Bölümler (368)
Müslümanın Hayat ÖlçüleriHadisler: 1-687
- 2İhlâs ve İyi NiyetHadisler: 1-13
- 3TövbeHadisler: 14-25
- 4SabırHadisler: 26-54
- 5Doğru Söylemek (Sıdk)Hadisler: 55-60
- 6Her An Allah ile Beraber Olma Bilinci (Murâkabe)Hadisler: 61-69
- 7Sorumluluk Bilinci (Takva)Hadisler: 70-74
- 8Allah’a Kesin İman (Yakîn) ve O’na Dayanmak (Tevekkül)Hadisler: 75-85
- 9Dürüst Olmak (İstikâmet)Hadisler: 86-87
- 10Yaratılıştaki İhtişamı Düşünmek
- 11Hayırlı İşlere KoşmakHadisler: 88-95
- 12Allah İçin ÇalışmakHadisler: 96-112
- 13Ömrün Sonlarına Doğru Hayır Hasenâtı ArtırmakHadisler: 113-117
- 14Hayır Yollarının ÇokluğuHadisler: 118-143
- 15İbadette Ölçülü DavranmakHadisler: 144-154
- 16Amellerde DevamlılıkHadisler: 155-157
- 17Sünnete ve Âdâba UymakHadisler: 158-169
- 18Allah’ın Hükmüne Boyun EğmekHadisler: 170
- 19Dinde Yenilik (Bid’at)Hadisler: 171-172
- 20İyi veya Kötü Çığır AçmakHadisler: 173-174
- 21Hayra Aracılık, Hidayete ÇağrıHadisler: 175-178
- 22İyilikte ve Takvada YardımlaşmakHadisler: 179-182
- 23Samimiyet (Nasîhat)Hadisler: 183-185
- 24İyiliği Teşvik, Kötülükle Mücadele Etmek (Emr-i Bi’l-Ma’rûf Nehy-i Ani’l-Münker)Hadisler: 186-199
- 25İyiliği Emredip Kötülükten Nehyettiği Hâlde Aksini YapmakHadisler: 200
- 26Emanete Riayet EtmekHadisler: 201-204
- 27Haksızlık (Zulüm)Hadisler: 205-223
- 28Müslümanlar Arası HukukHadisler: 224-241
- 29Kusurların ÖrtülmesiHadisler: 242-245
- 30İhtiyaçların GiderilmesiHadisler: 246
- 31Aracılık EtmekHadisler: 247-249
- 32İnsanların Arasını DüzeltmekHadisler: 250-253
- 33YoksullarHadisler: 254-261
- 34Muhtaçları Himaye EtmekHadisler: 262-274
- 35Hanımlara İyi DavranmakHadisler: 275-282
- 36Kocanın, Eşi Üzerindeki HaklarıHadisler: 283-290
- 37Ailenin Geçimini SağlamakHadisler: 291-298
- 38Malın En İyisinden İnfak EtmekHadisler: 299
- 39Aile Fertlerine Allah’a İtaat Şuuru VermekHadisler: 300-304
- 40Komşu HakkıHadisler: 305-313
- 41Anne Babaya İyilik Etmek, Akrabayı GözetmekHadisler: 314-337
- 42Anne Babaya İsyan Etmek ve Akraba ile İlişkiyi KesmekHadisler: 338-342
- 43Anne Babanın Dostlarına, Yakınlara ve Eşe İyilik EtmekHadisler: 343-346
- 44Ehl-İ Beyt’e Saygı GöstermekHadisler: 347-348
- 45Âlimlere, Büyüklere ve Fazilet Ehline Saygı GöstermekHadisler: 349-360
- 46Hayırlı İnsanları Ziyaret EtmekHadisler: 361-375
- 47Allah İçin SevmekHadisler: 376-386
- 48Allah’ın Kulunu SevmesiHadisler: 387-389
- 49Başkalarına Eziyet VermemekHadisler: 390
- 50İnsanları Yaptıklarına Göre Değerlendirmek, İç Hâllerini Allah’a BırakmakHadisler: 391-396
- 51Allah’tan Korkmak (Havf)Hadisler: 397-412
- 52Allah’tan Yana Ümitvar Olmak (Recâ)Hadisler: 413-440
- 53Ümitvar Olmanın SevabıHadisler: 441-443
- 54Korku ile Ümit Arasında YaşamakHadisler: 444-446
- 55Allah Korkusuyla AğlamakHadisler: 447-457
- 56Dünyaya Meyletmemek (Zühd)Hadisler: 458-491
- 57Sade YaşamakHadisler: 492-522
- 58Kanaat ve TokgözlülükHadisler: 523-538
- 59İstenmeden Verilen Sadakanın AlınmasıHadisler: 539
- 60El Emeğiyle GeçinmekHadisler: 540-544
- 61CömertlikHadisler: 545-563
- 62CimrilikHadisler: 564
- 63Başkasını Kendine Tercih Etmek (Îsâr)Hadisler: 565-569
- 64İyilikte YarışmakHadisler: 570-571
- 65Helâl Kazanıp Helâl Yolda HarcamakHadisler: 572-574
- 66Ölümü HatırlamakHadisler: 575-581
- 67Kabir ZiyaretiHadisler: 582-585
- 68Ölümü Temenni EtmemekHadisler: 586-588
- 69Günahlardan Korunmak ve Şüpheli Şeylerden Sakınmak (Vera’)Hadisler: 589-597
- 70İnsanlardan Uzaklaşarak Tek Başına Yaşamak (Uzlet)Hadisler: 598-602
- 71İyiliklerden Yana Olmak ve Fenalıklardan Kaçınmak
- 72Tevazu ve ŞefkatHadisler: 603-612
