İçeriğe geç
Hadis kitabı

Sahih-i Buhari

hadis
7.510
bölüm
97

Bölümler

97
  1. 01Vahyin Başlamasının Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Vahy (1-7)
  2. 02İman KitabıKitâbu’l-İmân (8-58)
  3. 03İlim KitabıKitâbu'l-İlm (59-134)
  4. 04Namaz Abdesti KitabıKitâbu'l-Vudû (135-247)
  5. 05Boy Abdesti (Gusül) KitabıKitâbu'l-Gusl (248-293)
  6. 06Hayız KitabıKitâbu'l-Hayz (294-333)
  7. 07Teyemmüm KitabıKitâbu'l-Teyemmum (334-348)
  8. 08Namaz KitabıKitâbu's-Salât (349-520)
  9. 09Namaz Vakitleri KitabıKitâbu Mevâkîti's-Salât (522-602)
  10. 10Ezan KitabıKitâbu'l-Ezân (603-875)
  11. 11Cuma Namazı KitabıKitâbu'l-Cumua (876-941)
  12. 12Korku Namazı KitabıKitâbu Salâti'l-Havf (942-947)
  13. 13İki Bayram Namazı KitabıKitâbu'l-Îdeyn (948-989)
  14. 14Vitir Namazı KitabıKitâbu'l-Vitr (990-1004)
  15. 15Yağmur İsteme (İstiskâ) Namazı KitabıKitâbu'l-İstiskâ (1005-1039)
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması (Küsûf) KitabıKitâbu'l-Küsûf (1040-1066)
  17. 17Kur'an'daki Secde Ayetleri KitabıKitâbu Sücûdi'l-Kur'ân (1067-1079)
  18. 18Namazı Kısaltma KitabıKitâbu Taksîri’s-Salât (1080-1119)
  19. 19Teheccüd Namazı KitabıKitâbu't-Teheccüd (1120-1187)
  20. 20Mekke ve Medine Mescidi'nde Namaz Kılmanın Fazileti KitabıKitâbu Fazli's-Salâti Fî Mescidi Mekke ve'l-Medîne (1188-1197)
  21. 21Namazda İş Yapma KitabıKitâbu’l-Amel Fi's-Salât (1198-1223)
  22. 22Namazda Yanılma KitabıKitâbu's-Sehv (1224-1236)
  23. 23Cenazeler KitabıKitâbu' l-Cenâiz (1237-1394)
  24. 24Zekât KitabıKitâbu'z-Zekât (1395-1512)
  25. 25Hac KitabıKitâbu’l Hac (1513-1772)
  26. 26Umre KitabıKitâbu'l-Umra (1773-1805)
  27. 27Hac veya Umre'den Alıkonulma ve İhramda İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu'l-Muhsar (1806-1820)
  28. 28İhramlı İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu Cezâu’s-Sayd (1821-1866)
  29. 29Medine'nin Faziletleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Medîne (1867-1890)
  30. 30Oruç KitabıKitâbu’s-Savm (1891-2007)
  31. 31Teravih Namazı KitabıKitâbu Salâti't-Terâvîh (2008-2013)
  32. 32Kadir Gecesi'nin Fazileti KitabıKitâbu Fezâili Leyleti’l-Kadr (2014-2024)
  33. 33İtikat KitabıKitâbu'l-İ'tikâf (2025-2046)
  34. 34Alışveriş KitabıKitâbu’l-Buyû (2047-2238)
  35. 35Selem KitabıKitâbu's-Selem (2239-2256)
  36. 36Şuta (Öncelikli Alım Hakkı) KitabıKitâbu'ş-Şu'fa (2257-2259)
  37. 37Îcâr (Kiralama) KitabıKitâbu’l-İcâra (2260-2286)
  38. 38Havâle KitabıKitâbu'l-Havâlât (2287-2289)
  39. 39Kefil Olma KitabıKitâbu'l-Kefâle (2290-2298)
  40. 40Vekil Olma KitabıKitâbu'l-Vekâle (2299-2319)
  41. 41Ziraat Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Hars ve’l-Muzâraa' (2320-2350)
  42. 42Bağ-Bahçe Sulama Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Musâkâ (2351-2383)
  43. 43Ödünç Para İsteme (Kredi), Borç Ödeme, Kısıtlama, İflas KitabıKitâbun Fi’l-İstikrâz (2385-2409)
  44. 44Anlaşmazlıklar KitabıKitâbun Fi'l-Husûmât (2410-2425)
  45. 45Buluntu ve Kayıp KitabıKitâbun Fi’l-Lukata (2426-2439)
  46. 46Haksızlıklar KitabıKitâbu'l-Mezâlim ve'l-Gasb (2440-2482)
  47. 47Ortaklık (Şirket) KitabıKitâbu'ş-Şerike (2483-2507)
  48. 48Rehin Alma (İpotek) KitabıKitâbu'r-Rehn (2508-2515)
  49. 49Köle Azat Etme KitabıKitâbu'l-Itk (2517-2559)
  50. 50Köle ile Azatlık SözleşmesiKitâbu’l-Mukâtebe (2560-2565)
  51. 51Hibe (Bağışlama) ve Hibe'nin Fazileti KitabıKitâbu'l-Hibe (2566-2636)
  52. 52Şahitlik KitabıKitâbu’ş-Şehâdât (2637-2689)
  53. 53Anlaşmazlıkların Giderilmesi (Sulh) KitabıKitâbu's-Sulh (2690-2710)
  54. 54Şart Koşmalar KitabıKitâbu'ş-Şurût (2712-2737)
  55. 55Vasiyetler KitabıKitâbu'l-Vasâyâ (2738-2781)
  56. 56Cihad ve Siyer KitabıKitâbu'l-Cihâd ve's-Siyer (2782-3090)
  57. 57Humus KitabıKîtâbu Farzi'l-Humus (3091-3155)
  58. 58Cizye KitabıKitâbu'l-Cizye (3157-3189)
  59. 59Yaratmaya Başlamanın Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Halk (3190-3325)
  60. 60Peygamberler KitabıKitâbu Ehâdîsi'l-Enbiyâ (3326-3488)
  61. 61Menkıbeler KitabıKitâbu'l-Menâkıb (3489-3648)
  62. 62Sahabenin Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili Ashâbi'n-Nebî (3649-3775)
  63. 63Ensarın Menkıbeleri KitabıKitâbu Menâkıbi'l-Ensâr (3776-3948)
  64. 64Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri KitabıKitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)
  65. 65Tefsir KitabıKitâbu Tefsîri'l-Kur'ân (4474-4977)
  66. 66Kur'an'ın Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Kur'ân (4979-5062)
  67. 67Nikâh KitabıKitâbu'n-Nikâh (5063-5250)
  68. 68Boşanma KitabıKitâbu’t-Talâk (5251-5350)
  69. 69Aile İçin Harcamalar (Nafakalar) KitabıKitâbu'n-Nafakât (5351-5372)
  70. 70Yemek Yeme KitabıKitâbu’l-Et'ime (5373-5466)
  71. 71Akika KitabıKitâbu’l-Akîka (5467-5474)
  72. 72Avlanma ve Hayvan Kesimleri KitabıKitâbu’z-Zebâih ve's-Sayd (5475-5544)
  73. 73Kurban KitabıKitâbu' l-Edâhî (5545-5574)
  74. 74İçecekler KitabıKitâbu'l-Eşribe (5575-5639)
  75. 75Hastalıklar KitabıKitâbu'l-Merdâ (5640-5677)
  76. 76Tıp KitabıKitâbu't-Tıb (5678-5782)
  77. 77Giyim-Kuşam KitabıKitâbu’l-Libâs (5783-5969)
  78. 78Âdâb KitabıKitâbu'l-Edeb (5970-6226)
  79. 79İzin İsteme KitabıKitâbu'l-İsti'zân (6227-6303)
