farklı kısımlara ayrılırlar. İkisi arasında olanlar sıfatlardır. Sıfatların sarih yemine dahil olup olmadığı, sıfatlarla yemin ederken niyete gerek olup olmadığı ihtilaflıdır. Tercih edilen görüşe göre, zati sıfatların bir kısmı sarih yemine dahildir. Kişi hakları ile ilgili böyle bir yemin edilmişse bu yeminde gizli saklı bir yön kalmamaktadır. Fiili sıfatlar ise kinayeye dahildir. Allah'ın izzeti zati sıfatlardandır. Celal ve azameti de öyledir. Beyhaki'nin Marife'de açıkladığına göre Şafii şöyle demiştir: "Kim Allah'ın hakkı, azameti, celali, kudreti adına yemin ederse yemin etmeyi ister kastetmiş olsun ister olmasın yemin etmiş sayılır." (Ebu Hureyre şöyle demiştir) Ebu Said şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Sana istediğin şeyin on katı verilecektir." Bu hadis haşır ile ilgili uzun bir hadisin özeti olup Rikak kitabının sonunda yeterince şerh edilmiştir. (6573 nolu hadis) "Senin izzetin adına yemin ederim ki senden başka bir şey istemeyeceğim." diyen adamın sözüne karşılıktır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu ifadeyi zikretmesi bu yemini takrir etmek olup böyle bir ifadenin yemin olacağına delalet etmektedir
- 6662Allah'ın hayatı adına yemin ederim onu (İbn Übey'i) öldüreceğizZühri'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Hz. Aişe'nin, ifk hadisesi ile ilgili dedikodular ve Allah'ın onun günahlardan uzak olduğunu buyurması ile ilgili rivayetini Urve İbn Zübeyr, Said İbn el-Müseyyeb, Alkame İbn Vakkas ve Ubeydullah İbn Abdullah'dan dinledi m. Bunların her biri bana hadisin bir kısmını anlattılar. Bu olayların ardından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalkıp Abdullah İbn Übey'in özür dilemesini istemişti. Üseyd İbn Hudayr Sa'd İbn Ubade'ye: "Allah'ın hayatı adına yemin ederim onu (İbn Übey'i) öldüreceğiz" demişti. Fethu'l-Bârî Açıklaması Kişinin liumrillah yani, "Allah'ın hayatı adına" demesi yemin sayılır mı? Bu sorunun cevabı li umri sözünün tefsirine bağlıdır. Bu nedenle musannif İbn Abbas'ın rivayetini nakletmiştir. Bu rivayet Hicr Suresinin tefsirinde geçmiştir. İbn Ebi Hatim bu rivayeti mevsul olarak nakletmiştir. İbn Ebi'I"Cevza'nın İbn Abbas'tan rivayetine göre de li umrike hayatın hakkı için anlamındadır. Ebu'I-Kasım ez-Zeccac şöyle demiştir: Ömür hayat demektir. Bu nedenle li umrillah diye yemin eden kimse Allah'ın bekası adına yemin etmiş demektir. Bu lafızda yer alan lam harfi te'kit içindir. Cümlenin haberi mahzuftur. Bu mahzuf haber ise "yemin ederim'' olarak edilir. Bu nedenle Malikiler ve Hanefiler bu lafızia yeminin geçerli olacağını, çünkü beka'nın Allah'ın zati sıfatlarından biri olduğunu söylemişlerdir. İmam Malik bu lafızla yemin etmekten hoşlanmadığını söylemiştir. İshak İbn Rahuye Musannefinde Abdurrahman İbn Ebi Bekre'den şöyle rivayet etmiştir: Osman İbn Ebi'I-As li umri 'hayatım hakkı için' diye yemin ederdi. . Şafii ve İshak şöyle demiştir: Bu lafız ancak yemin niyetiyle kullanılırsa geçerli bir yemin olur. Çünkü ilim ve hak adına da yemin edilir ve ilimle ma'lum, hak ile de Allah'ın vacip kıldıkları kastedilir. Ahmed İbn Hanbel'den bu iki mezhebin görüşünün aynısı nakledilmiştir. Ahmed İbn Hanbel'in tercih edilmesi gereken görüşü ise İmam Şafii'nin görüşü ile aynı olandır. Allah kendi yarattıklarından dilediği adına yemin eder. Allah'ın bu şekilde yemin etmesi başkalarının Allah'tan başkası adına yemin edebileceğine delalet etmez. Musannifin burada ifk hadisini nakletme amacı Useyd İbn Hudayr'ın li umrillah Iafzı ile yemin ederek İbn Ubey'i öldüreceğini söylemesidir. Bu hadis Nur Suresi tefsirinde yeterince açıklanmıştır
