İçeriğe geç
Hadis kitabı

Sahih-i Buhari

hadis
7.510
bölüm
97

Bölümler

97
  1. 01Vahyin Başlamasının Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Vahy (1-7)
  2. 02İman KitabıKitâbu’l-İmân (8-58)
  3. 03İlim KitabıKitâbu'l-İlm (59-134)
  4. 04Namaz Abdesti KitabıKitâbu'l-Vudû (135-247)
  5. 05Boy Abdesti (Gusül) KitabıKitâbu'l-Gusl (248-293)
  6. 06Hayız KitabıKitâbu'l-Hayz (294-333)
  7. 07Teyemmüm KitabıKitâbu'l-Teyemmum (334-348)
  8. 08Namaz KitabıKitâbu's-Salât (349-520)
  9. 09Namaz Vakitleri KitabıKitâbu Mevâkîti's-Salât (522-602)
  10. 10Ezan KitabıKitâbu'l-Ezân (603-875)
  11. 11Cuma Namazı KitabıKitâbu'l-Cumua (876-941)
  12. 12Korku Namazı KitabıKitâbu Salâti'l-Havf (942-947)
  13. 13İki Bayram Namazı KitabıKitâbu'l-Îdeyn (948-989)
  14. 14Vitir Namazı KitabıKitâbu'l-Vitr (990-1004)
  15. 15Yağmur İsteme (İstiskâ) Namazı KitabıKitâbu'l-İstiskâ (1005-1039)
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması (Küsûf) KitabıKitâbu'l-Küsûf (1040-1066)
  17. 17Kur'an'daki Secde Ayetleri KitabıKitâbu Sücûdi'l-Kur'ân (1067-1079)
  18. 18Namazı Kısaltma KitabıKitâbu Taksîri’s-Salât (1080-1119)
  19. 19Teheccüd Namazı KitabıKitâbu't-Teheccüd (1120-1187)
  20. 20Mekke ve Medine Mescidi'nde Namaz Kılmanın Fazileti KitabıKitâbu Fazli's-Salâti Fî Mescidi Mekke ve'l-Medîne (1188-1197)
  21. 21Namazda İş Yapma KitabıKitâbu’l-Amel Fi's-Salât (1198-1223)
  22. 22Namazda Yanılma KitabıKitâbu's-Sehv (1224-1236)
  23. 23Cenazeler KitabıKitâbu' l-Cenâiz (1237-1394)
  24. 24Zekât KitabıKitâbu'z-Zekât (1395-1512)
  25. 25Hac KitabıKitâbu’l Hac (1513-1772)
  26. 26Umre KitabıKitâbu'l-Umra (1773-1805)
  27. 27Hac veya Umre'den Alıkonulma ve İhramda İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu'l-Muhsar (1806-1820)
  28. 28İhramlı İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu Cezâu’s-Sayd (1821-1866)
  29. 29Medine'nin Faziletleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Medîne (1867-1890)
  30. 30Oruç KitabıKitâbu’s-Savm (1891-2007)
  31. 31Teravih Namazı KitabıKitâbu Salâti't-Terâvîh (2008-2013)
  32. 32Kadir Gecesi'nin Fazileti KitabıKitâbu Fezâili Leyleti’l-Kadr (2014-2024)
  33. 33İtikat KitabıKitâbu'l-İ'tikâf (2025-2046)
  34. 34Alışveriş KitabıKitâbu’l-Buyû (2047-2238)
  35. 35Selem KitabıKitâbu's-Selem (2239-2256)
  36. 36Şuta (Öncelikli Alım Hakkı) KitabıKitâbu'ş-Şu'fa (2257-2259)
  37. 37Îcâr (Kiralama) KitabıKitâbu’l-İcâra (2260-2286)
  38. 38Havâle KitabıKitâbu'l-Havâlât (2287-2289)
  39. 39Kefil Olma KitabıKitâbu'l-Kefâle (2290-2298)
  40. 40Vekil Olma KitabıKitâbu'l-Vekâle (2299-2319)
  41. 41Ziraat Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Hars ve’l-Muzâraa' (2320-2350)
  42. 42Bağ-Bahçe Sulama Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Musâkâ (2351-2383)
  43. 43Ödünç Para İsteme (Kredi), Borç Ödeme, Kısıtlama, İflas KitabıKitâbun Fi’l-İstikrâz (2385-2409)
  44. 44Anlaşmazlıklar KitabıKitâbun Fi'l-Husûmât (2410-2425)
  45. 45Buluntu ve Kayıp KitabıKitâbun Fi’l-Lukata (2426-2439)
  46. 46Haksızlıklar KitabıKitâbu'l-Mezâlim ve'l-Gasb (2440-2482)
  47. 47Ortaklık (Şirket) KitabıKitâbu'ş-Şerike (2483-2507)
  48. 48Rehin Alma (İpotek) KitabıKitâbu'r-Rehn (2508-2515)
  49. 49Köle Azat Etme KitabıKitâbu'l-Itk (2517-2559)
  50. 50Köle ile Azatlık SözleşmesiKitâbu’l-Mukâtebe (2560-2565)
  51. 51Hibe (Bağışlama) ve Hibe'nin Fazileti KitabıKitâbu'l-Hibe (2566-2636)
  52. 52Şahitlik KitabıKitâbu’ş-Şehâdât (2637-2689)
  53. 53Anlaşmazlıkların Giderilmesi (Sulh) KitabıKitâbu's-Sulh (2690-2710)
  54. 54Şart Koşmalar KitabıKitâbu'ş-Şurût (2712-2737)
  55. 55Vasiyetler KitabıKitâbu'l-Vasâyâ (2738-2781)
  56. 56Cihad ve Siyer KitabıKitâbu'l-Cihâd ve's-Siyer (2782-3090)
  57. 57Humus KitabıKîtâbu Farzi'l-Humus (3091-3155)
  58. 58Cizye KitabıKitâbu'l-Cizye (3157-3189)
  59. 59Yaratmaya Başlamanın Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Halk (3190-3325)
  60. 60Peygamberler KitabıKitâbu Ehâdîsi'l-Enbiyâ (3326-3488)
  61. 61Menkıbeler KitabıKitâbu'l-Menâkıb (3489-3648)
  62. 62Sahabenin Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili Ashâbi'n-Nebî (3649-3775)
  63. 63Ensarın Menkıbeleri KitabıKitâbu Menâkıbi'l-Ensâr (3776-3948)
  64. 64Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri KitabıKitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)
