İçeriğe geç
Hadis kitabı

Sahih-i Buhari

hadis
7.510
bölüm
97

Bölümler

97
  1. 01Vahyin Başlamasının Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Vahy (1-7)
  2. 02İman KitabıKitâbu’l-İmân (8-58)
  3. 03İlim KitabıKitâbu'l-İlm (59-134)
  4. 04Namaz Abdesti KitabıKitâbu'l-Vudû (135-247)
  5. 05Boy Abdesti (Gusül) KitabıKitâbu'l-Gusl (248-293)
  6. 06Hayız KitabıKitâbu'l-Hayz (294-333)
  7. 07Teyemmüm KitabıKitâbu'l-Teyemmum (334-348)
  8. 08Namaz KitabıKitâbu's-Salât (349-520)
  9. 09Namaz Vakitleri KitabıKitâbu Mevâkîti's-Salât (522-602)
  10. 10Ezan KitabıKitâbu'l-Ezân (603-875)
  11. 11Cuma Namazı KitabıKitâbu'l-Cumua (876-941)
  12. 12Korku Namazı KitabıKitâbu Salâti'l-Havf (942-947)
  13. 13İki Bayram Namazı KitabıKitâbu'l-Îdeyn (948-989)
  14. 14Vitir Namazı KitabıKitâbu'l-Vitr (990-1004)
  15. 15Yağmur İsteme (İstiskâ) Namazı KitabıKitâbu'l-İstiskâ (1005-1039)
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması (Küsûf) KitabıKitâbu'l-Küsûf (1040-1066)
  17. 17Kur'an'daki Secde Ayetleri KitabıKitâbu Sücûdi'l-Kur'ân (1067-1079)
  18. 18Namazı Kısaltma KitabıKitâbu Taksîri’s-Salât (1080-1119)
  19. 19Teheccüd Namazı KitabıKitâbu't-Teheccüd (1120-1187)
  20. 20Mekke ve Medine Mescidi'nde Namaz Kılmanın Fazileti KitabıKitâbu Fazli's-Salâti Fî Mescidi Mekke ve'l-Medîne (1188-1197)
  21. 21Namazda İş Yapma KitabıKitâbu’l-Amel Fi's-Salât (1198-1223)
  22. 22Namazda Yanılma KitabıKitâbu's-Sehv (1224-1236)
  23. 23Cenazeler KitabıKitâbu' l-Cenâiz (1237-1394)
  24. 24Zekât KitabıKitâbu'z-Zekât (1395-1512)
  25. 25Hac KitabıKitâbu’l Hac (1513-1772)
  26. 26Umre KitabıKitâbu'l-Umra (1773-1805)
  27. 27Hac veya Umre'den Alıkonulma ve İhramda İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu'l-Muhsar (1806-1820)
  28. 28İhramlı İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu Cezâu’s-Sayd (1821-1866)
  29. 29Medine'nin Faziletleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Medîne (1867-1890)
  30. 30Oruç KitabıKitâbu’s-Savm (1891-2007)
  31. 31Teravih Namazı KitabıKitâbu Salâti't-Terâvîh (2008-2013)
  32. 32Kadir Gecesi'nin Fazileti KitabıKitâbu Fezâili Leyleti’l-Kadr (2014-2024)
  33. 33İtikat KitabıKitâbu'l-İ'tikâf (2025-2046)
  34. 34Alışveriş KitabıKitâbu’l-Buyû (2047-2238)
  35. 35Selem KitabıKitâbu's-Selem (2239-2256)
  36. 36Şuta (Öncelikli Alım Hakkı) KitabıKitâbu'ş-Şu'fa (2257-2259)
  37. 37Îcâr (Kiralama) KitabıKitâbu’l-İcâra (2260-2286)
  38. 38Havâle KitabıKitâbu'l-Havâlât (2287-2289)
  39. 39Kefil Olma KitabıKitâbu'l-Kefâle (2290-2298)
  40. 40Vekil Olma KitabıKitâbu'l-Vekâle (2299-2319)
  41. 41Ziraat Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Hars ve’l-Muzâraa' (2320-2350)
  42. 42Bağ-Bahçe Sulama Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Musâkâ (2351-2383)
  43. 43Ödünç Para İsteme (Kredi), Borç Ödeme, Kısıtlama, İflas KitabıKitâbun Fi’l-İstikrâz (2385-2409)
  44. 44Anlaşmazlıklar KitabıKitâbun Fi'l-Husûmât (2410-2425)
  45. 45Buluntu ve Kayıp KitabıKitâbun Fi’l-Lukata (2426-2439)
  46. 46Haksızlıklar KitabıKitâbu'l-Mezâlim ve'l-Gasb (2440-2482)
  47. 47Ortaklık (Şirket) KitabıKitâbu'ş-Şerike (2483-2507)
  48. 48Rehin Alma (İpotek) KitabıKitâbu'r-Rehn (2508-2515)
  49. 49Köle Azat Etme KitabıKitâbu'l-Itk (2517-2559)
  50. 50Köle ile Azatlık SözleşmesiKitâbu’l-Mukâtebe (2560-2565)
  51. 51Hibe (Bağışlama) ve Hibe'nin Fazileti KitabıKitâbu'l-Hibe (2566-2636)
  52. 52Şahitlik KitabıKitâbu’ş-Şehâdât (2637-2689)
  53. 53Anlaşmazlıkların Giderilmesi (Sulh) KitabıKitâbu's-Sulh (2690-2710)
  54. 54Şart Koşmalar KitabıKitâbu'ş-Şurût (2712-2737)
  55. 55Vasiyetler KitabıKitâbu'l-Vasâyâ (2738-2781)
  56. 56Cihad ve Siyer KitabıKitâbu'l-Cihâd ve's-Siyer (2782-3090)
  57. 57Humus KitabıKîtâbu Farzi'l-Humus (3091-3155)
  58. 58Cizye KitabıKitâbu'l-Cizye (3157-3189)
  59. 59Yaratmaya Başlamanın Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Halk (3190-3325)
  60. 60Peygamberler KitabıKitâbu Ehâdîsi'l-Enbiyâ (3326-3488)
  61. 61Menkıbeler KitabıKitâbu'l-Menâkıb (3489-3648)
  62. 62Sahabenin Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili Ashâbi'n-Nebî (3649-3775)
  63. 63Ensarın Menkıbeleri KitabıKitâbu Menâkıbi'l-Ensâr (3776-3948)
  64. 64Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri KitabıKitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)
  65. 65Tefsir KitabıKitâbu Tefsîri'l-Kur'ân (4474-4977)
  66. 66Kur'an'ın Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Kur'ân (4979-5062)