- 73Kibir ve GururHadisler: 613-621
- 74Güzel AhlâkHadisler: 622-632
- 75Yumuşak Huylu Olmak (Hilm) ve Ölçülü Hareket Etmek (Teennî)Hadisler: 633-643
- 76Affedici OlmakHadisler: 644-648
- 77Eziyetlere KatlanmakHadisler: 649
- 78Dinî Konular da Hassas OlmakHadisler: 650-653
- 79Yöneten Yönetilen İlişkilerinde ÖlçüHadisler: 654-659
- 80Adaletli YöneticiHadisler: 660-663
- 81Yöneticilere İtaatte ÖlçüHadisler: 664-674
- 82İdareciliğin İstenmemesiHadisler: 675-678
- 83Yönetimde İstişare ve İşbirliğiHadisler: 679-680
- 84İdareciliğin Hırslılara VerilmemesiHadisler: 681
- 85HayâHadisler: 682-685
- 86Sır SaklamakHadisler: 686-689
EdepHadisler: 688-728
- 88Ahde Vefa ve Sözünde DurmakHadisler: 690-692
- 89Hayırlı İşleri SürdürmekHadisler: 693
- 90Güler Yüzlü ve Tatlı Sözlü OlmakHadisler: 694-696
- 91Anlaşılır Şekilde KonuşmakHadisler: 697-698
- 92Dinleme ÂdâbıHadisler: 699
- 93Öğüt Vermede ÖlçüHadisler: 700-703
- 94Ağırbaşlılık (Vakar)Hadisler: 704
- 95İbadet Yerlerinde Saygılı DavranmakHadisler: 705-706
- 96Misafir AğırlamakHadisler: 707-708
- 97İyi İşleri MüjdelemekHadisler: 709-712
- 98Yolcunun VedalaşmasıHadisler: 713-718
- 99İstihar e ve İstişareHadisler: 719
- 100İbadet Yerlerine Gidiş Geliş ÂdâbıHadisler: 720-721
- 101İyi İşlere Sağdan BaşlamakHadisler: 722-728
Yemek Yeme ÂdâbıHadisler: 729-779
- 103Yemeğe Besmele ile Başlamak, Hamd Ederek BitirmekHadisler: 729-736
- 104Yemeğe Kusur BulmamakHadisler: 737-738
- 105Nafile Oruç Tutan Kimsenin Yemek Davetine KatılmasıHadisler: 739
- 106Yemeğe Davet Edilen Kimsenin Yanında Başkalarını da GötürmesiHadisler: 740
- 107Sofra ÂdâbıHadisler: 741-742
- 108Birlikte Meyve Yerken Ölçülü DavranmakHadisler: 743-744
- 109Yemeği Yemek Kabının Kenarından YemekHadisler: 745-746
- 110Yaslanarak YememekHadisler: 747-748
- 111Sofra Âdâbı (Devamı)Hadisler: 749-755
- 112Yemek YemeHadisler: 756-757
- 113İçeceklerle İlgili ÂdâbHadisler: 758-762
- 114Büyük Su Kabının Ağzından Su İçmemekHadisler: 763-765
- 115Su Kabına ÜflememekHadisler: 766-767
- 116Su İçme ÂdâbıHadisler: 768-774
- 117Su İçilecek KaplarHadisler: 775-779
Giyim KuşamHadisler: 780-814
- 119Giyim TarzıHadisler: 780-789
- 120Gömlek GiymekHadisler: 790
- 121Giyeceklerin Uzunluğu ve KısalığıHadisler: 791-802
- 122Giyimde Abartıya KaçmamakHadisler: 803
- 123Kişinin Durumuna Uygun GiyinmesiHadisler: 804
- 124İpekli GiyinmekHadisler: 805-811
- 125Yırtıcı Hayvanların Derisini KullanmamakHadisler: 812-813
- 126Yeni Elbise ve Ayakkabı Giyildiğinde Dua EtmekHadisler: 814
SelâmHadisler: 846-895
- 133Selâmlaşmak ve Selâmı YaymakHadisler: 846-851
- 134Selâm Verme UsûlüHadisler: 852-862
- 135Evine Giren Kimsenin Selâm VermesiHadisler: 863
- 136Çocuklara Selâm VermekHadisler: 864
- 137Hanımlarla SelâmlaşmakHadisler: 865-867
- 138Farklı İnanç Kesimleriyle SelâmlaşmaHadisler: 868-870
- 139Topluluktan Ayrılan Kimsenin Selâm VermesiHadisler: 871
- 140İzin İsteme ÂdâbıHadisler: 872-879
- 141Aksırma ve Esneme ÂdâbıHadisler: 880-886
- 142Tokalaşma ve Kucaklaşma ÂdâbıHadisler: 887-895
Hasta ZiyaretiHadisler: 896-957
- 144Hasta Ziyareti ve Cenazeyi KaldırmaHadisler: 896-902
- 145Hastalara Dua EtmekHadisler: 903-911
- 146Hasta Yakınlarına Hastanın Durumunu SormakHadisler: 912
- 147Hayatından Ümidini Kesen Kimsenin DuasıHadisler: 913-915
- 148Hastanın Hâlinden Şikâyet EtmesiHadisler: 916-918
- 149Ölmek Üzere Olan Kimseye Kelime-i Tevhidi Hatırlatmak (Telkîn)Hadisler: 919-920
- 150Ölünün Gözünü Kapadıktan Sonra Söylenecek SözHadisler: 921
- 151Ölmek Üzere Olan Hastanın Yanında Söylenebilecek SözlerHadisler: 922-926