  65. 65Tefsir KitabıKitâbu Tefsîri'l-Kur'ân (4474-4977)
  66. 66Kur'an'ın Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Kur'ân (4979-5062)
  67. 67Nikâh KitabıKitâbu'n-Nikâh (5063-5250)
  68. 68Boşanma KitabıKitâbu’t-Talâk (5251-5350)
  69. 69Aile İçin Harcamalar (Nafakalar) KitabıKitâbu'n-Nafakât (5351-5372)
  70. 70Yemek Yeme KitabıKitâbu’l-Et'ime (5373-5466)
  71. 71Akika KitabıKitâbu’l-Akîka (5467-5474)
  72. 72Avlanma ve Hayvan Kesimleri KitabıKitâbu’z-Zebâih ve's-Sayd (5475-5544)
  73. 73Kurban KitabıKitâbu' l-Edâhî (5545-5574)
  74. 74İçecekler KitabıKitâbu'l-Eşribe (5575-5639)
  75. 75Hastalıklar KitabıKitâbu'l-Merdâ (5640-5677)
  76. 76Tıp KitabıKitâbu't-Tıb (5678-5782)
  77. 77Giyim-Kuşam KitabıKitâbu’l-Libâs (5783-5969)
  78. 78Âdâb KitabıKitâbu'l-Edeb (5970-6226)
  79. 79İzin İsteme KitabıKitâbu'l-İsti'zân (6227-6303)
  80. 80Dua KitabıKitâbu'd-Deavât (6304-6411)
  81. 81Kalbi İncelten Öğütler KitabıKitâbu'r-Rikâk (6412-6593)
  82. 82Kader KitabıKitâbu'l-Kader (6594-6620)
  83. 83Yemin ve Adak KitabıKitâbu’l-Eymân ve'n-Nüzûr (6621-6707)
  84. 84Yemin Keffâreti KitabıKitâbu Keffârâti'l-Eymân (6708-6722)
  85. 85Ferâiz (Miras Hukuku) KitabıKitâbu'l-Ferâiz (6723-6771)
  86. 86Had Cezaları KitabıKitâbu'l-Hudûd (6772-6860)
  87. 87Diyet KitabıKitâbu'd-Diyât (6861-6917)
  88. 88Dinden Dönenler ve Hakka Karşı İnat Edenlerden Tevbe Etmelerini İsteme ve Bunlarla Savaşma KitabıKitâbu’l-İstitâbeti'l-Murteddîn (6918-6939)
  89. 89İnsanın İstemediği Şeye Zorlanması KitabıKitâbu’l-İkrâh (6940-6952)
  90. 90Hileler (Hukukî Çâreler) KitabıKitâbu’l-Hıyel (6953-6981)
  91. 91Rüya Yorumu KitabıKitâbu't-Ta'bîr (6982-7047)
  92. 92Fitneler KitabıKitâbu'l-Fiten (7048-7136)
  93. 93Ahkâm KitabıKitâbu'l-Ahkâm (7137-7225)
  94. 94Temenni KitabıKitâbu't-Temennî (7226-7245)
  95. 95Vâhidlerin - Tek Kişilerin Haberleri KitabıKitâbu Ahbari'l-Ahadi (7246-7267)
  96. 96Kitap ve Sünnete Bağlanma KitabıKitâbu'l-İ'tisâm (7268-7370)
  97. 97Tevhid KitabıKitâbu't-Tevhîd (7371-7563)

Tüm hadisler

315 / 376
  1. 6329Bizim gibi namaz kılıyorlar, cihad ediyorlar, bir de mallarının fazlasını infak ediyorlarEbu Hureyre r.a.'den rivayet edildiği ne göre bazı fakir sahabiler zenginlerin yüksek dereceler elde ettiklerini ve ebedi nimetlere garkolduklarını ifade ederek dert yanınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Neden?" diye sordu. "Bizim gibi namaz kılıyorlar, cihad ediyorlar, bir de mallarının fazlasını infak ediyorlar" dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sizi geçenlere yetiştirecek gerinizde kalanlarla aranızdaki mesafeyi açacak bir şey öğreteyim mi? Bunu yaparsanız, aynısını yapanlar dışında sizi kimse yakalayamaz. Her namazın ardından onar defa tesbih, hamd ve tekbir getirin" buyurdu
  2. 6330Bir olan ve ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk de onundur hamd de ona mahsustur. O her şeye…Muğire İbn Şu'be'nin mevlası Verrad'ın naklettiğine göre Muğire İbn Şu'be, Muaviye İbn Ebi Süfyan ile Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in her namazın ardından "Bir olan ve ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk de onundur hamd de ona mahsustur. O her şeye kadirdir. Allahım! Senin verdiğini engelleyecek, vermediğini verecek kimse yoktur. Gücü olanın da faydası olmaz. Güç ancak sendedir" dediğini yazmıştır. Fethu'l-Bârî Açıklaması Burada farz namazıarın ardından okunacak dualar konu edilmektedir. Bu bab da namazıarın ardından dua okunmasının meşru (Şari' tarafından istenilen şey) olmadığını ifade edenlerin görüşü reddedilmektedir. Bunlar Müslim'in Hz. Aişe'den naklettiği "Resulullah s.a.v. namazı bitirince sadece "Allahım! Sen selamsın ve selamet sendendir. Ey celal ve ikram sahibi sen en yüce olansın!" diyecek kadar otururdu" hadisine dayanmışlardır. Bu iddianın cevabı şöyledir. Hz. Aişe'den nakledilen hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in selam vermeden önceki oturuş şeklini zikri geçen sözü söyleyecek kadar bozmadığı ifade edilmektedir. Sahih olarak gelen haberlere göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazdan sonra sahabilerine dönerdi. Dolayısıyla Resulullah s.a.v.'in namaz sonrasında yaptığı duayı sahabilerine yüzü dönük iken yaptığını söylemek daha uygundur. İbnü'l-Kayyim namaz