  67. 67Nikâh KitabıKitâbu'n-Nikâh (5063-5250)
  68. 68Boşanma KitabıKitâbu’t-Talâk (5251-5350)
  69. 69Aile İçin Harcamalar (Nafakalar) KitabıKitâbu'n-Nafakât (5351-5372)
  70. 70Yemek Yeme KitabıKitâbu’l-Et'ime (5373-5466)
  71. 71Akika KitabıKitâbu’l-Akîka (5467-5474)
  72. 72Avlanma ve Hayvan Kesimleri KitabıKitâbu’z-Zebâih ve's-Sayd (5475-5544)
  73. 73Kurban KitabıKitâbu' l-Edâhî (5545-5574)
  74. 74İçecekler KitabıKitâbu'l-Eşribe (5575-5639)
  75. 75Hastalıklar KitabıKitâbu'l-Merdâ (5640-5677)
  76. 76Tıp KitabıKitâbu't-Tıb (5678-5782)
  77. 77Giyim-Kuşam KitabıKitâbu’l-Libâs (5783-5969)
  78. 78Âdâb KitabıKitâbu'l-Edeb (5970-6226)
  79. 79İzin İsteme KitabıKitâbu'l-İsti'zân (6227-6303)
  80. 80Dua KitabıKitâbu'd-Deavât (6304-6411)
  81. 81Kalbi İncelten Öğütler KitabıKitâbu'r-Rikâk (6412-6593)
  82. 82Kader KitabıKitâbu'l-Kader (6594-6620)
  83. 83Yemin ve Adak KitabıKitâbu’l-Eymân ve'n-Nüzûr (6621-6707)
  84. 84Yemin Keffâreti KitabıKitâbu Keffârâti'l-Eymân (6708-6722)
  85. 85Ferâiz (Miras Hukuku) KitabıKitâbu'l-Ferâiz (6723-6771)
  86. 86Had Cezaları KitabıKitâbu'l-Hudûd (6772-6860)
  87. 87Diyet KitabıKitâbu'd-Diyât (6861-6917)
  88. 88Dinden Dönenler ve Hakka Karşı İnat Edenlerden Tevbe Etmelerini İsteme ve Bunlarla Savaşma KitabıKitâbu’l-İstitâbeti'l-Murteddîn (6918-6939)
  89. 89İnsanın İstemediği Şeye Zorlanması KitabıKitâbu’l-İkrâh (6940-6952)
  90. 90Hileler (Hukukî Çâreler) KitabıKitâbu’l-Hıyel (6953-6981)
  91. 91Rüya Yorumu KitabıKitâbu't-Ta'bîr (6982-7047)
  92. 92Fitneler KitabıKitâbu'l-Fiten (7048-7136)
  93. 93Ahkâm KitabıKitâbu'l-Ahkâm (7137-7225)
  94. 94Temenni KitabıKitâbu't-Temennî (7226-7245)
  95. 95Vâhidlerin - Tek Kişilerin Haberleri KitabıKitâbu Ahbari'l-Ahadi (7246-7267)
  96. 96Kitap ve Sünnete Bağlanma KitabıKitâbu'l-İ'tisâm (7268-7370)
  97. 97Tevhid KitabıKitâbu't-Tevhîd (7371-7563)

Tüm hadisler

341 / 376
  1. 6849Allah'ın tayin ettiği hadlerden birinde olmadıkça on sopadan daha fazla ceza yokturAbdurrahman b. Cabir'in Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işiten bir kimseden nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah'ın tayin ettiği hadlerden birinde olmadıkça on sopadan daha fazla ceza yoktur" buyurmuştur
  2. 6850Ebu Burde el-Ensari'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın tayin ettiği hallerden birinde…Ebu Burde el-Ensari'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın tayin ettiği hallerden birinde olmadıkça hiçbir kimseye on kamçıdan fazla vurmayınız" buyurmuştur
  3. 6851Ya Resulallah! Sen bir günün orucunu öbür güne ekliyorsunEbu Hureyre şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (sahur yemeden) orucu birbirine eklemeyi (savm-i visal) yasaklamıştı. Müslümanlardan bazıları ona "Ya Resulallah! Sen bir günün orucunu öbür güne ekliyorsun" dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sizin hanginiz bana benzer? Ben, Rabbim beni doyurur ve içirir bir halde gecelerim" buyurdu. Fakat sahabiler (sahursuz) oruç tutmaktan vazgeçmemekte ısrar edince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara bir gün visal orucu tutturdu. Sonra (üçüncü günü) hilali gördüler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların visalorucundan vazgeçmediklerini görünce, ceza verici bir tavırla "Eğer ay geri kalsaydı, ben sizlere daha fazla visal orucu tuttururdum" buyurdu
  4. 6852Abdullah b. Ömer'in nakline göre sahabiler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında (ölçüp tartmaksızın)…Abdullah b. Ömer'in nakline göre sahabiler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında (ölçüp tartmaksızın) göz kararı pazarlıkla yiyecek maddesi satın aldıklarında onları bulundukları yerden teslim alıp da kendi evlerine taşıyıncaya kadar satmaktan men eder, böyle yapmayanlar dövüıürmüş