  80. 80Dua KitabıKitâbu'd-Deavât (6304-6411)
  81. 81Kalbi İncelten Öğütler KitabıKitâbu'r-Rikâk (6412-6593)
  82. 82Kader KitabıKitâbu'l-Kader (6594-6620)
  83. 83Yemin ve Adak KitabıKitâbu’l-Eymân ve'n-Nüzûr (6621-6707)
  84. 84Yemin Keffâreti KitabıKitâbu Keffârâti'l-Eymân (6708-6722)
  85. 85Ferâiz (Miras Hukuku) KitabıKitâbu'l-Ferâiz (6723-6771)
  86. 86Had Cezaları KitabıKitâbu'l-Hudûd (6772-6860)
  87. 87Diyet KitabıKitâbu'd-Diyât (6861-6917)
  88. 88Dinden Dönenler ve Hakka Karşı İnat Edenlerden Tevbe Etmelerini İsteme ve Bunlarla Savaşma KitabıKitâbu’l-İstitâbeti'l-Murteddîn (6918-6939)
  89. 89İnsanın İstemediği Şeye Zorlanması KitabıKitâbu’l-İkrâh (6940-6952)
  90. 90Hileler (Hukukî Çâreler) KitabıKitâbu’l-Hıyel (6953-6981)
  91. 91Rüya Yorumu KitabıKitâbu't-Ta'bîr (6982-7047)
  92. 92Fitneler KitabıKitâbu'l-Fiten (7048-7136)
  93. 93Ahkâm KitabıKitâbu'l-Ahkâm (7137-7225)
  94. 94Temenni KitabıKitâbu't-Temennî (7226-7245)
  95. 95Vâhidlerin - Tek Kişilerin Haberleri KitabıKitâbu Ahbari'l-Ahadi (7246-7267)
  96. 96Kitap ve Sünnete Bağlanma KitabıKitâbu'l-İ'tisâm (7268-7370)
  97. 97Tevhid KitabıKitâbu't-Tevhîd (7371-7563)

Tüm hadisler

306 / 376
  1. 6148Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'e gitmek üzere çıktık. Geceleyin yol aldık. Bu…Seleme İbn el-Ekva'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'e gitmek üzere çıktık. Geceleyin yol aldık. Bu arada kafileden bir adam Amir İbn el-Ekva'a: Sen bizlere o kısa vezinH şiirlerinden dinletmeyecek misin, dedi. (Seleme) dedi ki: Amir, şair bir adam idi. Bu istek üzerine bineğinden indi ve şu sözleri söyleyerek kafileyi yürütmeye koyuldu: "Allah'ım, sen olmasaydın hidayet bulamazdık Ne tasadduk eder, ne de namaz kılardık Bağışla günahımızı, Nebiine uyduğumuz sürece canımız feda sana Düşmanla karşılaşırsak sebat ver ayaklarımıza Ve bir sekınet bırak üzerimize Çünkü bizler savaşa çağırıldığımız zaman geliriz Düşmanlarımız kahramanlıkla değil, feryadla bağırarak üzerimize geldiler." Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şiir söyleyerek kafileyi yürüten kimdir, diye sordu. Onlar: Amir İbn el-Ekva'dır, dedi. Allah Rasulü: Allah ona rahmet buyursun, dedi. Kafilede bulunanlardan bir adam: Vacip oldu, ey Allah'ın Nebii' Keşke bizi onunla bir süre daha faydalandırsaydın, dedi. Seleme dedi ki: Hayber'e geldik, onları muhasara ettik. Sonunda bize oldukça ileri derecede bir açlık isabet etti. Daha sonra Allah onlara fetih nasip etti. Hayber'in fethedildiği gün insanlar akşam olunca çokça ateşler yaktılar. Bundan dolayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu ateşler de ne? Siz ne için bu ateşleri yakıyorsunuz, diye sordu. Ashab: Et pişirmek için, dediler. Allah Rasulü: Ne eti, diye sordu, onlar: Evcil merkep etleri, dediler. Bu sefer Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O kapların içindekini dökünüz, kapları da kırınız, buyurdu. Bir adam: Ey Allah'ın Rasulü, içindekileri dökelim, kapları yıkayalım (olmaz mı), deyince, Allah Rasulü: Öyle de yapabilirsiniz, buyurdu. Savaşçılar sıra haline dizilince (Yahudi rakibiyle teke tek mübareze edip çarpışacak olan) Amir'in kılıcı bir parça kısa idi. Amir bunu alıp bir yahudiye vurmak isteyince, kılıcının keskin tarafı Amir'in üzerine geri döndü, Amir'in diz kapağına isabet etti. Daha sonra Amir bundan dolayı öldü. Geri döndüklerinde Seleme dedi ki: Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim rengimin değişmi olduğunu görünce, bana: Neyin var, dedi. Ben: Babam anam sana feda olsun, Amir'in amelinin boşa çıktığını söylediler, dedim. Allah Rasulü: Bunu kim dedi, diye sordu. Ben: Bunu filan kişi, filan kişi, filan kişi, bir de Useyd İbn el-Hudayr el-Ensarı dedi, dedim. Bu sefer Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bunu söyleyen, yalan söylemiştir. Şüphesiz onun iki ecri vardır, diyerek iki parmağını bir araya getirdi. Çünkü o hem sevap kazanmak uğrunda gayret gösteren birisi idi, hem de cihad eden birisi idi. Burada onun benzeri bir Arap çok az yetişmiştir
  2. 6149Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bir seferde) hanımlarından bazılarının yanına gitti. Beraberlerinde de Ümmü…Enes İbn Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bir seferde) hanımlarından bazılarının yanına gitti. Beraberlerinde de Ümmü Suleym vardı. Vay sana ey Enceşe! Cam şişeleri yavaşça sür, buyurdu." Ebu Kılabe dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir söz söyledi ki onu sizden birisi söyleyecek olsaydı, onu ayıplayacaktınız." Bu Hadis 6161, 6202, 6209, 6210 ve 6211 numara ilede geçiyor Fethu'l-Bârî Açıklaması "Şiir, recez ve develere teganninin caiz oluşu." Şiir, aslında oldukça ince şeylerin adıdır. "Leyte şi'ri" sözü de buradan gelmektedir. Daha sonra şiir, kastıolarak söylenen kafiyeli ve vezinli söz hakkında kullanılmıştır. Recez, çoğunluğa göre şiir çeşitlerindendir. el-Huda (denilen ezgi) ise, özel bir teganni türü ile develeri sürmektir. İbn Abdilberr, Huda söylemenin mubah olduğu üzerinde ittifak bulunduğunu nakletmiştir. Bazı Hanbeli ailmlerinin ifadelerinde bu hususta görüş ayrılığının nakledildiğini hissettiren ibareler de vardır. Ancak bunun caiz olmadığını söyleyenlere karşı sahih hadisler delil olarak gösterilir. Burada Huda denilen bu ezgi türüne Kabe ve benzeri Hac'da görülen yerlerin sÖzkonusu edilmesi suretiyle hacca şevki artırmayı ihtiva eden hacı ezgileri de katılır. Mücahidleri savaşa teşvik eden ezgiler (marşıar) ile beşikte çocuğu susturmak için kadının söylediği ninniler de bu kabildendir. "Yüce Allah'ın: 'Şairlere de azgınlar uyar. Görmedin mi onlar her vadide serserice gezerler.'