sonrasında münferit olsun, imam olsun imama tabi olsun yüzü kıbleye dönük dua etmek sünnet değildir. Bu konuda ne sahih ne de hasen isnadlı bir hadis bulunmaktadır. Bazıları bunun sadece sabah ve ikindi namazlarında olduğunu ifade etmişlerdir. Halbuki bunu ne Resulullah s.a.v. ne de halifeler yapmıştır. Bunun yapılması konusunda ümmetten bir talepte de bulunulmamıştır. Bu yalnızca sünnet yerine geçecek bir güzel davranış olarak algılayanların düşüncesidir. Namazdaki duaların çoğu ya Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem tarafından okunmuş ya da okunması emredilmiştir. Zira namaz kılan bir nevi Rabbine yalvar ma makamındadır. Namazı tamamlayıp selam verince artık münacat sona ermekte ve Allah ile yakınlık kopmaktadır. O halde nasıl olurda yüzü Rabbine dönükken ve ona yakınken dua etmeyip de namazını bitirince dua edebilir. Bununla birlikte farz namazıarın ardından Resulullah s.a.v.'e salatu selam etmek ve dilediğince dua etmek isteyenlerin rivayet edilen duaları yapmaları müstehaptır. Bu durumda duası namazın ardından değil ikinci bir ibadet sayılabilecek olan zikrin ardından gerçekleşmiş olur. Bana göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namaz sonrasında hiç dua etmediği yolundaki iddia doğru değildir. Zira Muaz İbn Cebel'den sahih bir isnadla nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ey Muaz! Vallahi seni seviyorum. Kıldığın namazların ardından şöyle demeyi ihmal etme: Allahım! Seni zikretmeme, sana şükretmeme ve güzelce ibadet etmeme yardım et!" Bu hadis Ebu Davud ve Nesa! tarafından nakledilmiş olup İbn Hibban ve Hakim tarafından sahih olarak nitelenmiştir. Yine Ebu Bekre'den rivayet edilen bir hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazların ardından "Allahım! Küfür, fakirlik ve kabir azabından sana sığınırımf" diye dua ettiği kayıtlıdır. Bu hadis de Ahmed İbn Hanbel, Tirmizı ve Nesai tarafından nakledilmiş ve Hakim tarafından sahih olarak nitelenmiştir. Eğer "namazın ardı" ifadesinin "namazın son kısmında okunan teşehhüd duasına" işaret olduğu iddia edilirse, aksi ispat edilene kadar ulemanın icma ile bu ifadeyi "selam sonrası" diye anladığını söyleyebiliriz. Tirmizı Ebu. Ümame'den gelen şu hadisi rivayet etmiştir: "Resulullah s.a.v.'e hangi duanın müstecap olmaya daha yakın olduğu sorulduğunda "Gecenin bir yarısında ve farz namazLarın ardından yapılan dualar" cevabını vermiştir. Tirmizİ hadisin hasen derecesinde olduğunu ayrıca belirtmiştir. Tanıdığımız Hanbelilerden birçoğu İbnü'l-Kayyım'ın namaz sonrasında dua etmeyi mutlak olarak kabul etmediğini ifade etmişlerdir. Halbuki bu yanlıştır. Zira sözünün özü selam sonrasında yüzü kıbleye dönük iken dua etmenin doğru olmadığı anlamına gelmektedir. selamdan önce öğretilmiş duaların yapılması ya da yüzünü cemaata dönerek dua etmek yasaklanmış değildir. İbn Battal şöyle der: Bu hadisler namaz sonrasında dua edilmesini teşvik etmektedir. Ayrıca bu fiilin Allah için yapılan infaka eşdeğer olduğu bildirilmektedir. Çünkü hadiste" Sizi geçenlere yetiştirecek" buyurulmaktadır. Evzaİ'ye namaz sonrası Allah'ı zikretmenin mi yoksa Kur'an okumanın mı daha faziletli olduğu sorulduğunda "Kur'an'a denk ne var ki? Bununla birlikte selefimiz namaz sonrası Allah'ı zikrederdi" demiştir." Bu hadisler farzın kılınmasının hemen ardından dua edilmesini bunun sünnetlerin sonrasına bırakılmamasını da göstermektedir
  3. 6331Yemin ederim ki! Allah olmasaydı biz hidayete eremezdikSeleme İbn Ekva'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'e giderken oradakilerden biri şöyle dedi: Ey Amir! Bize biraz şiir okusaydın keşke!" Bunun üzerine Amir şiir okumaya başlamış ve şiirlerin içinde "Yemin ederim ki! Allah olmasaydı biz hidayete eremezdik" dedi. Başka şeyler de söyledi ama ben hatırlayamıyorum. Bunları duyan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu şiir okuyan da kim?" diye sordu. Amir İbn Ekva' olduğunu söylediler. "Allah kendisine mağfiret etsin!" diye dua etti. Oradakilerden biri Amir'den daha çok istifade etmek istediklerini izhar etti. Daha sonra gerçekleşen savaşta Amir İbn Ekva' kendi kılıcından aldığı bir darbe sebebiyle vefat etti. Akşam olunca pek çok yerde ateş yakıldl. Resulollah s.a.v. de bu ateşlerin neden yakıldığını sordu. Ehll eşekleri yemek için bunların yakıldığını öğrenince tencerelerin devrilip kırılmasını emretti. Sahabilerden biri yemekleri döküp kapları yıkamalarının mümkün olup olmadığını sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna da izin verdi