- 6663Allah sizi yeminlerinizdeki lağiv'den (yemin niyeti olmadan yemin sözlerini söylemek'ten) dolayı sorumlu…Hişam babasından naklen Aişe r.anha'nın "Allah sizi yeminlerinizdeki lağiv'den (yemin niyeti olmadan yemin sözlerini söylemek'ten) dolayı sorumlu tutmaz" ayetinin "hayır vallahi" gibi sözler hakkında nazil olduğunu söylemiştir. Diğer tahric: Ebu Davud (3254); Nesa (s-kübra), 11084; İbn Hibban
- 6664Aııah ümmetime, kalbine giren vesveselere karşı, bunlarla amel etmedikçe ve bunlardan söz etmediği sürece…Ebu Hureyre merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: "Aııah ümmetime, kalbine giren vesveselere karşı, bunlarla amel etmedikçe ve bunlardan söz etmediği sürece, müsamaha göstermiştir
- 6665Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kurban Bayramı hutbesi okurken bir adam ayağa kalkıpAbdullah İbn Amr İbn eı-As şöyle rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kurban Bayramı hutbesi okurken bir adam ayağa kalkıp: "Ey Allah'ın elçisi ben (hac menasikinin) şöyle şöyle yapılacağını sanıyordum" dedi. Ardından bir başka adam kalktı: "Ey Allah'ın elçisi ben şu üç rüknün (tıraş olma, kurban kesme ve şeytan taşlama) şöyle şöyle yapılacağını sanıyordum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara: "Bildiğiniz gibi yapın, bir sakınca yoktur, hepsinin günü aynıdır" buyurdu. O gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ne sorulduysa o: "Öyle de yapabilirsiniz, bir sakınca yoktur" diye cevap verdi
- 6666Şeytantaşlamadan önce kurban kestimİbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Şeytan taşlamadan önce tavaf ettim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yoktur" buyurdu. Bir .başkası: "Kurban kesmeden önce tıraş oldum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yoktur" buyurdu. Bir başkası: "Şeytantaşlamadan önce kurban kestim" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Birsakıncası yoktur" buyurdu
- 6667Git, bir daha namaz kıl, sen namaz kılmadınEbu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: Bir adam namaz kılmak için mescide geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de mescidin bir köşesindeydi. Adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Git, bir daha namaz kıl, sen namaz kılmadın" dedi. Adam geri döndü, bir daha namaz kıldı, ardından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem selama .J diye karşılık verdikten sonra: "Git, bir daha namaz kıl, sen namaz kılmadm» buyurdu. Bu durum üçüncü kez tekrarlayınca adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine namaz kılmayı öğretmesini istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Namaz kılacağm zaman güzelce abdest al, daha sonra kıbleye yönel, tekbir getir. Kur'an'dan kolayına geleni oku. Daha sonra tüm azaların yerli yerine oturacak şekilde rüko. et. Daha sonra dimdik ayakta duracak kadar başını kaldır. Daha sonra tüm azaların yerli yerine oturacak şekilde secde et. Daha sonra dimdik olacak ve azaların yerli yerine gelecek şekilde otur. Daha sonra yine azaların yerli yerine oturacak şekilde secde et. Daha sonra dimdik ayağa kalk. Bunları tüm namazın boyunca yap.»
- 6668Ey Allah'ın kulları, arkanıza bakın» diye seslendi. Öndeki askerler geri döndü ve arkadakilerle savaşmaya…Aişe r.anha'dan şöyle rivayet edilmiştir: Müşrikler Uhud Savaşında çok bariz bir biçimde yenilgiye uğramışlardı. İblis: "Ey Allah'ın kulları, arkanıza bakın» diye seslendi. Öndeki askerler geri döndü ve arkadakilerle savaşmaya başladılar. (Müslümanlarla müşrikler birbirine karışmıştı) O esnada Huzeyfe İbn el-Yeman babasını gördü: "Babam, babam» diye (etrafındakilere) bildirmeye çalıştı. Aişe r.anha şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, Müslümanlar bunu anlamadı, uzaklaşmayıp Huzeyfe'nin babasını öldürdüler. Huzeyfe: "Allah sizi affetsin» dedi. Urve şöyle diyor: "Allah'a yemin ederim ki Huzeyfe vefat edinceye kadar üzerinde bu olayın tesiri vardı.»