- 152Ölen Kimse İçin AğlamakHadisler: 927-929
- 153Cenazenin Olumsuz Yönlerini AnlatmamakHadisler: 930
- 154Cenaze Namazına KatılmakHadisler: 931-933
- 155Cenaze Namazına Katılanların Çok OlmasıHadisler: 934-936
- 156Cenaze Namazında Okunacak DualarHadisler: 937-942
- 157Cenazeyi Bir An Evvel KaldırmakHadisler: 943-944
- 158Ölenin Borcunu Geciktirmeden ÖdemekHadisler: 945-946
- 159Kabir Başında Öğüt VermekHadisler: 947
- 160Kabir Başında Dua Edip Kur’an OkumakHadisler: 948-949
- 161Ölen İçin Sadaka Vermek ve Dua EtmekHadisler: 950-951
- 162Ölmüş Kimseleri Hayırla AnmakHadisler: 952-953
- 163Küçük Çocuğu Ölenlere Verilecek SevapHadisler: 954-956
- 164Helâk Edilen Kavimlerin Kalıntılarından İbret AlmakHadisler: 957
Yolculuk EdepleriHadisler: 958-992
- 166Yolculuk ÂdâbıHadisler: 958-970
- 167Yolculukta YardımlaşmakHadisler: 971-973
- 168Yolculukta Okunacak DualarHadisler: 974-981
- 169Yolcunun DuasıHadisler: 982
- 170Korku Hâlinde Okunacak DuaHadisler: 983
- 171Konaklama Esnasında Okunacak DuaHadisler: 984-985
- 172Yolculuktan Dönüş ÂdâbıHadisler: 986-990
- 173Hanımların Yalnız Başına YolculuğuHadisler: 991-992
FaziletlerHadisler: 993-1270
- 175Kur’an-ı Kerim Okumanın FaziletiHadisler: 993-1003
- 176Kur’an-ı Kerim’i Sık Okumak ve UnutmamakHadisler: 1004-1005
- 177Kur’an-ı Kerim’i Güzel Sesle OkumakHadisler: 1006-1010
- 178Belirli Sûre ve Âyetleri OkumakHadisler: 1011-1024
- 179Birlikte Kur’an OkumakHadisler: 1025
- 180Abdestin FaziletiHadisler: 1026-1034
- 181Ezanın FaziletiHadisler: 1035-1043
- 182Namazların FaziletleriHadisler: 1044-1048
- 183Sabah ve İkindi Namazlarının FaziletiHadisler: 1049-1054
- 184Cemaatle Namaz İçin Camilere Gitmenin FaziletiHadisler: 1055-1062
- 185Camide Namazı Beklemenin FaziletiHadisler: 1063-1065
- 186Cemaatle Namaz Kılmanın FaziletiHadisler: 1066-1072
- 187Sabah ve Yatsı Namazlarında Camiye GitmekHadisler: 1073-1075
- 188Farz Namazlara Devam EtmekHadisler: 1076-1083
- 189Namazı İlk Safta Kılmanın Fazileti, Safları Tamamlayıp Düzgün TutmakHadisler: 1084-1098
- 190Sünnet Namazların FaziletiHadisler: 1099-1101
- 191Sabah Namazının SünnetiHadisler: 1102-1114
- 192Öğle Namazının SünnetiHadisler: 1115-1120
- 193İkindi Namazının SünnetiHadisler: 1121-1123
- 194Akşam Namazının SünnetiHadisler: 1124-1127
- 195Yatsı Namazının Sünnetleri
- 196Cuma Namazının SünnetiHadisler: 1128-1129
- 197Sünnet Namazları Evde KılmakHadisler: 1130-1133
- 198Vitir NamazıHadisler: 1134-1140
- 199Kuşluk NamazıHadisler: 1141-1145
- 200Tahiyyetü’l-Mescid NamazıHadisler: 1146-1147
- 201Abdest Aldıktan Sonra İki Rekât Namaz KılmakHadisler: 1148
- 202Cuma Gününün Fazileti ve Cumaya HazırlıkHadisler: 1149-1160
- 203Şükür SecdesiHadisler: 1161
- 204Gece İbadet Etmenin FaziletiHadisler: 1162-1189
- 205Teravih NamazıHadisler: 1190-1191
- 206Kadir Gecesini İhya Etmenin FaziletiHadisler: 1192-1198
- 207Ağız ve Diş TemizliğiHadisler: 1199-1208
- 208Zekâtın Farziyeti ve FaziletiHadisler: 1209-1217
- 209Ramazan Orucunun Farziyeti ve FaziletiHadisler: 1218-1224
- 210Ramazan Ayında İyilik EtmekHadisler: 1225-1226
- 211Şa’ban Ayında Tutulan OruçHadisler: 1227-1230
- 212Yeni Ay Görüldüğünde Yapılacak DuaHadisler: 1231
- 213Sahurun FaziletiHadisler: 1232-1235
- 214İftarı Geciktirmemek ve İftardan Sonra Yapılacak DuaHadisler: 1236-1242
- 215Oruçlunun Dikkat Etmesi Gereken HususlarHadisler: 1243-1244
- 216OruçHadisler: 1245-1248
- 217Bazı Mübarek Aylarda Tutulacak Orucun FaziletiHadisler: 1249-1251
- 218Zilhiccenin İlk Onunda Tutulan Orucun ve Diğer İyiliklerin FaziletiHadisler: 1252-1253