  5. 6853Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine arz edilen hiçbir şey hakkında Allah'ın haramlarından biri…Aişe r.anha "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine arz edilen hiçbir şey hakkında Allah'ın haramlarından biri çiğnenilmediği müddetçe kendi nefsi için intikam almamıştır. Haramlardan biri çiğnendiğinde de Allah için intikam alırdı" demiştir. Fethu'l-Bârî Açıklaması ......Ta'zir ....... azere" kökünden türemedir. Bu kökün anlamı engelleme ve geri çevirme demektir. Ta'zir bir şahsı kaçındırmak demektir. Tıpkı düşmanlarını kendisinden savuşturup, ona zarar vermelerini önlemek gibi. "Ve amentum bi'r-rusuli ve azzertümuhum =Nebilerime inanır, onları desteklerseniz"(Maide 12) ayetinde kelime bu anlamda kullanılmıştır. Bu bir kimsenin çirkin bir fiili işlemesine engelolmak gibidir. '\'r':'\.4.l1 •.Jr" tabiri de buna bir başka örnektir. Bu cümlenin anlamı hakim sanık bir kez daha çirkin fiili işlemesin diye onu te'dib etti demektir. Ta'zir, kişinin durumuna uygun olarak sözle olabildiği gibi, fiille de olur. Buharl'nin attığı başlıktaki "Edeb" kelimesinden maksat, te'dib etmektir. Bu kelimenin ta'zir kelimesine atfedilmesinin sebebi şudur: Ta'zir masiyet sebebiyle yapılırken, te'dib bundan daha geneldir. çocuğu te'dib, öğretmenin te'dibi bu kavrama dahildir. İmam Buhari ta'zir ve te'dibin miktarını soru işaretiyle belirterek -biraz sonra açıklayacağımız üzere- bu konudaki ihtilafa işaret etmektedir. "Allah 'zn tayin ettiği hallerden birinde olmadıkça ... " Bu ifadenin zahirinden anlaşılan "had"den maksadın, şari (Allah) tarafından hakkında belli sayıda sopa veya vurma ya da belli bir ukubet tayin edilen ceza olduğudur. Bunlardan üzerinde ittifak edilenler, zina, hırsızlık, sarhoş verici madde içmek, hirabe (yol kesme, eşkiyalık), zina iftirası, adam öldürme, kısasen öldürme ve organlara kısasen zarar verme, dinden dönme sebebiyle katı cezalarıdır. Bu cezalardan son ikisine "had" denilip, denilmeyeceği konusunda bilginler arasında ihtilaf vardır. İşleyen kimsenin cezayı hak ettiği birçok suça "had" veya başka bir şey denilip denilmeyeceği konusunda ihtilaf edilmiştir. Bunlar bırakılan emaneti inkar, homoseksüel ilişki (livata), hayvanlarla cinsel ilişki, bir kadının erkek bir hayvanla ilişkisi, kadın kadına sevicilik (lezbiyenlik), darda kalmayan bir kimsenin ölmüş bir hayvanın etini yiyip kanını içmesi, domuz eti yeme bu suçlardan bazılarıdır. Sihir yapma, içki içme iftirasında bulunma, tembellik ederek namaz kılmama, Ramazan orucunu yeme ve üstü kapalı sözcüklerle (ta'riz) zina iftirasında bulunma da böyledir. Bazı bilginler yukarıda zikrettiğimiz hadislerde geçen "had" kelimesinden maksadın Allah hakkı olduğu kanaatine varmışlardır. Selef bilginleri bu hadisin anlamı üzerinde ihtilaf etmişlerdir. Leys, kendisinden nakledilen meşhur rivayete göre Ahmed b. Hanbel, İshak, bazı Şafiı bilginleri bu hadisin zahirini almışlarqır. İmam Malik, Şafii ve İmam Ebu Hanıfe'nin iki öğrencisi, hadiste ifade edilen On sayısının üzerine çıkmak caizdir dedikten sonra ihtilaf etmişlerdir. İmam Şafii hiçe bir zaman had cezalarının en alt sınırına varılmaz demiştir. Ancak burada itibar edilecek olan hür bir kimseye uygulanacak had midir, yoksa köleye uygulanacak had midir? Bu konuda iki görüş vardır. Bir görüşe veya biryaklaşıma göre her ta'zir cezası kendi cinsinin had cezasından belirlenir ve o miktarı aşmaz. "Bu konuda, had cezasına ulaşılmaz" diyen Evzaı'nin görüşünün zorunlu sonucu da budur. Evzaı bu konuda ayrıntıya gitmemiştir. Diğer fıkıh bilginleri ise şöyle demişlerdir: Ta'zirde cezanın tayini hangi miktara çıkarsa çıksın devlet başkanına (hakime) kalmıştır. Ebu Sevr'in tercihi de bu yöndedir: Hz. Ömer'in, Ebu Musa'ya bir mektup yazarak "ta'zir cezasında yirmiden daha fazla vurulamaz" dediği nakledilmiştir. Hz. Osman'ın otuzdan daha fazla vurulamaz dediği rivayet edilirken, Hz. Ömer yüz kamçıya kadar çıkılabilir demiştir. İbn Mesud'dan da bu doğrultuda bir görüş nakledilmiştir. İmam Malik, Ebu Sevr ve Ata şöyle demişlerdir: Ta'zir cezası ancak bir suçu tekrar tekrar işleyen kimseye verilir. Bir kez günah işleyen kimseye had cezası verilemeyeceği gibi, ta'zir de uygulanmaz. Ebu Hanife'nin ta'zirde kırk sopaya çıkılmaz dediği nakledilmiştir. İbn Ebi Leyla ve Ebu Yusuf ise doksanbeş sopanın üstüne çıkılmaz demişlerdir. İmam Malik ve Ebu Yusuf'tan gelen bir nakle göre seksenin üzerine çıkılmaz. Bu bilginler yukarıdaki hadise birçok cevap vermişlerdir. Bunların içinden bazıları yukarıda geçti. Bu cevaplardan birisi de ta'zir cezasının sadece sopa vurularak uygulanacağıdır. Mesela bastonla veya elle vurmaya gelince, burada hadiste belirtilen rakamın üstüne çıkmak mümkündür. Fakat had cezalarının en düşük miktarının üzerine çıkılamaz. Hadise verilen cevaplardan birisi de onun mensuh olduğudur. Hadisin nesh edildiğini sahabenin icmaı göstermektedir. Buna bu görüşü bazı tabiun alimleri ifade etmişlerdir denilerek itiraz edilmiştir. Leys b. Sa' d' ın görüşü bu doğrultuda olup, İslam beldesinin belli başlı merkezlerinde bulunan fıkıh