(Şuara, 224-225) buyruğu." Müfessirler, bu ayet-i kerime hakkında şunu söylerler: Burada şairlerden maksat, müşrik şairlerdir. Onlara azgın insanlar ve azgın şeytanlar ile isyankar cinler uyarlar, onların şiirlerini de rivayet ederler. Çünkü azgın bir kimse ancak kendisi gibi azgın birisine uyar. es-Sa'lebi bunlar arasında Abdullah İbn ez-Ziba'ri, Hubeyre İbn Ebi Vehb, Müsafi, Amr İbn Ebi Umeyye İbn Ebi's-Salt gibilerini de sayar. Bu ayetin birbirini karşılıklı olarak hicveden iki şair hakkında indiği de söylenmiştir. Onların her birisi ile bir topluluk bulunuyordu ki bunlar da azgın ve beyinsiz takımından idiler. Buhari, el-Edebu'I-Müfred'de ve Ebu Davud, Yezid en-Nahvi yoluyla İkrime'den, o İbn Abbas'tan yüce Allah'ın: "Şairlere de azgınlar uyar ... ve gerçekten onlar yapmadıkları şeyi söylerler" buyrukları hakkında şun- . ları söylemektedir: Şanı yüce Allah bundan istisnada bulunarak: "Ancak iman edip salih amel işleyen ... müstesna" diye buyurmaktadır. İbn Ebi Şeybe de mürsel bir yolla İbn Abbas'ın şöyle dediğini nakletmektedir: Yüce Allah'ın: "Şairlere de azgınlar uyar" buyruğu nazil olunca, Abdullah İbn Revaha, Hassan İbn Sabit ve Ka'b İbn Malik ağlayarak geldiler ve: Ey Allah'ın Rasulü! Allah bu ayeti indirmiş bulunuyor. Bizim de şair olduğumuzu biliyor, dediler. Allah Rasulü: Siz bu ayetten sonra: "Ancak iman edip salih amel işleyen ... müstesna" diye gelen buyruğu okuyunuz. Bunlar sizlersiniz. "Zulmedildikten sonra öderini alanlar" denilenler de sizlersiniz, buyurdu. es-Suheyli dedi ki: Ayet bu üç kişi hakkında inmiştir. Müphem (şahıs belirtmeden) varid olması ise, daha sonra onlara uyacak kimselerin de onlar gibi bu kapsama girmeleri içindir. "Ve bundan mekruh olan." Bu da başlıkta sözü geçen "caiz olan" ifadesinde belirtilen kısımdan başka bir kısmı ifade eder. Caiz olan şiirin tanımı ile ilgili olarak ilim adamlarının yaptıkları açıklamalardan anlaşılan şudur: Eğer bu şiir mescidde çokça söylenmez, şiirde hiciv bulunmaz, aşın övgü ve katıksız yalan ihtiva etmezse caizdir. Ancak muayyen bir kişinin güzelliklerinin dile getirildiği şiir ise helal değildir. İbn Abdilberr bu niteliklerde olması halinde şiirin caiz olacağı üzerinde icma' bulunduğunu nakletmiştir. Bu doğrultuda da başlıktaki hadisleri ve başkalarını delil göstererek: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda okunan yahut kendisinin okunmasını isteyip de tepki göstermediği hadisler (buna delildir) demiştir. Buhari bu başlıkta caiz"oluşadelalet eden beş hadis zikretmektedir. Bunların bazılarında mekruh olan ile olmayan da etraflı bir şekilde ele alınmıştır. el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde "mekruh olan şiir" başlığı altında Aişe'nin merfu olarak rivayet ettiği şu hadisi de zikretmektedir: "Şüphesiz insanlar arasında iftirası en büyük olan kişi, bir kabileyi tümüyle hicveden şairdir." Hadisin senedi de hasendir. Taberi de İbn Cüreyc yoluyla şöyle dediğini rivayet etmektedir: Ben Ata'ya huda, şiir ve ğına (nağmeli şiirler söyleme)ye dair soru sordum. O da: Bunda hayasızlık, aşınıık olmadığı sürece bir sakınca yoktur, dedi. "Şüphesiz şiirin bir kısmı hikmettir." Yani hakka uygun, doğru bir sözdür. İbn Battal dedi ki: Eğer şiir ve recez'de yüce Allah anılıyor ve tazim ediliyor, vahdaniyeti dile getiriliyor, onun taatinin tercih edilmesi gerektiği, ona teslimiyet göstermek gerektiği belirtiliyor ise o güzeldir, teşvik edilmiştir. Hadiste hikmet olduğu söylenirken kastedilen budur. Yalan ve hayasızlık ihtiva eden ise yeriimiştir. Taberi der ki: Bu hadiste kayıtsız ve şartsız olarak şiiri mekruh görüp buna İbn Mesud'un: "Şiir şeytanın mizmarlan (çalgı aletleri)dir" şeklindeki sözünü delil gösterenlerin görüşleri reddedilmektedir. Mesruk'tan rivayet edildiğine göre o önce bir şiirin ilk beytini örnek olmak üzere okumuş, sonra susmuştur. Ona sebebi sorulunca: Amellerimin yazıldığı sahifemde şiir bulmaktan korkarım, diye cevap vermiştir. Ebu Umame'den, Nebie merfu olarak: "Şüphesiz İblis yeryüzüne indirilince: Rabbim benim için de okunacak bir şey kıl, dedi. Yüce Allah ona: Senin okunacak şeyin şiirdir, buyurdu." Daha sonra Taberi bu hususta bunların oldukça gevşek haberler olduğunu belirterek cevap vermiştir. Durum da dediği gibidir. Çünkü Ebu Umame'nin rivayet ettiği belirtilen hadisin senedinde Ali İbn Yezid el-Elhanı vardır ki zayıf bir ravidir. Bu rivayetin kuwetli olduğu kabul edilse bile bu hususta aşınya gidip çokça şiir söylemeye yorumlanır. İleride bir başlık sonra açıklanacağı gibi. Başlıkta geçen diğer hadisler caiz oluşa delildir. İbn Ebi Şeybe hasen bir sened ile Ebu Seleme İbn Abdurrahman'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı inhiraf etmiş kimseler de değildiler, büsbütün her şeye boyun eğen kimseler de değildiler. Onlar kendi meclislerinde karşılıklı şiir okurlar, cahiliye dönemlerindeki durumlarını da söz konusu ederlerdi. Ama onlardan birisinden dininden bir parça fedakarlık etmesi istenecek olursa, hiddetinden gözleri yuvalarından dışarı fırlardı." Ahmed, İbn Ebi Şeybe ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi, Cabir İbn Semura'dan şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı şiir ve cahiliye döneminde olan bitenlere dair şeyleri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda karşılıklı müzakere ederler, o onlara bu işten vazgeçmelerini söylemezdi. Hatta bazen tebessüm ettiği de olurdu." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, başkasına ait şiirin bir bölümünü okumasının ve başkasından naklen bunu söylemesinin caiz olup olmadığı hususunda görüş ayrılığı olmakla beraber sahih olan, bunun caiz olduğudur. Buhari el-Edebu'l-Müfred'de ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi ile Nesai el-Mikdam İbn Şureyh'ten, o babasından diye şunu rivayet etmektedir: "Ben Aişe'ye: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in duruma uygun gördüğü için şiir okuduğu olur muydu, diye sordum. Aişe: İbn Revaha'nın şiirinden olan: Ve sana, senin kendisine azık vermediğin kimse haberler getirir, mısraını okurdu, diye cevap vermiştir. Üçüncü hadis, Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği (6147 nolu) hadistir: "Şairin söylediği en doğru söz ... " Buna dair açıklamalar "Cahiliye döneminin belli başlı günleri" başlığında geçmiş bulunmaktadır. Dördüncü hadis (6148 nolu), Seleme İbn el-Ekva'ın, Amir İbn el-Ekva olayı ile ilgili rivayet ettiği hadistir. Bunun da yeteri kadar açıklaması daha önce Megazi bölümü Hayber gazvesi başlığında (4196.hadis) geçmiş bulunmaktadır. Bu hadiste geçen: "Amir, şair bir kişi idi. Bineğinden inip kavme huda (ezgi) söylemeye başladı" ifadelerinden başlığın tamamı çıkartılmaktadır. Çünkü şiir, recez ve huda da bu kapsama girmektedir. Yine bu hadisten recezin şiir çeşitlerinden birisi olduğu da anlaşılmaktadır. Huda'nın (yolculukta ezgi söylemenin) caiz olması, binekleri sırtında yolculuk yapanların "en-nasab" adındaki şarkı türlerini söylemelerinin caiz oluşuna delil gösterilmiştir. Bu da seslerin uzatıldığı bir çeşit marş kabilindendir. Bazıları aşırıya kaçarak, bunu musikinin kapsadığı şekilde nağmelerle şarkı söylemenin mutlak olarak caiz olduğuna delil göstermişlerdir. Ancak böyle bir delil gösterme su götürür. el-Maverdi dedi ki: Bu hususta görüş ayrılığı vardır. Kimileri bunu mutlak olarak mubah kabul ederken, kimileri de bunu mutlak olarak yasak kabul etmişlerdir. Malik ve kendisinden nakledilen iki görüşün daha sahih olanına göre Şafil mekruh görmüşlerdir. Ebu Hanife'den yasakladığı görüşü nakledildiği gibi, Hanbeli ailmlerinin çoğunluğundan da bu görüş nakledilmiştir. İbn Tahir ise "Kitabu's-Sema" adlı eserinde ashab-ı kiramın çoğunluğundan caiz olduğu görüşünü nakletmiştir. Ancak bu hususta daha önce işaret olunan en-nasab hakkında zikredilenler dışında herhangi bir rivayet sabit olmuş değildir. İbn Abdilberr dedi ki: Yasak olan ğına (şarkı) seslerin uzatıldığı, şiir vezninin çalgı darbelerine göre bozulması ve bu hususta Arapların izlemiş oldukları yolların dışına çıkılması suretiyle söylenendir. Bu hususta ruhsat sadece acemlerin nağmeleri dışında kalan birinci tür hakkında gelmiştir. el-Maverdi dedi ki: Bu ise hala Hicaz ehlinin şu iki durum dışında karşı çıkıp reddetmedikleri ve ruhsat verdikleri şekildir. Kabul etmedikleri iki şekil: Bu işi çokça yapması ve onunla birlikte yasak kılınan şeylerin yapılmasıdır. Onu mubah kabul eden kimseler, bu yolla nefsin rahatlatıldığını delil gösterirler. Bunu itaat gücünü artırmak için yaparsa itaatkar olur, masiyette destek olsun diye yaparsa isyankar olur. Aksi takdirde o, bağda bahçede gezintiye çıkmaya, gidip geleni seyretmeye benzer. "Cam şişeleri". Hişam'ın Katade'den rivayetinde: "Yavaş sür, cam şişeleri kırma" şeklindedir. Hammad ise Eyyub'dan rivayetinde şu fazlalığı eklemektedir: Ebu Kıls'be dedi ki: Bununla kadınları kastediyor. Cam şişeler (anlamı verilen el-kavarir}in tekili "kaarura"dır. Bu da cam demektir. er-Ramehurmuzi der ki: Kadınlardan "cam şişeler" diye kinaye yollu söz etmesi, onların rikkatleri ve hareket etmekteki güçsüzlükleridir. Kadınlar rikkat, latiflik ve bünye zayıflıkları bakımından cam şişelere benzetilider. Anlamın: Senin onların bineklerini sürüşün, develere cam şişelerin yükletilmesi halindeki sürüşün gibi olsun, şeklinde olduğu da söylenmiştir. Başkaları da: Kadınların cam şişelere benzetilmelerinin sebebi hoşnut1uklarının çabucak değişmesi, vefaks'rlıklarının az sürmesidir. Nitekim cam şişeler de çabuk kırılır ve bir daha da düzeltilemezler. el-Hattabi dedi ki: Enceşe siyah i birisi idi. Binekleri sürmesi de bir parça sert idi. Allah Rasulü ona bineklere yumuşak davranmasını emir buyurdu. Onun güzel sesle hudasöylediği de nakledilmiştir. Bu sebeple kadınların o güzel sesi duymalarından hoşlanmamıştır. Çünkü güzel ses, nefisleri harekete getirir. Kadınların kararlılıklarının zayıflığı ve sesin onlarda çabuk etki göstermesi, cam şişelerin çabukça kırılmalarına benzetilmiştir. İbn Battal birincisini kabul ederek şunları söylemektedir: Cam şişeler, o sırada sürülmekte olan develer üzerinde bulunan kadınlardan kinayedir. Allah Rasulü ezgi söyleyene rıfk ile söylemesini emir buyurmuştur. Çünkü ezgi, develerin daha da hızlı yürümeleri için bir teşviktir, ama develer hızlıca yol aldıkları takdirde kadınların develerin üzerinden düşmeyeceklerinden emin olunamaz. Kurtubi de el-Mufhim adlı eserinde her iki durumu caiz (mümkün) kabul ederek şunları söylemektedir: Çabucak etkilenmeleri ve metin olmayışıarı bakımından cam şişelere benzetilmişlerdir. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem develerin hızlıca gitmeleri halinde düşeceklerinden korkmuştur. Yahut hızlıca gitmeleri dolayısıyla çokça hareket edip sallanmalarından, rahatsız olacaklarından korkmuş ya da o ezgiyi duymaları dolayısıyla fitneye düşeceklerinden endişe etmiştir. Derim ki: Buhari'nin tercih edilmeye değer gördüğü, ikinci husustur. Bundan dolayı bu hadisi "el-Me'arid (üstü kapalı ifadeler)" başlığı altında da ele almıştır. Şayet birinci anlam kastedilmiş olsaydı "cam şişeler" lafzı bir tariz (üstü kapalı ifade) olmazdı
  3. 6150Hassan İbn Sabit müşrikleri hicvetmek için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin istedi. Buna…Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Hassan İbn Sabit müşrikleri hicvetmek için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin istedi. Buna karşılık Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ya benim nesebimin durumu ne olacak, diye sordu. Hassan: Andolsun, ben seni onların arasından hamurdan kıl çeker gibi çekeceğim, dedi." Hişam İbn Urve'den, o babasından şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Ben Aişe'nin huzurunda Hassan'a ağır şeyler söyleyecek gibi oldum. Aişe bana: Hayır, ona ağır sözler söyleme' Çünkü o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i savunuyordu, dedi
  4. 6151O, Ebu Hureyre'nin anlattıklarını dinlerken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle derken işitmiştir: Sizin…Heysem İbn Ebi Sinan'dan rivayete göre; "O, Ebu Hureyre'nin anlattıklarını dinlerken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle derken işitmiştir: Sizin batıl söz söylemeyen bir kardeşiniz vardır. -Bununla Abdullah İbn Revaha'yı kastediyordu.- O şöyle diyor: "Aramızda Allah'ın Rasulü vardır. Onun kitabını okuyar. Tan yeri ağardığı vakit, yükselip nur saçtığında Biz körken o geldi, bize gösterdi hidayeti Onun söylediklerinin gerçek olduğuna kalplerimiz kesin olarak inanmaktadır Geceyi yatağından uzakta, mevlasına yönelerek geçirir O kafirlere yatakları ağırlık verirken
  5. 6152O, Hassan İbn Sabit el-Ensari'yi -Ebu Hureyre'nin de kendisine şahitlik etmesini isteyerek şöyle derken…Ebu Seleme İbn Abdurrahman İbn Avf'tan rivayete göre; "O, Hassan İbn Sabit el-Ensari'yi -Ebu Hureyre'nin de kendisine şahitlik etmesini isteyerek şöyle derken dinlemiştir: Ey Ebu Hureyre! Sana Allah adına and veriyorum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Ey Hassan, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem adına sen cevap ver. Allah'ım, sen onu Ruhu'l-Kudüs ile destekle derken dinledin mi? Ebu Hureyre: Evet, diye cevap verdi
  6. 6153Onları hicvet -yahut onların hicivlerine karşılık ver!- Cebrail seninle birliktedir, demiştirBera r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hassan'a: "Onları hicvet -yahut onların hicivlerine karşılık ver!- Cebrail seninle birliktedir, demiştir." Fethu'l-Bârî Açıklaması "Müşrikleri hicvetmek". Buhari bu başlılua şiirin bir bölümünün müstehap olabileceğine de işaret etmiştir. Ahmed, Ebu Davud, Nesai, sahih olduğunu belirterek İbn Hibban, Enes'ten şu merfu hadisi rivayet ederler: "Müşriklere karşı dillerinizle cihad ediniz." Kureyş'in menkıbeleri başlığında da Ka'b İbn Malik'in ve daha başkalarının bu hususta rivayet ettikleri hadislere işaret edilmiş idi. Taberani ise Ammar İbn Yasir'den şu hadisi rivayet etmektedir: "Müşrikler bizi hicvedince, Resulullah s.a.v. bizlere: Onların sizlere söyledikleri gibi siz de onlara söyleyiniz, buyurdu." Biz de bunu Medinelilerin cariyelerine öğretiyordu k. Hassan'ın: "Seni çekeceğim" ifadesi, andolsun onların senin nesebini hicvetmelerine fırsat vermeyeceğim. Öyle ki senin nesebinin herhangi birisine hiciv, yergi ulaşmayacaktır. Tıpkı bir kılın hamurdan çekildiği vakit üzerinde hiçbir hamur eserinin kalmaması gibi. Hadisten Müslümanlara sövmesi karşılığında, cevap olmak üzere müşriğe sövmenin caiz olduğu anlaşılmaktadır. Müslümanlara sövmemeleri için müşriklere sövmenin mutlak olarak yasaklanmış olması bununla çatışma arz etmez. Çünkü bu yasak öncelikle onlara sövmek hakkında yorumlanmıştır. İntikam almak üzere cevap veren kimseler için değildir. Başlıktaki üçüncü hadis Ebu Hureyre'nin, Abdullah İbn Revaha'nın şiiri ile ilgili hadisidir. Bu hadise dair açıklamalar daha önce Namaz bölümünün sonlarında "Gece namazı kılmak" başlığında geçmiş idi. İbn Battal dedi ki: Hadisten anlaşıldığına göre eğer şiir Allah'ın zikrini ve salih amelleri ihtiva ediyorsa güzeldir ve şiirin yerildiğine dair varid olmuş buyrukların kapsamına girmez