- 219Arefe Gününde ve Muharrem’in 9 ve 10. Günlerinde Tutulan Orucun FaziletiHadisler: 1254-1256
- 220Şevval Ayında Altı Gün Oruç Tutmanın FaziletiHadisler: 1257
- 221Pazartesi ve Perşembe Günlerinde Oruç Tutmanın FaziletiHadisler: 1258-1260
- 222Her Aydan Üç Gün Oruç Tutmanın FaziletiHadisler: 1261-1267
- 223İftar Vermenin FaziletiHadisler: 1268-1270
CihadHadisler: 1288-1378
- 227Cihadın FaziletiHadisler: 1288-1355
- 228Şehitliğin FaziletiHadisler: 1356-1360
- 229Köle Azat Etmenin FaziletiHadisler: 1361-1362
- 230Kölelere İyi Davranmanın FaziletiHadisler: 1363-1364
- 231Kölelerin Sorumluluklarını Yerine GetirmesiHadisler: 1365-1368
- 232Fitne ve Karışıklık Zamanlarında İbadet Etmenin FaziletiHadisler: 1369
- 233Alışverişte ve Ödemelerde Kolaylık Göstermenin FaziletiHadisler: 1370-1378
YasaklarHadisler: 1514-1811
- 250GıybetHadisler: 1514-1530
- 251Gıybet Edenleri DinlememekHadisler: 1531-1533
- 252Sakıncası Olmayan GıybetHadisler: 1534-1538
- 253Laf Taşımamak (Nemîme)Hadisler: 1539-1541
- 254İnsanları GammazlamamakHadisler: 1542
- 255İkiyüzlülükHadisler: 1543-1544
- 256YalanHadisler: 1545-1549
- 257Yalan Söylenebilecek YerlerHadisler: 1550
- 258Bilinçli ve Doğru KonuşmaHadisler: 1551-1553
- 259Yalancı ŞahitlikHadisler: 1554
- 260İnsanlara ve Hayvanlara Lanet EtmemekHadisler: 1555-1562
- 261Günahkârlığı Telin Etmek
- 262Müslümana Hakaret Etmenin GünahıHadisler: 1563-1567
- 263Ölülere SövmemekHadisler: 1568
- 264İnsanlara Eziyet EtmemekHadisler: 1569-1570
- 265Kin Gütmemek, İlişkiyi Kesmemek ve İnsanlara Sırt ÇevirmemekHadisler: 1571-1572
- 266KıskançlıkHadisler: 1573
- 267Başkalarının Ayıplarını AraştırmamakHadisler: 1574-1576
- 268Sû-i Zanda BulunmamakHadisler: 1577
- 269Müslümanı KüçümsememekHadisler: 1578-1580
- 270Müslümanın Başına Gelen Felakete SevinmemekHadisler: 1581
- 271İnsanların Soylarına Dil UzatmamakHadisler: 1582
- 272Hile ve AldatmaHadisler: 1583-1587
- 273Ahde VefasızlıkHadisler: 1588-1591
- 274İyilikleri Başa KakmamakHadisler: 1592
- 275Böbürlenmemek ve Haddini AşmamakHadisler: 1593-1594
- 276Üç Günden Fazla Küs DurmamakHadisler: 1595-1601
- 277Başkalarının Yanında Birisiyle Gizli KonuşmamakHadisler: 1602-1603
- 278İşkence EtmemekHadisler: 1604-1612
- 279Canlıları YakmamakHadisler: 1613-1614
- 280Borcunu Ödemeyi GeciktirmemekHadisler: 1615
- 281Hibeden VazgeçmekHadisler: 1616-1617
- 282Yetim Malı YememekHadisler: 1618
- 283Faiz (Riba) YememekHadisler: 1619
- 284Gösteriş (Riya) YapmamakHadisler: 1620-1624
- 285Riyayı Andıran ŞeylerHadisler: 1625
- 286Harama BakmamakHadisler: 1626-1631
- 287Nâmahrem Bir Kadınla Başbaşa KalmamakHadisler: 1632-1634
- 288Karşı Cinse Benzemeye ÇalışmamakHadisler: 1635-1637
- 289Başka Milletlere ÖzenmemekHadisler: 1638-1640
- 290Saçları Siyaha BoyamamakHadisler: 1641
- 291Saç Kestirme ÂdâbıHadisler: 1642-1645
- 292Peruk Takmamak, Dövme Yaptırmamak ve Estetik Amaçla Dişleri SeyrekleştirmemekHadisler: 1646-1649
- 293Saç ve Sakaldaki Beyaz Kılları KoparmamakHadisler: 1650-1651
- 294Sağ Elle TaharetlenmemekHadisler: 1652
- 295Ayakkabı Giyme ÂdâbıHadisler: 1653-1655
- 296Yangına Karşı Tedbir AlmakHadisler: 1656-1658
- 297İşleri Zora KoşmamakHadisler: 1659-1660
- 298Cenazenin Ardından Yas TutmakHadisler: 1661-1671
- 299Kâhin, Falcı, Medyum ve Benzerlerine İnanmamakHadisler: 1672-1677
- 300UğursuzlukHadisler: 1678-1681
- 301Canlı Resmi YapmamakHadisler: 1682-1691
- 302Köpek EdinmemekHadisler: 1692-1693
- 303Hayvanlara Çan TakmamakHadisler: 1694-1695
- 304Pislik Yemeye Alışmış Hayvana BinmemekHadisler: 1696