bilginleri de (fukahau'l-emsar) bu görüşü benimsemişlerdir. Hadise verilen cevaplardan bir diğeri de hadisin kendisinden daha güçlü olan bir delille çeliştiğidir. Bu güçlü delil, ta'zir cezasının had cezalarından farklı olacağına dair yapılmış icmadır. Yukarıda zikrettiğimiz hadis, ta'zirin on veya daha az bir sayıyla belirlenmesini gerektirmektedir. Dolayısıyla bu, had cezası gibi olmaktadır. Hadis bir de ta'zir cezası devlet başkanının (hakimin) görüşüne bırakılmıştır. Ağırlaştırmak ve hafifleştirmek onun görevidir şeklindeki icma ile çelişmektedir. ikinci hadis visal orucunu yasaklama hadisidir. Hadise bu başlık altında yer verilmesinden maksat, "ceza verici bir tavırla onlara visal orucu tutturdu". cümlesidir. ibn Battal'ın nakline göre Mühelleb şöyle demiştir: Bu hadisten anlaşılan ta'zir cezası devlet başkanının (hakimin) takdirine bırakılmıştır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "eğer ay geri kalsaydı, ben sizlere daha fazla visal orucu tuttururdum" buyurmuştur. Bu ifade devlet başkanının (hakimin) ta'ziri uygun gördüğü kadar arttırmaya yetkisi olduğunu göstermektedir. Durum Mühelleb'in dediği gibidir. Fakat bu, yukarıda zikredilen hadisle çelişmez. Çünkü hadis belli bir sayıda vurma veya sopalama hakkında gelmiştir. Dolayısıyla belli bir şeyle ilgilidir. Bu visal orucu ise terk edilen bir şeyle ilgilidir. O da orucu bozan şeylerden kişinin kendini tutmasıdır. Burada çekilen acı aç ve susuz bırakma sebebi iledir. Açlığın ve susuzluğun şahıslardaki etkisi gerçekten birbirinden çok farklıdır. ifadeden öyle -anlaşılıyor ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in visal orucu tutturdu ğu kişiler, genelde bunu başarabilecek güçte olankimselerdi. Nebi s.a.v., visal orucu onların aciz kalmalarıyla sonuçlanmış olsaydı, bunun onları vazgeçirmekte daha etkili olacağına işaret etmektedir. Hadisten anlaşılan ta'zirden maksadın caydırmayı sağlayan bir ceza olduğudur. Bu da değneğin veya vurmanın daha hafif veya daha ağır olması şeklinde çeşitli uygulamalar yapmak suretiyle on sopayla mümkün olur. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir. Bu hadisten aç bırakma veya benzeri manevi şeylerle ta'zir uygulamanın caiz olduğu da anlaşılmaktadır. "Nebi s.a.v.'in zamanında (ölçüp tartmaksızın) göz kararı pazarlıkla yiyecek maddesi satın aldıklarında ... " Bu hadisin açıklaması büyu' bölümünde geniş geniş yapılmıştı. Hadisten şer'! emre muhalif olan ve fasid akidere başvuran kimselere vurma suretiyle te'dib cezası uygulanabileceği, çarşı ve pazarlara muhtesib görevlendirmenin meşru olduğu anlaşılmaktadır. Hadiste zikredilen dövme dördüncü hadisten anlaşıldığı üzere emrekarşı gelen kimse içindir şeklinde açıklanmıştır. Bu hadisin geniş bir açıklaması, Nebi s.a.v.'in Sıfatı Bölümünde ge.çmlşti
  6. 6854Ya Resulallah! Ben bu kadını nikahımda tutarsam ona iftira etmiş olurumSehl b. Sa'd şöyle demiştir: Ben onbeş yaşında iken bir karı-kocanın karşılıklı lian uygulamalarına şahit oldum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların lianlarından sonra aralarını ayırdı ve boşandılar. Kadının kocası "Ya Resulallah! Ben bu kadını nikahımda tutarsam ona iftira etmiş olurum" dedi. Süfyan, ben ez-Zührl'den bundan sonrasını şöyle ezberledim dedi: "Eğer kadın şöyle şöyle sıfatta bir çocuk doğurursa adam kadın aleyhinde doğru söylemektedir. Eğer kadın şöyle şöyle nitelikte kızılca keler gibi kırmızı bir çocuk doğurursa adam iddiasında yalancıdır" dedi. Süfyan şöyle dedi: Ben ez-Zührl'nin "Bu kadın, sevilmeyen sıfatta bir çocuk doğuıdu" dediğini işittim
  7. 6855Eğer ben bir kadını beyyinesiz olarak recm etseydim bunu recm ederdimKasım b. Muhammed şöyle demiştir: İbn Abbas lian yapan iki kişiden söz etti. Abdullah İbn Şeddad işte o kadın, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Eğer ben bir kadını beyyinesiz olarak recm etseydim bunu recm ederdim" buyurduğu kadındır dedi. İbn Abbas hayır, bu, çirkinliği ve fücuru açıktan yapan kadındır dedi