  7. 6154Sizden herhangi birinizin içinin irinle dolması, hiç şüphesiz şiir ile dolmasından onun için daha hayırlıdırİbn Ömer r.a.'dan rivayet e göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden herhangi birinizin içinin irinle dolması, hiç şüphesiz şiir ile dolmasından onun için daha hayırlıdır
  8. 6155Bir adam'ın içini yiyip bitirinceye kadar irin ile dolması, şiir ile dolmasından onun için daha hayırlıdırEbu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir adam'ın içini yiyip bitirinceye kadar irin ile dolması, şiir ile dolmasından onun için daha hayırlıdır." Fethu'l-Bârî Açıklaması Ebu Ubeyd dedi ki: ("İçini yiyip bitirmesi" diye tercüme edilen): "el-Veryu" İrinin insanın içini yiyip bitirmesi demektir. Derim ki: Hadisin zahiri bunun bütün şiirler hakkında genelolduğunu göstermektedir. Aı:rıa Allah'ın ve Rasulünün öğülmesi gibi gerçeğe uygun bir övgü, zikir, zahidlik ve aşırılığın bulunmadığı diğer öğütler ihtiva etmesinin mubahlığı ile tahsis edilmiştir. Ebu Ubeyd dedi ki: Bana göre hadisin uygun açıklaması şöyledir: (Yerilen) Şiirin, kişinin kalbinin şiirin kendisini Kur'an'dan ve Allah'ı zikretmekten alıkoyacak kadar şiirle dolması ve kalbinin üzerinde daha baskın bir hal almasıdır. Eğer Kur'an ve ilim onun kalbinde daha etkili ise, öyle bir kişinin içi şiirle dolu demek değildir
  9. 6156Ebu'l-Kuays'ın kardeşi Eflah, hicab (perde arkasına saklanmak) emri nazil olduktan sonra yanıma girmek için…Aişe'den, dedi ki: "Ebu'l-Kuays'ın kardeşi Eflah, hicab (perde arkasına saklanmak) emri nazil olduktan sonra yanıma girmek için izin istedi. Ben: Allah'a yemin ederim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin isteyinceye kadar ona izin vermeyeceğim. Çünkü beni emziren Ebu'l-Kuays'ın kardeşi değildir. Bana süt veren Ebu'l-Kuays'ın hanımıdır, dedim. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma gelince: Ey Allah'ın Rasulü, şüphesiz beni emziren adam değildir. Beni emziren onun hanımıdır, dedim. Allah Rasulü: Onun yanına girmesine izin ver. Çünkü o senin (süt) amcandır. Teribet yeminuki (sağ elin toprak dolasıca), dedi." Urve dedi ki: İşte bundan dolayı Aişe: "Neseb yoluyla haram olanları süt emmek sebebiyle de haram bilin." derdi
  10. 6157Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'dan Mekke'ye gitmek üzere ayrılmak isteyince Safiyye'yi çadırının…Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'dan Mekke'ye gitmek üzere ayrılmak isteyince Safiyye'yi çadırının kapısında -ay hali olduğu için- üzüntülü ve kederli bulmuştu. Allah Rasulü -Kureyş tabiri ile- akra halka, şüphesiz ki sen bizi yolumuzdan alıkoyacaksın, dedi. Daha sonra: Sen kurban bayramı birinci günü ifada tavafını yapmış mıydın, diye sordu. Safiyye: Evet deyince, Allah Rasulü: Öyleyse Mekke'ye gitmek üzere yola koyul, buyurdu." Fethu'l-Bârî Açıklaması "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: Teribet yeminuk ve akra halkaa diye buyurması." Buhari bu başlık altında Aişe r.anha'nın rivayet ettiği ve bu hadislerde geçen lafızları başlıkta söz konusu ederek zikretmiş bulunmaktadır. Bu iki hadisten birisi süt emme hususunda Ebu'l-Kuays kıssası ile ilgili olan hadistir. Buna dair açıklamalar daha önce Nikah bölümünde "din hususunda denk olanlar" başlığı altında (5090.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. İbnu's-Sikkıt dedi ki: "Teribet" sözü asıl anlamı itibariyle, fakir oldu demektir, ama bu, beddua maksadı güdülmeden söylenen bir sözdür. Bununla, sözü geçen fiili işlemeye teşvik etmek ve aykırı hareket ederse kötü bir iş yapmış olacağı anlatılmak istenir. en-Nehhas: Bu, eğer yapmayacak olursan, eline topraktan başkası geçmez, anlamındadır, demiştir. İbn Keysan da şöyle demektedir: Bu, eğer benim sana emrettiğim işi yapmayacak olursan ona ihtiyacın olur anlamında kullanılan bir mesel (deyim)dir. Sanki bu sözü kullanan kişi: Eğer bunu yapmayacak olursan fakir düşersin, demiş gibi olur. İkinci hadis de yine Aişe (r. Anha)'nın hac esnasında Safiyye r.a.a'nın ay hali olması ile ilgili rivayet ettiği hadistir. Bu hadise dair açıklamalar da daha önce Hac bölümünde "kadın ifada tavafını yaptıktan sonra ay hali olursa" başlığında (1757.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. (Akra ve halkaa tabirieri ile ilgili olarak) şöyle demişlerdir: Yani Allah onu kessin ve saçlarını traş etsin. Buna dair açıklamalar da az önce "teribet" hakkında geçen açıklamalar gibidir
  11. 6158Mekke'nin fethedildiği sene Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Onun gusletmekte…Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani'den, dedi ki: "Mekke'nin fethedildiği sene Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Onun gusletmekte olduğunu, kızı Fatıma'nın da bu esnada onu bir perde ile örttüğünü gördüm. Ona selam verdim. Allah Rasulü: Bu kim, diye sordu. Ben: Ben Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani'yim dedim. Allah Rasulü: Ümmü Hani'ye merhaba dedi. Gusletmesini bitirince, kalkıp bir tek elbiseye bürünmüş olduğu halde sekiz rekat namaz kıldı. Namazını bitirince ben: Ey Allah'ın Rasulü, benim anamın oğlu daha önce kendisini himayeme almış olduğum filan İbn Hubeyre'yi öldüreceğini iddia ediyor, dedim. Buna karşılık Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Senin