- 305Mescitleri KirletmemekHadisler: 1697-1699
- 306Mescit ÂdâbıHadisler: 1700-1704
- 307Kötü Kokularla Camiye GitmemekHadisler: 1705-1708
- 308Hutbe Dinlerken Oturma ÂdâbıHadisler: 1709
- 309Hacılara Benzemek İçin Zilhiccenin Başından İtibaren Kurban Kesinceye Kadar Saçın ve Tırnakların KesilmemesiHadisler: 1710
- 310Yasaklanan YeminlerHadisler: 1711-1715
- 311Biler ek Yalan Yere Yemin EtmemekHadisler: 1716-1718
- 312Yemin KefaretiHadisler: 1719-1722
- 313Boş Yere Yapılan Yeminler İçin Kefaretin OlmamasıHadisler: 1723
- 314Alışverişte Yemin EtmemekHadisler: 1724-1725
- 315Allah İçin İstemekHadisler: 1726-1727
- 316Yöneticilere Hitap TarzıHadisler: 1728
- 317Fasık ve Zalimlere Hitap TarzıHadisler: 1729
- 318Hastalıklara SövmemekHadisler: 1730
- 319Rüzgâra SövmemekHadisler: 1731-1733
- 320Horoza SövmemekHadisler: 1734
- 321Yağmurun Yağmasını Başka Sebeplere BağlamamakHadisler: 1735
- 322Müslümana Kâfir DememekHadisler: 1736-1737
- 323Kötü ve Çirkin Söz SöylememekHadisler: 1738-1739
- 324Konuşma ÂdâbıHadisler: 1740-1742
- 325Kendi Nefsini AşağılamamakHadisler: 1743
- 326Kötü Şeylere İyi İsimler VermemekHadisler: 1744-1745
- 327Kadınların Güzelliklerini Başkalarına AnlatmamakHadisler: 1746-1748
- 328“Allah ve Falan Kimse Dilerse” DememekHadisler: 1749
- 329Yatsıdan Sonra Sohbet EtmemekHadisler: 1750-1752
- 330Kadının Kocasına Karşı YükümlülükleriHadisler: 1753
- 331Hanımın, Kocasından İzinsiz Nafile Oruç TutmamasıHadisler: 1754
- 332İmamdan Evvel Rükû veya Secdeye GitmemekHadisler: 1755
- 333Namazda Eli Böğre KoymamakHadisler: 1756
- 334Yemek Hazırken veya Tuvalet İhtiyacı Varken Namaza DurmamakHadisler: 1757
- 335Namazda Göğe BakmamakHadisler: 1758
- 336Namazda Sağa Sola BakınmamakHadisler: 1759-1760
- 337Kabre Doğru Namaz KılmamakHadisler: 1761
- 338Namaz Kılan Kimsenin Önünden GeçmemekHadisler: 1762
- 339Namaz İçin Kâmet Getirildikten Sonra Nafile Namaza BaşlamamakHadisler: 1763
- 340Sadece Cuma Gününü Oruçla ve Gecesini İbadetle GeçirmemekHadisler: 1764-1767
- 341Visâl Orucu TutmamakHadisler: 1768-1769
- 342Kabir Üstüne OturmamakHadisler: 1770
- 343Kabirler Üzerine Yapı YapmamakHadisler: 1771
- 344Efendisinden Kaçan Kölenin DurumuHadisler: 1772-1773
- 345Cezalarda Ayrımcılık YapmamakHadisler: 1774
- 346Topluma Rahatsızlık Veren Şeylerden SakınmakHadisler: 1775-1776
- 347Çocuklara Bağış Yaparken Eşit DavranmakHadisler: 1777
- 348Kadının Yas TutmasıHadisler: 1778
- 349Alışverişle İlgili Bazı YasaklarHadisler: 1779-1784
- 350Meşru Olmayan Yerlere Harcama YapmamakHadisler: 1785-1786
- 351Müslümana Silah ÇekmemekHadisler: 1787-1788
- 352Ezan Okunduktan Sonra Camiden ÇıkmamakHadisler: 1789
- 353İkram Edilen Güzel Kokuyu Geri ÇevirmemekHadisler: 1790-1791
- 354İnsanları Yüzlerine Karşı ÖvmemekHadisler: 1792-1794
- 355KarantinaHadisler: 1795-1796
- 356BüyüHadisler: 1797
- 357Zarar Görebileceği Yerlere Kur’an’ı GötürmemekHadisler: 1798
- 358Altın ve Gümüş Kapları KullanmamakHadisler: 1799-1801
- 359Erkeklerin GiyimiHadisler: 1802-1803
- 360Gün Boyunca SusmamakHadisler: 1804-1805
- 361Başkasını Kendi Babası Kabul EtmemekHadisler: 1806-1809
- 362Allah ve Peygamber’in Yasaklarını İşlememekHadisler: 1810
- 363Yasakları Çiğneyenin TövbesiHadisler: 1811
Hadisler
- 201. hadisMünafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet…Ebû Hureyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107-108. Ayrıca bk. Buhârî, Şehâdât 28, Vesâyâ 8, Mezâlim 17, Cizye 17, Edeb 69; Tirmizî, Îmân 14 Bir rivayette: “Oruç tutsa, namaz kılsa ve kendini mümin zannetse bile” buyurulur (Müslim Îmân 109).