  8. 6856Ben bu belaya ancak kendi sözümden dolayı uğramışımdırİbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda liandan söz edildi. Asım b. Adiy bu konuda bir söz söylemiş, sonra evine gitmişti. Bundan sonra ona kendi kavminden olan bir kişi geldi ve kendi karısının yanında bir adamı yakaladığını söyleyip şikayette bulundu. Bunun üzerine Asım "Ben bu belaya ancak kendi sözümden dolayı uğramışımdır" dedi ve o adamı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına götürdü. Adam Efendimize karısını birlikte yakaladığı kişiyi haber verdi. Şikayetçi olan kişi sarı benizli, az etli, düz saçlı idi. Karısıyla birlikte yakaladığını iddia ettiği kişi ise esmer, kalın ve dolgun bacaklı, çok etli, şişman bir kimse idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allahümme beyyin= Allah'ım beyan buyur" dedi. Sonunda kadın kocasının yanında yakaladığını söylediği adama benzer bir çocuk doğurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu karı koca arasında lian yaphrdl. Abdullah b. Şeddad bulundukları mecliste Abdullah b. Abbas'a hitaben "İşte o kadın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Eğer ben beyyinesiz olarak recm etseydim, işte bu kadını recm ederdim" buyurduğu kadındır deyince, İbn Abbas "hayır, o kadın, İslamda kötülüğü açıktan açığa işleyen bir kadındı" dedi. Fethu'l-Bârî Açıklaması "Genelde çirkin fiile delalet eden bir şey yapmak" Bu başlıktan maksat, söz konusu fiilin hükmünün ne olduğudur. "Çirkin fiile delalet eden bir şey yapmak" tabirinden maksat, elde herhangi bir beyyine veya kişinin ikrarı olmaksızın genelde fuhşa delalet eden bir şey yapmak demektir. Başlıkta geçen ."lath", kötülük iftirasında bulunmaktır. "Lataha fulanun bi keza" birisi birisine şöyle bir kötülük attı demektir. ......... ona bir kötülük attı ve töhmette bulundu demektir. Töhmet, bu fiil ile suçlanan kimseye normal yoldan bile olsa tahkik etmeksizin suçlamada bulunmak demektir. İmam Buhari bu konuda iki hadise yer vermektedir. Bunlardan birisi, Sehl b. Sa'd'ın karşılıklı !ian yapan karı-koca olayı hakkında naklettiği hadistir. Bu hadis muhtasar olarak nakledilmiştir. Hadisin geniş bir açıklaması lian bölümünde geçmişti. Mühelleb şöyle demiştir: Hadisten bir kimse zina ile itham edilse bile elde beyyine veya kişinin ikrarı olmaksızın ona had cezası uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. Nevevi şöyle demiştir: "Kötü bir şeyi ortaya koyma" kişinin o kötülükle meşhur olması, bunun yaygın hale gelmesi ancak ispat için bir beyyinenin bulunmaması ve o kişinin de suçunu itiraf etmemesi demektir. Hadis bir kişinin işlediği suçun halk arasında yaygın hale gelmesi dolayısıyla ona had cezası uygulamanın gerekmediğine delildir
  9. 6857Helak edici yedi şeyden sakınınız!Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir keresinde "Helak edici yedi şeyden sakınınız!" buyurdu. Sahabiler "Ya Resulallah! Nedir onlar?" diye sordular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah'a ortak koşmak, sihir yapmak, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymak, faiz kazancı yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında savaştan kaçmak, namuslu, kötülüklerden habersiz mu'min kadınlara zina isnadında bulunmaktır. " Fethu'l-Bârî Açıklaması "İffetli kadınlara zina iftirası atmak" onlara iftirada bulunmak demektir. Burada "el-muhsanat" kelimesinden maksat, iffetli ve hür kadınlar demektir. Bu, sadece evli kadınlar demek değildir. Tam tersine bakire olan kadına zina iftirasının cezası da bilginlerin icmaı ile aynıdır. Yukarıda zikredilen birinci ayet, iffete iftira suçunun cezasını açıklarken, ikincisi bunun büyük günahlardan olduğunu ifade etmektedir. Karşılığında lanet veya azap tehdidi bulunan ya da had cezası getirilmiş olan bütün fiiller büyük günahtırlar. Bu konuda esas alınması gereken tanım budur. Böyle bir açıklamayla bu bölümde zikredilen hadisle iki ayet birbiriyle uyumlu hale gelmektedir. İffetli erkeklere zina iftirası atmanın hükmünün, iffetli kadınlara zina iftirasında bulunmayla aynı olduğu noktasında bilginlerin icmaı vardır. Bundan sonraki bölümde açıklayacağımız üzere kölelere zina isnadında bulunmanın hükmü ihtilaflıdır. "Helak edici yedi şeyden sakınınız." Mühelleb şöyle demiştir: Büyük günahlara bu ismin verilmesi, onların bunları işleyen kimseleri helak etmesi sebebiyledir. Bizce burada"r-ll" kelimesi, büyük günah anlamındadır. Nesai ve Taberanl'nin rivayet ettikleri İbn Hibban ve Hakim'in sahih olarak degerlendirdikleri ve Ebu Hureyre ile Ebu Said'in naklettikleri bir hadise göre Nebi s.a.v."Beş namazı kılıp, yedi büyük günahtan kaçman hiçbir 'kul yoktur ki ona cennetin kapılan açılmasın" buyurmuştur. (Nesai, Zekat; İbn Hibban, Sahih, V, 43; Hakim, el-Müstedrek, I, 316; Taberani, el-Mu'cemu'l-Kebir, IV, 128) İbn Abdusselam şöyle demiştir: Büyük günahın hiçbir itirazla karşılaşmayacağı tanımına rastlamadım. Bence en uygun tarifi şudur: Büyük günah, işleyenin dinini hafife aldığını nasla bildirilen büyük günahların en küçüğünün gösterdiği kadar gösteren günahtır. İbn Abdusselam bir de şunu der: Bazıları büyük günahı, işleyene tehdit veya lanet getirilen her türlü günahtır şeklinde tanımlamışlardır. Bizce bu son tanım diğerinden daha kapsamlıdır. Bu tanıma "ihlal edilmesi had cezası gerektirir" şeklinde bir ilave yapmak gerekir şeklinde bir itiraza yer yoktur. Çünkü hakkında had cezası uygun görülen her fiil, onu yapan kişiye yönelik tehditten hali değildir. Kurtubl'nin el-Müfhim isimli eserinde yaptığı tarif büyük günah tanımlarının içinde en güzellerinden biridir: Kitap veya sünnetin ya da icmanın hakkında "büyük günah" deyimini kullandığı ya da karşılığında şiddetli bir ceza olduğu bildirilen veya had cezası konulan ya da şiddetli bir kınama yapılan fiiller büyük günahtır. Buna göre hakkında tehdit veya lanet ya da fısk terimlerinin kullanıldığı fiilleri Kur'an ya da sahih ve hasen hadislerden araştırmak ve gerek Kur'an, gerek sahih ve hasen hadislerde büyük günah olduğu bildirilen fiillere bunları eklemek uygun olur. Bu fiillerin toplamı kaça ulaşırsa ulaşsın bundan o fiilleri bir bir sıralamayı öğrenmek mümkündür. Ben bunları bir araya toplamaya başladım. Allahu Teala'tan lütfu ve inayetiyle bunları yazmaya yardımcı olmasını dilerim. Hallmı, el-Minhac isimli eserinde şöyle der: Büyük ve küçüğü olmayan hiçbir günah yoktur. Bazen küçük günah belli bir karine dolayısıyla büyük günaha dönüşebilirken, bazen büyük günah aynı şekilde çirkin bir fiile dönüşebilir. Bundan Allah'ı inkar etmek müstesnadır. Çünkü bu büyük günahların en çirkinlerindendir. Allah'ı inkar etme günahının küçüğü yoktur. Biz de şunu ekleyelim: Bununla birlikte bu günah da çirkin ve daha çirkin şeklinde iki kısma ayrılır. Halımı bundan sonra söylediklerine örnekler getirir. İkincisi ise haksız yere bir cana kıymak gibi bir fiildir. Bu büyük günahtır. Bir kimse kendi usulünü (babası, babasının babası. .. ) veya füruunu (oğlu, oğlunun oğlu ... ) ya da kan bağı olan yakın akrabasını öldürse veya Harem' de veya haram olan ayda katı fiilini işlese bu bir çirkin fiildir (fahişe). Zina büyük bir günahtır. Bir kimse komşusunun hanımıyla veya kan bağı olan akrabasıyla ya da Ramazan ayında veya Harem bölgesinde bu fiili işleyecek olursa, bunun adı fahişedir. içki içmek büyük günahtır ama Ramazan ayında gündüz içilirse veya Harem-i Şerif'te ya da açıktan açığa içilecek olursa bu da fahişedir. Nisab miktarından daha az bir değerde mal çalmak küçük günahtır. Malı çalınan kişinin bundan başka malı yoksa ve malı olmaması zaafa yol açıyorsa bu büyük günahtır. Halimi bu konuda daha birçok örnek verir: Bu örneklerin çoğunda tenkit edilecek noktalar bulunmaktadır. Fakat bu onun alametidir. Yapılan bu ayırım güzel bir metod olup, dikkate almakta herhangi bir sakınca yoktur. Büyük ve küçük günah ayırımının dayanağı mefsedetin ağırlığı veya hafifliğidir. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir
  10. 6858Her kim maliki olduğu kölesine -söylediğinden berı olduğu halde- zina isnad ederse kıyamet gününde sapa ile…Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Ben Ebu'l-Kasım Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. Şöyle buyuruyordu: "Her kim maliki olduğu kölesine -söylediğinden berı olduğu halde- zina isnad ederse kıyamet gününde sapa ile dövülür. Ancak kölenin onun söylediği gibi olması müstesnadır." Fethu'l-Bârî Açıklaması imam Buhari yukarıya attığı başlıkta geçen "" kelimesini rivayette yer alan sözcüğe uyarak kullanmaktadır. Yoksa bu konuda köle ile cariye arasında fark yoktur. Bu konudaki hüküm şöyledir: Bir köle iffete iftira suçu işlediğinde ister erkek, ister kadın olsun hürlere verilen cezanın yarısını alır. Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginlerinin görüşü bu doğrultudadır. "Söylediğinden berı olduğu halde." Bu cümle, Arapça grameri açısından hal cümlesidir. "Ancak kölenin onun söylediği gibi olması hali müstesnadır." Yani bu durumda o kişiye iffete iftira cezası verilmez. Mühelleb şöyle demiştir: Bilginler, hür bir kimse bir köleye zina iftirasında bulunursa kendisine had cezası uygulamak gerekmediği konusunda görüş birliği etmişlerdir. Bu hadis, söz konusu hükmün isabetli olduğunu göstermektedir. Zira efendiye kölesine zina iftirası attı diye dünyada sopa cezası uygulamak gerekli olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ahirette alacağı cezayı