  4. 6332Allahım! Falancanın ailesine salat etİbn Ebi Evfa'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sadaka vermek isteyen kimselere: "Allahım! Falancanın ailesine salat et" diye dua ederdi. Babam sadakasını vermek istediği zaman da ona aynı şekilde dua etti
  5. 6333Beni Zü'l-Halasa'dan kurtarmayacak mısın?Cerir (b. Abdullah r.a.)'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem birgün kendisine "Beni Zü'l-Halasa'dan kurtarmayacak mısın?" demiştir. (Zü'l-Halasa el-Ka'betü'l-Yemaniye diye adlandırılan ve ibadet edilen putlardır). Cerir de üstünde sabit duramadığını ifade edince Hz. Nebi onun göğsüne vurup: "Allahım! Onu sabit kıl. Onu hem hadi hem mehdi eyle" buyurmuştur. Cerir kavminden (Ahmes kabilesi) elli kişiyle birlikte sefere çıkmış ve putları yakmıştır. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dönünce "Ey Allahın Resulü! Vallahi katrana bulanmış deve gibi kapkaraydılar biz oradan ayrılırken" demiş; o da Ahmes kabilesine ve atlarına dua etmiştir
  6. 6334Allahım! Enes'in mal ve evladını bereketli kıl. Ona verdiğin her şeye bereket bahşetEnes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Ümmü Süleym "Enes sizin hizmetkarınız olsun" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Enes'in mal ve evladını bereketli kıl. Ona verdiğin her şeye bereket bahşet" diye dua etmiştir
  7. 6335Allahım! Onun kusurlarını bağışla. Şu suredeki unuttuğum şu ayetleri bana hatırlattıAişe r.anha'dan aktarıldığına göre Kur'an okuyan birisini işiten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Onun kusurlarını bağışla. Şu suredeki unuttuğum şu ayetleri bana hatırlattı" diye dua etmiştir
  8. 6336Bu Allah'ın rızası gözetilerek yapılmış bir taksim değildirAbdullah İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ganimeti paylaştırdığı zaman "Bu Allah'ın rızası gözetilerek yapılmış bir taksim değildir" diye karşı çıkan bir adam kendisine haber verilince öfkesi yüzünden okunacak kadar kızmış "Allah Musa'ya rahmetiyle muamele etsin. Ona bundan daha fazla eziyet edildiği halde sabretti" demiştir. Fethu'l-Bârî Açıklaması Bu babda İbn Ebi Şeybe ve Taberi tarafından rivayet edilen ve Abdullah İbn Ömer'in başkasına dua eden bir kimseyi uyararak "Önce kendinden başla" dediğini ifade eden hadisle çelişen bilgiler aktarılmıştır. İbrahim en-Nehai'den de aktarıldığına göre onun zamanında "Dualara kendinizden başlayın. Zira hangi duanın müstecap olduğunu bilemezsiniz" denirmiş. Müslim tarafından rivayet edilen ve kardeşi için dua edenler hakkında meleklerin "Sana da benzeri şeyler verilsin" şeklinde dua ettiklerini bildiren hadis bu babdaki haberleri teyid etmektedir. Übey İbn Ka'b'dan merfu olarak aktarılan ve Tirmizi tarafından rivayet edilen "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisini zikredip dua edeceği zaman kendisinden başlardı" hadisine gelince bu habere Müslim'de Musa ile Hızır kıssasından bahsedilirken "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Nebilerden birini zikredip dua edeceği zaman kendisinden başlardı" lafzıyla yer verilmiştir. Ayrıca Resulullah s.a.v.'in Nebiler dışında birileri için dua ettiği zaman kendisinden başlamaması da bunu desteklemektedir. Hacer kıssasında geçtiği üzere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah Ümmü İsmail'e merhamet etsin! Zemzemi tutmasaydı akıp giden bir pınar olurdu" demiştir. Yine Hasan İbn Sabit hakkında "Allahım! Onu Ruhu'l-Kudüs ile takviye et" duası da geride açıklanmıştır. İbn Abbas ile ilgili olarak "Allahım! Onu fakih kıl" duası vardır. Buna benzer başka dualar da zikredilebilir. Bu arada Übey tarafından nakledilen haber değerlendirilirken Nebi s.a.v.'in bazı Nebilere dua ederken kendisinden başlamadığı bilinmelidir. Örneğin "Allah LOt'a merhamet etsin! Çok güçlü bir şeye sığınmıştı" duası böyledir. İlk hadiste Resulullah s.a.v.'e soru soran sahabı Hz. Ömer'dir. Amir ise hadisin ravisi Seleme İbn Ekva'ın amcasıdır. Bu konuda geniş açıklama Meğazı bölümünde geçmişti. Amir'den daha fazla istifade etme arzusunun sebebi Müslimlin Sahfh'inde açıkça beyan edilmiştir. İbn Abdilber ise kendi araştırmaları neticesinde Resulullah s.a.v.'in gazvelerde hakkında merhamet dilediği herkesin şehid olduğunu bildikleri için Amir'in de şehid olmasından endişe duyarak böyle söylediklerini beyan etmiştir. 