- 202. hadisŞüphesiz ki emanet, insanların kalblerinin ta derinliklerine kök salıp yerleşti. Sonra Kur’an indi. Bu sayede…Huzeyfe İbni’l-Yemân radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize iki olayı haber verdi. Bunlardan birini gördüm, diğerini de bekliyorum. Hz. Peygamber bize şunları söyledi: “Şüphesiz ki emanet, insanların kalblerinin ta derinliklerine kök salıp yerleşti. Sonra Kur’an indi. Bu sayede insanlar Kur’an’dan ve sünnetten emaneti öğrendiler.” Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize emanetin kalkmasından bahsetti ve şöyle dedi: “İnsan bir kere uyur ve kalbinden emanet çekilip alınır, ondan belli belirsiz bir iz kalır. Sonra bir kere daha uyur, yine kalbinden emanet alınır; bu defa da ayağının üzerinde yuvarladığın korun bıraktığı iz gibi bir eseri kalır. Sen onu içinde hiçbir şey olmadığı halde kabarık görürsün.” Daha sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem eline çakıl taşları alarak ayağının üzerinde yuvarladı. Sözlerine de şöyle devam etti: “Neticede insan o hale gelir ki, insanlar alış-veriş yaparlar da, neredeyse emaneti yerine getirecek bir kişi bile kalmaz. Hatta şöyle denilir: “Filan oğulları arasında emin bir adam varmış.” Bir başka kişi hakkında da: “Ne kadar cesur, ne kadar zarif, ne kadar akıllı bir kişi” denilir. Oysa kalbinde hardal tanesi kadar bile iman yoktur.” Şüphesiz ki bir zamanlar, sizin hanginizle alış-veriş yapacağıma aldırmazdım. Çünkü alış-veriş yaptığım kişi müslümansa, dini kendisini benim hakkımı vermeye yöneltirdi. Şayet hıristiyan veya yahudi ise, valisi benim hakkımı vermeye onu sevkederdi. Fakat bugün sizden sadece belli birkaç kişiyle alış-veriş yapıyorum. Buhârî, Rikak 35, Fiten 13; Müslim, Îmân 230. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 17; İbn Mâce, Fiten 27
- 203. hadisŞanı yüce ve üstün olan Allah, insanları bir araya toplar. Mü’minler ayağa kalkarlar ve cennet kendilerine…Huzeyfe ve Ebû Hureyre radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şanı yüce ve üstün olan Allah, insanları bir araya toplar. Mü’minler ayağa kalkarlar ve cennet kendilerine yaklaştırılır. Âdem aleyhisselâm ’a gelirler ve derler ki: - Ey babamız! Bize cennetin açılmasını iste! Âdem der ki: - Sizi cennetten çıkaran, babanızın hatasından başka ne ki? Ben bu işin ehli değilim. Siz, Allah’ın dostu olan oğlum İbrahim’e gidiniz. Bunun üzerine İbrahim’e giderler, o da: - Ben bu işin ehli değilim. Ben geriden geriye, uzaktan halîl idim. Siz, Allah Teâlâ’nın kendisiyle konuştuğu Mûsâ’ya gidiniz der. Onlar Mûsâ’ya giderler. Mûsâ kendilerine: - Ben bu işin ehli değilim. Siz Allah’ın kelimesi ve ruhu olan İsâ’ya gidiniz, der. İsâ’ya geldiklerinde: - Ben bu işin ehli değilim, diye karşılık verir. Bunun üzerine onlar, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ’e giderler. O da hemen ayağa kalkar ve kendisine şefaat için izin verilir. Emanet ve rahim (akrabalık bağı) gönderilir ve bu ikisi sıratın sağ ve solunda dururlar. Sizin ilk kafileniz şimşek gibi geçer. Ben: – Annem babam feda olsun, şimşek gibi geçmek nedir? dedim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: –“Şimşeği görmediniz mi? Göz açıp yumacak kadar bir zamanda geçip gidiverir!” buyurdu. Sonrakiler rüzgâr gibi, kuş gibi, koşucular gibi geçerler. Onları amelleri böyle süratli geçirir. Peygamberiniz sırat üzerinde durup şöyle der: –“Ey Rabbim! Selâmete çıkar, selâmete çıkar.” Neticede, kulların amelleri kendilerini sırattan geçirmede âciz kalır. O kadar ki, yürümeye gücü yetmeyen bir adam oturağı üzerinde sürünerek gelir. Sıratın iki tarafında emrolunduklarını yakalamakla memur asılı çengeller vardır. Bazıları yaralanmış vaziyette kurtulur, bazıları da cehenneme yuvarlanır.” Ebu Hureyre’nin nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, cehennemin dibi yetmiş yıllık mesafe kadar derinliktedir. Müslim, Îmân 329