himayene aldığın kimseye biz de himaye veriyoruz, ey Ümmü Hani, buyurdu. Ümmü Hani: Yanına gittiğim o vakit, kuşluk vakti idi, dedi." Fethu'l-Bârî Açıklaması "Zeamu (iddia ettiler) hakkında gelen rivayetler." Buhari bununla Ebu Kılabe'nin şöyle dediğine dair hadise işaret ediyor gibidir: "Ebu Mesud'a: Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zeamu hakkında ne söylediğini duydunmu diye soruldu. O: Adamın ne kötü bineğidir o, diye buyurdu, dedi." Bu hadisi Ahmed ve Ebu Davud rivayet etmiş olup ravileri sikadırlar. Ancak senedinde inkıta (kopukluk) vardır. Sanki Buhari, Ümmü Hani'nin rivayet ettiği bu hadisi kaydetmekle sözünü ettiğimiz bu hadisin zayıflığına da işaret etmiş gibidir. Ümmü Hani'nin rivayet ettiği hadiste de "zeame ibnu ummı: anamın oğlu iddia etti, ileri sürdü" sözleri geçmektedir. Ümmü Hani bu tabiri Ali r.a. hakkında kullandığı halde, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona karşı çıkmamıştır. "Zeame" fiilinin asıl anlamı, hakikati bilinmeyen iş hakkında kullanılması şeklindedir. İbn Battal dedi ki: Ebu Mesud'un hadisinin mEmasl şudur: Her kim doğruluğunu muhakkak olarak bilmediği şeyler hakkında çokça konuşursa, onun yalan söylemeyeceğinden emin olunamaz. Başkaları ise şöyle demektedir: "Zeame" sözü, söz anlamında çokça kullanılır. Daha önce İlim bölümünde Olmam İbn Sa'leme'nin rivayet ettiği hadiste "zeame rasulüke: senin elçin ileri sürdü" tabiri de geçmektedir. Sibeveyh "el-Kitab" adlı eserinde beğenip hoş karşıladığı pek çok görüş hakkında "zeame el-Halil (Halil İbn Ahmed ileri sürdü)" ifadelerini kullanmış bulunmaktadır
  12. 6159Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir adam'ı (kurbanlık) bir deveyi sürerken görünce: Ona bin, buyurduEnes r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir adam'ı (kurbanlık) bir deveyi sürerken görünce: Ona bin, buyurdu. Adam: Bu, kurbanlık bir devedir, dedi. Allah Rasulü: Ona bin, buyurdu. Adam tekrar: Bu, kurbanlık bir devedir, dedi. Allah Rasulü: Veyl sana! Bin ona, buyurdu
  13. 6160Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kurbanlık deveyi süren bir adam görünce, ona: O deveye bin, dediEbu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kurbanlık deveyi süren bir adam görünce, ona: O deveye bin, dedi. Adam: Ey Allah'ın Rasulü o bir kurbanlık devedir, dedi. Allah Rasulü, ikinci defasında yahut üçüncüsünde: Bin ona, veyl sana! buyurdu
  14. 6161Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seferde idiEnes İbn Malik'ten, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seferde idi. Beraberinde Enceşe denilen ve yolculuk esnasında develerin hızlıca yol alması için onlara ezgi söyleyen siyah i bir kölesi de vardı. Allah Rasulü sallaııahu aleyhi ve sellem ona: Veyhake (vay sana)' Ey Enceşe, cam şişelere dikkat et, yavaş ol, buyurdu
  15. 6162Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bir başka adamdan övgüyle söz ettiAbdurrahman İbn Ebi Bekre'den, o babasından, dedi ki: "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bir başka adamdan övgüyle söz etti. Allah Rasulü bunun üzerine: Vay sana! Sen kardeşinin boynunu kopardın, dedi ve bu sözünü üç defa tekrarladı. (Devamla) şöyle buyurdu: Her kim mutlaka övecekse o takdirde: Filanın böyle olduğunu zannediyorum. Onu hesaba çekecek olan ise Allah'tır ve ben Allah'a karşı hiç kimseyi temize çıkaramam, desin ve bu sözlerini böyle olduğunu biliyorsa söylesin, buyurdu
  16. 6163Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün paylaştırılması gereken bir malı paylaştırırken -Temim oğullarından…Ebu Said el-Hudrı'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün paylaştırılması gereken bir malı paylaştırırken -Temim oğullarından bir adam olan- Zulhuvaysira: Ey Allah'ın Rasulü, adaletli ol, dedi. Allah Rasulü: Veyl sana! Eğer ben yapmazsam, kim adalet yapar, buyurdu. Hemen Ömer: Bana izin ver de boynunu uçurayım, dedi. Allah Rasulü: Hayır, şüphesiz bunun öyle arkadaşları vardır ki, sizden herhangi biriniz kendi namazını onun arkadaşlarının namazı yanında, kendi orucunu arkadaşlarının orucu yanında küçükgörür. Ama bunlar okun hedefini delip çıkması gibi dinden çıkarlar. Kişi okuna bakar da onun ağaç kısmında hiçbir şey görülmez. Daha sonra okun tüyüne bakılır, orada da hiçbir şey bulunmaz. Ama okun, avın karnındaki pisliklerin ve kanın arasından çıkıp gittiği görülür. Bunlar, insanların ayrılığa düştükleri bir zamanda çıkacaklar. Bunların belirtileri ise ellerinden birisi kadının memesine -yahut gidip gelip sallanan bir et parçasına- benzeyen bir adamdır, buyurdu." Ebu Said el-Hudri dedi ki: "Ben bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den duyduğuma şehadet ederim. Yine şehadet ederim ki, Ali onlarla savaşırken onunla birlikte idim. Öldürülenler arasında bu şahıs araştırıldı, bulunup getirildiğinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in niteliğini verdiği şekilde olduğu görüldü