ifade ettiği gibi bunu da belirtirdi. Rasulullah'ın söz konusu cezayı ahirete mahsus kılması, hür olan kimseleri kölelerden ayırmak içindir. Ahirete gelince, efendilerin köle üzerindeki mülkiyetleri ortadan kalkmakta ve kölelerle hürler had cezası açısından birbirlerine eşit olmaktadırlar. Dolayısıyla bunlardan her biri, mağdur olan taraf affetmedikçe kısasen hakkını alır. Ahirette üstünlük sadece takva açısındandır. Biz de şunu ekleyelim: Mühelleb'in icma olduğu yolundaki nakli tartışılır. Abdurrezzak'ın nakline göre İbn Ömer' e başkasına ait Ümmü Veled'e zina iftirası atan kimsenin durumu soruldu. Hz. Ömer şöyle cevap verdi: O kişiye hakir ve zelil kılıcı had cezası vurulur. Bu haber sahih bir isnadla rivayet edilmiştir. (Abdurrezzak, Musannef, VII, 439) Hasan-ı Basri ve Zahiriye alimlerinin görüşü bu doğrultudadır. İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: Bir ümm-ü velede zina iftirasında bulunan kimsenin hakkında bilginler ihtilaf etmişlerdir. İmam Malik ve bir grup bilgin, iftirayı atana had cezası uygulamak gereklidir demişlerdir. Efendinin ölümünden sonra yapılan iftira konusunda İmam Şafil'nin görüşüne yapılan kıyasın hükmü bu doğrultudadır. Efendinin ölümüyle ümm-ü veled hür olur diyen bütün görüşlerin mukayesesinden çıkan sonuç da budur. Hasan-ı Basri'nin ümm-ü velede zina iftirasında bulunan kimseye had cezası uygulamak gerekmediği görüşünde olduğu nakledilmiştir. İmam Malik ve Şafii ise köle zannederek hür bir kimseye zina iftirasında bulunan kişiye had cezasını uygulamak gerekli olur demişlerdir
  11. 6859Ya Resulallah' Allah adına aramızda onun kitabıyla hüküm vermeni istiyorumEbu Hureyre ile Zeyd b. Halid el-Cühenı şöyle anlatmışlardır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir gün bir adam geldi ve "Ya Resulallah' Allah adına aramızda onun kitabıyla hüküm vermeni istiyorum" dedi. Bunun üzerine davalı olan şahıs da ayağa kalktı. Bu kişi ondan daha anlayışlı birisi olarak "(evet) o doğru söyledi, aramızda Allah'ın kitabı ile hükmet ve (davamı arzetmek üzere) bana izin ver Ya Resulallah!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "söyle!" buyurdu. O da şöyle anlattı: Benim oğlum bu adamın yanında ücretli çalışıyordu. Onun eşi ile zina etmiş. Ben bu adama yüz koyun ve bir de hizmetçi fidye verip oğlumu kurtardım. Sonra bu meseleyi ilim sahibi olan kimselere sordum. Onlar bana henüz bekar olan oğluma yüz değnekle bir yıl sürgüne gönderme cezası, bunun hanımına da recm cezası gerektiğini haber verdiler, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kudreti sayesinde yaşadığım Allah'a yemin ederim ki sizin aranızda elbette aziz ve celil olan Allah 'm kitabı ile hüküm vereceğim. Yüz koyun ve hizmetçi sana geri verilecek, oğluna da yüz değnek vurulacak ve bir yıl sürgüne gönderilecek Ey Uneys! Bu adamın hanımma git, onu sorup bu konuyu araştır! Eğer bu hanım zina suçunu (sabit olacak tarzda) itiraf ederse, onu recm et" buyurdu. Uneys kadına gitti. Tahkikat sırasında kadın zina ettiğini itiraf edince, ona recm cezası uyguladı
  12. 6860Ya Resulallah' Allah adına aramızda onun kitabıyla hüküm vermeni istiyorumEbu Hureyre ile Zeyd b. Halid el-Cühenı şöyle anlatmışlardır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir gün bir adam geldi ve "Ya Resulallah' Allah adına aramızda onun kitabıyla hüküm vermeni istiyorum" dedi. Bunun üzerine davalı olan şahıs da ayağa kalktı. Bu kişi ondan daha anlayışlı birisi olarak "(evet) o doğru söyledi, aramızda Allah'ın kitabı ile hükmet ve (davamı arzetmek üzere) bana izin ver Ya Resulallah!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "söyle!" buyurdu. O da şöyle anlattı: Benim oğlum bu adamın yanında ücretli çalışıyordu. Onun eşi ile zina etmiş. Ben bu adama yüz koyun ve bir de hizmetçi fidye verip oğlumu kurtardım. Sonra bu meseleyi ilim sahibi olan kimselere sordum. Onlar bana henüz bekar olan oğluma yüz değnekle bir yıl sürgüne gönderme cezası, bunun hanımına da recm cezası gerektiğini haber verdiler, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kudreti sayesinde yaşadığım Allah'a yemin ederim ki sizin aranızda elbette aziz ve celil olan Allah 'm kitabı ile hüküm vereceğim. Yüz koyun ve hizmetçi sana geri verilecek, oğluna da yüz değnek vurulacak ve bir yıl sürgüne gönderilecek Ey Uneys! Bu adamın hanımma git, onu sorup bu konuyu araştır! Eğer bu hanım zina suçunu (sabit olacak tarzda) itiraf ederse, onu recm et" buyurdu. Uneys kadına gitti. Tahkikat sırasında kadın zina ettiğini itiraf edince, ona recm cezası uyguladı