- 204. hadisCemel vak’ası gününde, (muharebe) durunca (babam) Zübeyr beni çağırdı. Ben de hemen ayağa kalkıp yanına…Ebû Hubeyb Abdullah ibni Zübeyr radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Cemel vak’ası gününde, (muharebe) durunca (babam) Zübeyr beni çağırdı. Ben de hemen ayağa kalkıp yanına vardım, dedi ki: - Ey oğulcuğum! Bugün öldürülenler ya zâlim veya mazlumdur. Bana gelince, bugün mazlum olarak öldürüleceğim kanaatindeyim. En büyük düşüncelerimden biri, elbetteki borçlarımdır. Ne dersin, borçlarımızı ödedikten sonra malımızdan geriye birşey kalır mı? Sonra şöyle devam etti: - Ey oğulcuğum! Malımı sat, borcumu öde. Malının kalanı olursa üçte birini vasiyet etti. Vasiyet ettiğinin üçte birinin de Abdullah’ın çocukları olan torunlarına verilmesini istedi ve: - Borçları ödedikten sonra malımızdan birşey kalırsa, üçte biri senin oğullarına aittir, dedi. Hişâm diyor ki: - Abdullah’ın çocukları, Zübeyr’in Hubeyb ve Abbâd gibi bazı çocuklarının akranı idiler. O gün onun dokuz oğlu ile dokuz kızı bulunuyordu. Abdullah der ki: - Borcunu bana vasiyet edip duruyor ve: - Ey oğulcuğum! Şayet borcumdan bir kısmını ödemekten aciz kalırsan, Mevlâm’dan yardım dile, diyordu. Allah’a yemin ederim ki, ben ne demek istediğini tam anlayamadım ve: - Babacığım, Mevlân kim? dedim. O: - Mevlâm, Allah! dedi. - Allah’a yemin ederim ki, onun borcunu ödemekte sıkıntıya düştükçe: – Ey Zübeyr’in Mevlâsı! Onun borcunu öde, derdim. Hemen ödeyiverirdi. Zübeyr’in oğlu Abdullah sözüne devamla der ki: Zübeyr, altın ve gümüş bırakmadan öldürüldü. Sadece bir bölümü Gâbe’de bulunan arazi bıraktı. Bir de on biri Medine’de, ikisi Basra’da, biri Kûfe’de ve biri de Mısır’da evler bıraktı. Abdullah sözüne şöyle devam etti: Babamın üzerindeki borçlar şöyle olmuştu: Bir kimse kendisine gelir, ona bir emanet bırakmak ister, babam Zübeyr ise: - Hayır, emanet olmaz, fakat borç olarak bırak. Çünkü ben onun zayi olmasından korkarım, derdi. Zübeyr hayatı boyunca ne bir valilik, ne harac toplama memurluğu, ne de başka bir idârî görevde bulunmadı. Sadece Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem veya Ebû Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte cihada iştirak etti. Abdullah diyor ki: Babamın üzerindeki borçları hesapladım, iki milyon iki yüzbin rakamını buldum. Hakîm İbni Hizâm, Abdullah İbni Zübeyr ile karşılaştı ve: - Ey kardeşimin oğlu! Kardeşimin borcu ne kadar? diye sordu. Borcu gizledim ve: - Yüzbin, dedim. Bunun üzerine Hâkim: - Allah’a yemin ederim ki, malınızın buna yeteceği kanaatinde değilim, dedi. Abdullah: - İki milyon iki yüzbine ne dersin? deyince, Hâkim: - Buna güç yetirebileceğinizi zannetmiyorum. Borçtan ödeme yapmakta âciz kalacak olursanız benden yardım isteyin, dedi. Abdullah diyor ki: Zübeyr, Gâbe mevkiindeki araziyi yüz yetmişbine satın almıştı, Abdullah orayı bir milyon altı yüzbine sattı. Sonra kalktı ve: - Kimin Zübeyr’de alacağı varsa, Gâbe’de bize gelsin! diye ilan etti. Bunun üzerine Zübeyr’den dörtyüz bin alacaklı olan Abdullah İbni Ca’fer, Zübeyr’in oğlu Abdullah’a geldi ve: - Dilerseniz alacağımdan vazgeçip bağışlayayım, dedi. Abdullah: - Hayır, dedi. Bunun üzerine Abdullah İbni Ca’fer: - Şayet borcunuzdan bir bölümünü te’hir etmek isterseniz, benim alacağımı geri bırakabilirsiniz, dedi. Zübeyr’in oğlu Abdullah: - Hayır, bunu da istemiyoruz deyince, Abdullah İbni Ca’fer: - O halde bana araziden bir parça ayırın, dedi. Abdullah İbni Zübeyr de: - Şuradan şuraya kadar olan arazi senin olsun, dedi. Abdullah, kalan araziden bir bölümünü de sattı. Babası Zübeyr’in kalan borçlarını ödeyip bitirdi. Araziden dört buçuk sehim de arttı. Abdullah kalkıp Muâviye’nin huzuruna gitti. Orada Amr İbn Osman, Münzir İbni Zübeyr ve İbni Zem’a da vardı. Muâviye, Abdullah İbni Zübeyr’e: - Gâbe’ye ne kadar değer biçildi? diye sordu. Abdullah: - Her sehim için yüzbin, dedi. Muâviye: - Bunlardan ne kadarı kaldı? dedi. Bunun üzerine Münzir İbni Zübeyr: - Ben