  17. 6164Bir adam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, helak oldum, dedi. Allah…Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Bir adam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, helak oldum, dedi. Allah Rasulü: Vay sana (ne oldu), diye sordu. Adam: Ramazan ayında hanımım ile dma ettim, dedi. Allah Rasulü: Bir köle azad et, dedi. Adam: Azad edecek köle bulamıyorum, dedi. Allah Rasulü: O halde peşpeşe iki ay oruç tut, buyurdu. Adam: Gücüm yetmez, dedi. Allah Rasulü: Öyleyse altmış yoksula yemek yedir, dedi. Adam: Bulamıyorum, dedi. Daha sonra (Nebi -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-'e) bir zenbil (hurma) getirildi. Allah Rasulü adama: Bunu al tasadduk et, buyurdu. Adam: Ey Allah'ın Rasulü, ailemden başkasına mı sadaka olarak dağıtayım? Nefsim elinde olana yemin ederim ki Medine'nin iki yanı arasında benden daha muhtaç hiçbir kimse yoktur, dedi. Bu sefer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, dişleri görününceye kadar güldü ve: Haydi onu al, götür, buyurdu." ez-Zühri'den gelen rivayette "veyhake: vay sana" yerine, "veyleke: sana veyl olsun" dediği rivayet edilmiştir
  18. 6165Bir bedevi: Ey Allah'ın Rasulü, bana hicretin durumu hakkında haber ver, dediEbu Said el-Hudri r.a.'dan rivayete göre; "Bir bedevi: Ey Allah'ın Rasulü, bana hicretin durumu hakkında haber ver, dedi. Allah Rasulü: Vay sana! Şüphesiz hicretin durumu pek ağırdır. Senin develerin var mı diye sordu. Adam: Evet deyince, Allah Rasulü: Sen onların sadakasını (zekatını) ödüyor musun, diye sordu. Adam: Evet deyince, Allah Rasulü: İstersen denizlerin ötesinden amelde bulun. Şüphesiz Allah, senin amelinden hiçbir şeyi eksiltmeyecektir, buyurdu
  19. 6166Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Veylekum (vay size) -yahut veyhakum buyurdu- [Ravilerden Şube dedi ki…İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Veylekum (vay size) -yahut veyhakum buyurdu- [Ravilerden Şube dedi ki: Şüphe eden odur. (Yani hadisi kendisinden naklettiğim Vakid İbn Muhammed'diL)] Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirler olarak gerisin geri dönmeyiniz, buyurdu.»
  20. 6167Çöl halkından bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, kıyamet ne zaman…Enes'ten rivayete göre; ''Çöl halkından bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, kıyamet ne zaman kopacaktır, diye sordu. Allah Rasulü: Veyl sana! Onun için ne hazırladın, diye sordu. Adam: Ben onun için bir şey hazırlamadım. Şu kadar var ki, gerçekten ben Allah'ı ve Rasulünü seviyorum, dedi. Allah Rasulü: Şüphesiz sen sevdiklerinle berabersin, buyurdu. Bizler: Biz de böyle miyiz, diye sorduk. Allah Rasulü: Evet deyince, o gün çokça sevindik. Daha sonra Muğire'nin benim yaşlarımda olan bir oğlu geçti. Allah Rasulü: Eğer bunun eceli sonraya bırakılacak olursa, kıyamet kopmadıkça yaşlanmayacaktır, buyurdu." Fethu'l-Bârî Açıklaması "Adamın: Veyleke demesi ile ilgili gelen rivayetler." Bu lafzın açıklaması daha önce Hac bölümünde, o bölümün ilk hadisleri geçince yapılmış bulunmaktadır. "Veyı" kelimesinin aslının "vey" olduğu söylenmiştir. Bu kelime ah vah (üzüntü) kelimesidir. Araplar: Filan kişiye vayolsun, sözlerini çokça kullandıklarından bununla birlikte, sonuna bir de lam harfini eklediler ve bu harfi de o kelimedenmiş gibi değerlendirdiler. el-Esmaı'den şöyle dediği nakledilmiştir: "Veyı" lafzı, muhatabın yaptığı işin çirkinliğini anlatmak için kullanılır. Rağıb da şöyle demektedir: Bazen hasret ve üzüntü anlamında kullanılır. "Veyh" kelimesi ise acı ma iflade eder. Beşinci (6163 nolu) hadis Ebu Said el-Hudri'nin rivayet ettiği Zülhuvaysıra hakkındaki hadistir. Orada belirtildiği üzere Zulhuvaysıra: "Ey Allah'ın Rasulü, adaletli ol, deyince Allah Rasulü ona: Veyl sana, ben ad aletli olmazsam kim adaletli olacak diye buyurdu." Hadisin bazı bölümlerine dair açıklamalar Meğazi bölümünün sonlarında, Nubuwetin alametleri bahsinde (3610.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. (6167 nolu hadiste geçen): "Benim yaşıtlarımdan olan" ifadesi yaşça benim gibi idi. "Kıyamet kopuncaya kadar" ifadesi ile ilgili olarak el-İsmailı, buradaki kıyamet (saat) lafzından kastın, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunanların saati (kıyameti) olduğunu, bununla da onların ölümlerinin kastedildiğini, ölümleri günü hakkında da kendilerini ahirette olup bitecek işler ile karşı karşıya bırakacağı için "saat" adını kullandığını, bunu da yüce pek çok ayet ve hadisin delalet ettiği üzere büyük kıyametin kopacağı zamana dair bilgiyi kendisine sakladığına dair buyrukları desteklediğini belirttikten sonra şunları söylemektedir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Kıyamet kopuncaya kadar" buyruğu ile kıyametin kopacağı zamanı sınırlayıp belirlemek değil de yakınlığını mubalağa yoluyla ifade etmek olması ihtimali de vardır. Nitekim bir başka hadiste: "Ben ve (kıyamet) saattil bu ikisi gibi gönderildik" diye buyurmuş olması da buna benzemektedir. Yoksa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sözü geçen çocuğun ihtiyarlık yaşına erişmesi esnasında kıyametin kopacağını kastetmiş değildir. (el-İsmaill devamla) dedi ki: Bu, Arapların oldukça yaygın bir kullanımıdır. İşin öneminin azameti ve önemsizliği ya da bir şeyin çok yakın yahut çok uzak olduğunu anlatmak için mubalağa maksadıyla kullanılır: Böylelikle sonuç olarak bundan: Kıyametin oldukça yakın bir zamanda kopacağı anlamı çıkar