  13. 6861Ya Resulallah! Allah katında hangi günah en büyüktürAbdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: Adamın biri: "Ya Resulallah! Allah katında hangi günah en büyüktür" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah seni yarattığı halde Allah'a ortak ilah kabul etmendir" buyurdu. O adam "Sonra hangisi?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sonra beraberinde yemek yemesinden korktuğun için çocuğunu öldürmendir" buyurdu. Soruyu soran kişi "Bundan sonra hangisi?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sonra komşunun eşiyle zina etmendir" buyurdu. Bunun üzerine Allahu Teala Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediklerinin tasdiki olmak üzere şu ayetleri indirdi: "Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttukları) başka bir ilah'a yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı can'a haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahımın cezasını) bulur. "(Furkan)
  14. 6862Mu'min kişi dokunulması haram bir kanı dökmedikçe dininden bir genişlik içindedirİbn Ömer'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Mu'min kişi dokunulması haram bir kanı dökmedikçe dininden bir genişlik içindedir" buyurmuştur
  15. 6863Nefsini içine atan kimseler için hiçbir çıkış yeri olmayan işlerin helak edicilerinden biri, dokunulmaz olan…Abdullah b. Ömer "Nefsini içine atan kimseler için hiçbir çıkış yeri olmayan işlerin helak edicilerinden biri, dokunulmaz olan bir kanı helal bir sebep olmaksızın dökmektir" demiştir
  16. 6864(Kıyamet gününde) insanlar arasında verilecek ilk hüküm kan davaları hakkındadırAbdullah b. Mes'ud'un nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "(Kıyamet gününde) insanlar arasında verilecek ilk hüküm kan davaları hakkındadır" buyurmuştur
  17. 6865Ya Resulallah! Ben bir kafirle karşılaşsam onunla vuruşsak da o benim elimi kılıcı ile vurup koparsa, sonra…Ubeydullah b. Adiy'in Zühre oğullarının yeminli dostu olan ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de savaşa katılan el-Mikdad b. Amr el-Kind! şöyle anlatmıştır: Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e "Ya Resulallah! Ben bir kafirle karşılaşsam onunla vuruşsak da o benim elimi kılıcı ile vurup koparsa, sonra benden kaçıp bir ağaca sığınsa 'Ben Allah için Müslüman oldum' dese, onu bu kelime-İ tevhidden sonra öldürebilir miyim?" diye sordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hayır, onu öldürme!" buyurdu. Bunun üzerine "Ya Resulallah! O benim iki elimden birisini kesip kopardı, tevhid kelimesini elimi kopardıktan sonra söyledi. Ben onu öldürebilir miyim?" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sakın öldürme! Onu öldürürsen o seni öldürmezden önceki konumunda olur, sen de 'onun söylediğitevhid kelimesini söylemezden önceki konumunda olursun" buyurdu
  18. 6866Ya Resulallah! Ben bir kafirle karşılaşsam onunla vuruşsak da o benim elimi kılıcı ile vurup koparsa, sonra…Ubeydullah b. Adiy'in Zühre oğullarının yeminli dostu olan ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de savaşa katılan el-Mikdad b. Amr el-Kind! şöyle anlatmıştır: Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e "Ya Resulallah! Ben bir kafirle karşılaşsam onunla vuruşsak da o benim elimi kılıcı ile vurup koparsa, sonra benden kaçıp bir ağaca sığınsa 'Ben Allah için Müslüman oldum' dese, onu bu kelime-İ tevhidden sonra öldürebilir miyim?" diye sordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hayır, onu öldürme!" buyurdu. Bunun üzerine "Ya Resulallah! O benim iki elimden birisini kesip kopardı, tevhid kelimesini elimi kopardıktan sonra söyledi. Ben onu öldürebilir miyim?" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sakın öldürme! Onu öldürürsen o seni öldürmezden önceki konumunda olur, sen de 'onun söylediğitevhid kelimesini söylemezden önceki konumunda olursun" buyurdu
  19. 6867Haksız yere öldürülen her nefsin öldürülme günahından mutlaka bir pay ilk Ademoğlu üzerine de olurAbdullah b. Mesud r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Haksız yere öldürülen her nefsin öldürülme günahından mutlaka bir pay ilk Ademoğlu üzerine de olur" buyurmuştur
  20. 6868Benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kafirlere dönmeyinizAbdullah b. Ömer'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kafirlere dönmeyiniz" buyurmuştur