6335 nolu hadiste geçen mescidde Kur'an okuyan kişi Abbad İbn Bişr'dir. Şehadet bölümünde bu konudaki malumat arzedilmişti. Metnin şerhi ise FezailüllKur'an bölümünde verilmiştir. Alimlerin çoğunluğu Resulullah s.a.v.'in tebliğ ettiği bazı ayetleri daha sonra unutmasının caiz olduğunu ancak mutlaka kendisine bunların hatırlatıldığını kabul etmişlerdir. Tebliğ ile alakası bulunmayan konularda da unuttukları olabilir. "Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın. Allah'ın dilediği bundan müstesnadır"(A'la 6-7) ayeti de bunu göstermektedir
  9. 6337Cuma günü insanlara en fazla üç kez hadis rivayet et. İnsanları Kur'an'dan bezdirme. İnsanlar kendi işlerini…İbn Abbas öğrencisine şöyle demiştir: Cuma günü insanlara en fazla üç kez hadis rivayet et. İnsanları Kur'an'dan bezdirme. İnsanlar kendi işlerini konuşurken konuşmalarını kesip onlara vaaz ettiğini ve onları bıktırdığını görmeyeyim. Sus ve onları dinle. Senden talepte bulunurlarsa o zaman onlara hadis naklet. Dua ederken kafiyeden sakın. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabının böyle yaptığını bilirim". Fethu'l-Bârî Açıklaması Bu hadis dinlemeyenlere hadis nakletmenin mekruhluğunu ve başkalarının sözünü kesmenin yasak olduğunu göstermektedir. Ayrıca ilme arzusu olmayanlara bir şeyler anlatılmasının uygun olmadığı ve sadece hadis dinlemeye arzusu bulunanlara tahdis edilmesi gerektiği de bu rivayette ifade edilmektedir. Hadiste İbn Abbas kafiyeli dua edeyim diye zihnin meşgul edilmemesini zira bunun huşuyu engellediğini belirtmektedir. Halbuki dua ederken huşu özellikle gereklidir. Sahih hadislerde yer alan bazı kafiyeli dualar bu rivayetle çelişmemektedir. Zira onlar zorlanarak oluşturulmuş değildir. Bu sebeple de son derece muntazam ifadeler içermektedirler. Örneğin Resulullah s.a.v. cihad ile alakalı olarak "Kitab'ı indiren, hesabı hızlı gören ue düşmanlan mahueden Allahım!" diye dua etmiştir. Yine "Vaadi hak ordusu izzetli" ve "Ağlamayan gözden, doymayan nefisten ue korkmayan kalpten sana sığınırım" hadisleri de böyledir. Bunların hepsi sahihtir
  10. 6338Dua ettiğinizde çekince taşıyıpEnes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Dua ettiğinizde çekince taşıyıp "Allahım! Dilersen bana şunu ver" demeyin. Çünkü zaten Allah'ı istemediği şeye zorlayacak kimse yoktur
  11. 6339Allahım! Dilersen beni bağışla, dilersen affet demeyin. Dua ettiğinizde çekince taşımayın. Çünkü zaten…Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allahım! Dilersen beni bağışla, dilersen affet demeyin. Dua ettiğinizde çekince taşımayın. Çünkü zaten Allah'ı istemediği şeye zorlayacak kimse yoktur". Fethu'l-Bârî Açıklaması İnsanların bütün fiillerinde Allah'ın iradesine teslim olmaları istendiği halde bu babda dua edilirken talep edilen şeylerin Allah'ın dileyip dilememesine bağlanmaması işlenmektedir. Hadislerde geçen ........azm kelimesi ile Allah'ın edilen duaya icabet edeceğinin düşünülmesinin öğütlendiği de kaydedilmiştir. Allah'ı iyilik yapmaya zorlayan bir şeyin olmaması şu anlama gelmektedir. İbn Battal hadiste dua edenlerin dua ederken ciddi olmaları, icabet edileceğini ummaları ve rahmetten ümit kesmemeleri gerektiğinin beyan edildiğini söylemiştir. Çünkü kişi dua ederken muhatabı kerim olan Allah Teaıa'dır. İbn Uyeyne ise şöyle demiştir: Kişi kusurlarını bildiği müddetçe dua etmekten men olunmamıştır. Zira Allah Teala yarattığı kullarının en şerlisi olan İblis'in bile duasına icabet etmiştir. İblis'in kabul edilen duası şöyledir: «Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi"(Hicr)
  12. 6340Dua ettim kabul edilmedi denilerek acele edilmediği sürece dualar mutlaka kabul edilirEbu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Dua ettim kabul edilmedi denilerek acele edilmediği sürece dualar mutlaka kabul edilir". Diğer tahric: Müslim, zikir;Tirmizî, deavât; Ebu Davud, vitr; İbn Mace, dua; Muvatta', kur'an; Ahmed b. Hanbel, II, 487. Fethu'l-Bârî Açıklaması İbn Battal bu hadiste umutsuzluğa kapılıp dua etmeyi bırakan ve Allah'a minnet eden durumuna düşen kimselerin kastedildiğini ifade etmiştir. Yahut da ettiği duanın müstecap olması gerektiğine inanıp Allah'ı cimrilikle itham eden kişi konumuna düşülür. Halbuki Allah Teala ne icabet etmekten ne de ihsandan acizdir. Müslim ve Tirmizı tarafından nakledilen bir hadiste "Kul günah bir şeye yada akraba ilişkilerinin kesilmesine yönelik dua etmediği sürece ve acele etmedikçe duası kabulolunur. Acele etmekten maksad "Dua ettim ettim kabul edilmedi" denilerek dua etmeyi bırakmaktır" buyurulmuştur. Bu hadiste dua adabı öğretilmektedir. Yani kişi umutsuzluğa kapılmadan duasını sürdürmelidir. Zira bu, Allah'a boyun bükmeyi ve teslim olmayı gerektirir ve muhtaç olunduğunun bilindiğini gösterir. Hatta selef alimlerinden biri dualarımızın makbul olmasından mahrum olmaktan daha çok duadan mahrum olmaktan korkuyoruz demiştir. Dua adabı olarak şunları da sayabiliriz: Secde ve ezan gibi faziletli zaman dilimlerinin gözetilmesi, abdest ve namaz sonrasında dua edilmesi, kıbleye dönülmesi, ellerin kaldırılması, önce tevbe edilmesi, günakarlığın itiraf edilmesi, ihlaslı olunması, hamdele ve salvele ile duaya başlanılması, esma-i hüsna ile talepte bulunulması. Bütün bunların delilleri bu kitapta arzedilmiştir
  13. 6341Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua ederken koltuk altları…Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua ederken koltuk altları görülecek kadar ellerini kaldırmıştır. Fethu'l-Bârî Açıklaması Yukarıda zikri geçen Halid, Halid İbn Velid'dir. Ebu Davud, Tirmizı ve başka musannifler tarafından aktarılan ve Tirmizı'nin hasen diye nitelediği bir hadiste "Rabbiniz diridir ve cömerttir. KuLu ellerini açmış ona yalvarmışken onu eliboş çevirmekten haya eder" buyurulmaktadır. Taberibu hadisi isnadlarıyla birlikte zikretmiştir. İbnü't-Tın ise İmam Malik'ten duada elleri kaldırmanın fukaha tarafından benimsenmediğini nakletmiştir. Müdevvene'de ellerin yalnızca yağmur duasında kaldırılacağı ve ayaların yere bakacağı belirtilmiştir. Taberi'nin İbn Ömer'den naklettiği haber ellerin omuzlara kadar kaldırılmasını nehyetmektedir. Orada ellerin göğüslere kadar kaldırılabileceği kayıtlıdır. Taberi İbn Ömer ve İbn Abbas'tan duada ellerin bu şekilde kaldırılması gerektiğini müsned olarak rivayet etmiştir. Ebu Davud ve Hakim başka bir isnadla "İstek (mesele) elleri n omuz hizasına kaldırılması, istiğfar bir parmakla işaret edilmesi ve dua (ibtihal) iki elin uzatılmasıyla olur" haberini rivayet etmişlerdir. Bir başka haberde ellerin başın üstüne kaldırılmasından söz edilmektedir. Yine İbn Ömer'den yukarıda arzedilen bilgiyle çelişen sahih haberler aktarılmıştır. Buhari'nin el-Edebü'l-müfred'de rivayet ettiğine göre İbn Ömer dua ederken ellerini omuzlarına kadar kaldırmıştır
  14. 6342Ey Allah'ın Resulü! Allah'a bize su vermesi için dua eder misin 7Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cuma günü hutbedeyken adamın biri kalkıp "Ey Allah'ın Resulü! Allah'a bize su vermesi için dua eder misin 7" dedi. Daha sonra gökte bulutlar belirdi ve öyle yağmur yağdı ki insanlar neredeyse evlerine gidemediler. Yağmur diğer Cuma'ya kadar devam etti. Bu sefer aynı adam ya da bir başkası yağmurun durması için dua edilmesini talep etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da "Allahım! Etrafımıza üstümüze değil!" diye dua etti. Bunun üzerine bulutlar Medine'nin çevresine doğru dağıldı ve yağmuru oralara bıraktı. Fethu'l-Bârî Açıklaması Bu hadisin şerhi istiska bölümünde geçmişti. Hutbe okuyan kişi sırtını kıbleye döndüğü için hadis ile bab uyumludur. Zira her iki hutbede de dua yapılırken Resulullah s.a.v.'in kıbleye yöneldiği zikredilmemiştir
  15. 6343Abdullah İbn Zeyd'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazgaha gidip yağmur duası…Abdullah İbn Zeyd'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazgaha gidip yağmur duası etmiş; daha sonra kıbleye dönüp ridasını ters çevirmiştir. Fethu'l-Bârî Açıklaması Nebi s.a.v.'in dua ederken kıbleye döndüğü hakkında pek çok hadis nakledilmiştir. Bunlardan biri yukarıda "Dua ederken elleri kaldırmak" babında İbn Ömer'den gelen haberdir. Bir diğeri ise Müslim ve Tirmizi tarafından nakledilen ve Hz. Ömer'den gelen "Resulullah s.a.v. Bedir'de müşriklere baktı. Sonra kıbleye dönüp ellerini uzatıp dua etti" hadisidir. İbn Mes'ud'den rivayet edilen "Resulullah s.a.v. Kabe'ye döndü ve Kureyşli bir guruba beddua etti" hadisi de yukarıdakileri desteklemektedir. Son hadis Buhari ve Müslim tarafından nakledilmiştir
  16. 6344Enes hizmetkarınız olsun! Ona dua edinizEnes İbn Malik'ten nakledildiğine göre annesi "Enes hizmetkarınız olsun! Ona dua ediniz" dediği zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Mal ve evlat itibariyle bereketli kıl! Ona verdiğin her şeye bereket bahşet" diye dua etmiştir. Fethu'l-Bârî Açıklaması Bu hadiste hayatın uzunluğu zikredilmemektedir. Şarihlerden bir kısmı evladın çokluğu hayatın çokluğunu zımnen içerir açıklamasını yapmışlardır. Aslında Buhari adeti olduğu üzere rivayetin başka tariklerinde geçen ifadeleri dikkate almıştır. el-Edebü'l-müfred'de Resulullah s.a.v.'in Enes için "Allahım! malını ve evladını çok kıl! Hayatını uzun tut ve onu affet" diye dua ettiği kayıtlıdır. Enes'in çocuk ve malının çokluğu Müslim'in kitabında hadisin sonunda şöyle açıklanmaktadır: "Vallahi malım çoktur. Çocuklarımın ve torunlarımın sayısı da bugün itibariyle yüzü geçmiştir". Tıp bölümünde Haccac'ın Basra'yageldiği gün Enes'in sülalesinden yüz yirmi kişinin vefat ettiği geçmişti. Nevevi de Enes İbn Malik'i evladı en fazla olan sahabi olarak tanıtır. Enes İbn Malik'in yılda iki ürün veren bir bostanı vardı. Bu bostanda güzel kokan bitkiler yer alıyordu. Ömrünün uzunluğuna gelince hicrette dokuz yaşında olduğu sabittir. 91 ya da 93 yılında vefat ettiği ve öldüğünde 103 yaşında olduğu Halife el-Hayyat tarafından ifade edilmiştir. Doğrusu da budur
  17. 6345Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yokturİbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı halinde şöyle dua ederdi: La ilahe illallahu’l-Azimu’l-Halim, La ilahe illallahu Rabbi’s-semavati ve’l-ardi ve .Rabbi’l-Arşi’l-Azim Meali: "Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur
  18. 6346Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur, Yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin…İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı halinde şöyle dua ederdi: La İlahe illallahu’l-Azimu’l-Halim, La İlahe illlahu Rabbi’l-Arşi’l-Azim, La İlahe İllallahu Rabbi’s-semavati ve Rabbi’l-Ardi ve Rabbi’l-Arşi’l-Kerim Meali: "Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur, Yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur". Fethu'l-Bârî Açıklaması Alimler hadiste zikri geçen "Halim" kelimesini cezalandırmaya gücü olduğu halde bunu erteleyen diye anlamışlardır. "Azim" ise üstünde kimsenin olmadığı demektir. "Kerim"e gelince fazlıyla veren anlamındadır. Esma-i hüsna şerhedilirken bunlar daha fazla izah edilecektir. Tibi bu zikirde "Rab" kelimesinin özellikle kullanıldığını; zira bunun sıkıntıyı gidermek için daha uygun düştüğünü söylemiştir. Çünkü sıkıntı (ya da sıkıntının giderilmesi) de terbiyenin bir parçasıdır. Bu zikirde tevhid’i de içeren tehlil söz konusudur. Bu en yüce tenzihtir. Allah'ın kudretini tam olarak gösteren bir yüceltmedir. İlmi de gösteren bir merhamettir. Zira cahilden merhamet ve cömertlik beklenmez. Azamet ve hilim cömertlik vasıflarının en önemlileridir. Taberi'nin belirttiğine göre İbn Abbas'ın "dua ediyor" sözüne rağmen rivayette tehlil ve tazimin yer alması iki şekilde yorumlanabilir: İlk olarak dua öncesinde Resulullah s.a.v.'in Allah'ı tehlil ve tazim ettiği düşünülebilir. Yusuf İbn Abdillah İbn Haris'ten nakledilen rivayette "sonra dua etti" ifadesi açıkça yer almaktadır. Yine Taberi'nin A'meş vasıtasıyla İbrahim'den aktardığına göre kişi dua öncesinde Allah'ı överse icabet edileceğinin, övgü öncesinde dua ederse icabetin umulacağının söylenmesi de yukarıdaki kanaati teyid etmektedir. İkinci yorum ise İbn Uyeyne'ye aittir. İbn Uyeyne'ye "Resulullah s.a.v. Arafat'ta genelde "Ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah yoktur" diye dua ederdi" hadisi sorulunca, burada duanın değil zikrin söz konusu olduğunu; ancak kudsi bir hadiste "Beni zikrettiği için dua edemeyene dua edenlere verdiğimden daha güzelini veririm" buyurulduğunu söylemiştir. Bana göre Sa'd İbn Ebi Vakkas'ın merfu olarak naklettiği şu hadis ikinci ihtimali desteklemektedir: "Zü'n-nun (Hz. Yunus) balığın karnındayken şöyle dua etmiştir: Senden başka ilah yoktur. "Seni her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Bende zalimlerden biriyim". Bir müslüman böyle dua ederse duası mutlaka kabul edilir". Bu hadis Tirmizı, Nesaıve Hakim tarafından naklediimiştir. Hakim'in rivayetinde "Ordakilerden biri: "Bu Yunus'a mı özeldir yoksa tüm müslümanlar için de geçerli midir?" diye sorunca Resulullah s.a.v.: "İşte Biz mu'minleri böyle kurtarırız"(Enbiya 88) ayetini işitmediniz mi?" diye cevap vermiştir" lafzı yer almaktadır. İbn Ebi'd-Dünya el-Ferec ba'de'ş-şidde adlı eserinde şu rivayet i kaydetmektedir: "Velid İbn Abdilmelik Osman İbn Hibban'a Hasan İbn Hasan'ı yakalayıp halkın önünde yüz celde vurmasını emretmiştir. Hasan yakalanıp huzura getirilince Ali İbn Hüseyn ayağa kalkıp "Allah'ın seni kurtaracağı bir şeyler söyle" demiştir. O da bu sözleri söylemiştir. Bunun üzerine Osman kafasını kaldırıp Hasan'a iftira atıldığını serbest bırakılmasını istemiştir. Emirü'l-mü'minıne durumu kendisinin arzedeceğini açıklamıştır". Nesai ve Taberi'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Ca'fer kızını evlendirdiği zaman başına bir iş geldiğinde "Halim ve kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce arşın rabbi olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Alemlerin rabbi' olan Allah'a hamdolsun" demesini öğütlemiştir. Hasan yukarıdaki sözleri söylediği zaman Haccac "Ben seni öldürmek amacındaydım. Şimdi ise şundan şundan daha sevimli geliyorsun" demiştir. Hatta bir rivayette "ihtiyacın varsa söyle" ilavesi yer almaktadır. Ebu Davud ve İbn Hibban'ın naklettiğine göre sıkıntı halinde "Allahım! Rahmetini diliyorum. Bir bile beni kendime bırakma. Benim sıkıntımı gider. Senden başka ilah yoktur" diye dua edilmesi gerektiği ifade edilmiştir
  19. 6347Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem meşakkatli belalardan, helak…Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem meşakkatli belalardan, helak olmaktan, kaza’nın kötüsünden ve düşmanın. istihzasından Allah'a sığınırdı. Fethu'l-Bârî Açıklaması İbn BattaI ve başka alimler hadis metninde geçen cehdü'l-bela ifadesini kişinin tayıyamayacağı ve defedemeyeceği kadar şiddetli meşakkat diye açıklamıştır. İbn Ömer'den nakledildiğine göre ise bu ifade az mal çok ev halkı anlamına gelmektedir. Doğrusu bu da meşakkat veren belalardan biridir. Bir yoruma göre ise cehdü'l-bela ölümü arzu ettiren meşakkattir. Derekü'ş-şeka ise dünya ve ahiretle ilgili olabilir. Sev'ü'l-kaza da kişinin kendisi, malı, ailesi, çocukları, ölüm anı ve ahiretini kapsar. Buradaki kaza sözüyle hüküm verilen şeyin kastedildiği zira Allah'ın tüm hükümlerinin güzelolduğu da söylenmiştir. İbn Battal şematetü'l-a'dayı kalbi yoran ve nefse çok ağır gelen şey diye anlamıştır. Resulullah s.a.v.'in bunlardan Allah'a sığınması ümmetine öğretmek içindir. Çünkü Allah kendisini bütün bunlardan korumuştur. Kadi İyaz bunu kesin bir dille ifade etmiştir. Bana göre bu doğru değildir. Ümmetinin sıkıntıya düşmesinden endişe ederek bunlardan Allah'a sığınmış olması da muhtemeldir. Nevevi şöyle der: Hadis sayılan şeylerden Allah'a sığınmanın müstehap olduğunu göstermektedir. Bütün alimler bu konuda görüş birliği içindedir. İbnü'lCevzi'nin beyanına göre hadis dua ederken tekellüfe girilmeden kafiyeli sözler söylenmesinin mekruh olmadığına da delalet etmektedir. Bu hadis istiazenin meşruiyetini göstermektedir. Bu• durum kaderde yazılı şeylerin kaza olarak ortaya çıkmasıyla çelişmez. Zira bela ile imtihan edilecek bir şahsın dua etmesiyle belasının kaldırılmasına hükmediimiş olabilir. Yani kaza hem öncekini hem de sonrakini içerebilir. İstiazenin faydası kulun Allah'a olan ihtiyacını ve tazarrusunu arzetmesidir. Bu da daavat bölüinünün başında ayrıntılı olarak incelenmiştir
  20. 6348Nebilerin hepsi cennetteki yerlerini gördükten sonra öldüler. Sonra muhayyer bırakıldılarAişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağlıklı iken "Nebilerin hepsi cennetteki yerlerini gördükten sonra öldüler. Sonra muhayyer bırakıldılar" demiştir. Başı Hz. Aişe'nin dizinde iken rahatsızlanıp bayılmış; sonra uyanıp bir müddet tavana baktıktan sonra "Allahım! Rejfk-i a'la" diye dua etmiştir. Hz. Aişe Resulullah s.a.v.'in kendilerini tercih etmediğini düşünürken bu duanm sağlıklı iken kendilerine söylediği söz olduğunu anımsamıştır. Bu sözler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaşarken son sözleri olmuştur