ondan bir sehimi yüzbine aldım dedi. Amr İbni Osman : - Bir sehimini de ben yüzbine aldım dedi. İbni Zem’a: - Bir sehimini de ben yüzbine aldım, dedi. Muâviye: - Şimde geriye ne kadar kaldı? diye sordu. Abdullah İbni Zübeyr: - Bir buçuk sehim, dedi. Muâviye: - Kalan bir buçuk sehimi de ben yüz ellibine satın aldım, dedi. Abdullah İbni Ca’fer, kendi hissesini Muâviye’ye altı yüzbine sattı. Abdullah İbni Zübeyr, babasının borçlarını ödeyip bitirince, Zübeyr’in diğer çocukları, Abdullah’a: - Mirasımızı aramızda taksim et, dediler. Abdullah: - Allah’a yemin ederim ki, dört sene süreyle hac mevsiminde: Kimin Zübeyr’de alacağı varsa bize gelsin, borcunu ödeyelim, diye ilan etmedikçe, Zübeyr’in mirasını paylaştırmayacağım, dedi. Dört sene boyunca bu şekilde ilan etti. Dört sene geçince, mirası taksim etti ve (babası Zübeyr’in vasiyeti olan) üçte birini ayırdı. Zübeyr’in dört karısı vardı. Onlardan her birine bir milyon ikiyüzbin düştü. Buna göre Zübeyr’in bütün malı elli milyon iki yüzbin tutmaktadır. Buhârî, Farzü’l-humus 13
- 205. hadisZulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zâlime zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de…Câbir radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zâlime zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakınınız. Çünkü cimrilik sizden önceki ümmetleri helâk etmiş, onları birbirlerinin haksız yere kanlarını dökmeye, haramlarını helâl saymaya sevketmiştir.” Müslim, Birr 56
- 206. hadisKıyamet gününde, haklar sahiplerine mutlaka verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas…Ebû Hureyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “ Kıyamet gününde, haklar sahiplerine mutlaka verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacaktır.” Müslim, Birr 60. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 2
- 207. hadisAllah Teâlâ’nın gönderdiği her peygamber, ümmetini deccâl konusunda uyarmıştır. Nuh ve ondan sonraki…İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem aramızda iken Vedâ haccı’ndan söz ediyorduk, ama Vedâ haccı’nın ne olduğunu bilmiyorduk. Nihayet, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah’a hamd ve senada bulundu, sonra da deccâldan bahsederek onun hakkında uzunca bilgi verdi. Şunları söyledi: “Allah Teâlâ’nın gönderdiği her peygamber, ümmetini deccâl konusunda uyarmıştır. Nuh ve ondan sonraki peygamberler, ümmetlerini bu konuda uyarıp sakındırdılar. Şüphesiz ki o sizin aranızda çıkarsa, onun durumu ve hali size gizli kalmaz. Rabbinizin tek gözü kör olmadığı size gizli kalan, bilmediğiniz bir şey değildir. Deccalin ise, sağ gözü kör olup, sanki salkımından dışarı fırlamış yaş bir üzüm tanesi gibidir. Uyanık olunuz! Allah Teâlâ birbirinizin kanlarını ve mallarını, şu ayınızda bugününüzü haram kıldığı gibi, birbirinize haram kılmıştır. Dikkat ediniz, sizlere tebliğ ettim mi?” Ashâb-ı kirâm: - Evet tebliğ ettin, dediler. Peygamberimiz: –“Allahım! Şahit ol” diye üç defa tekrarladı. Sonra da: “Size yazık olur, bakınız, sakın benden sonra birbirinizin boynunu vurup da küffara dönmeyiniz” buyurdular. Buhârî, Meğâzî 77. Bir bölümü için bk. Müslim, Îmân 274, Fiten 100
- 208. hadisKim bir karış mikdarı bir yere haksız olarak zulümle sahip olursa, o yerin yedi katı boynuna geçirilir.Hz. Âişe radıyallahu anhâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir karış mikdarı bir yere haksız olarak zulümle sahip olursa, o yerin yedi katı boynuna geçirilir.” Buhârî, Mezâlim 13, Bed’ül-halk 2; Müslim, Müsâkât 139-142. Ayrıca bk. Tirmizî, Diyât 21
- 209. hadisHiç şüphesiz Allah zâlime mühlet verir. Onu yakalayınca da kaçmasına fırsat vermez.Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiç şüphesiz Allah zâlime mühlet verir. Onu yakalayınca da kaçmasına fırsat vermez.” Sonra şu âyet-i kerîmeyi okudu: “Rabbin, zâlim bir kasaba halkını yakalarken işte böyle yakalar. O’nun yakalaması gerçekten çok acı ve çetindir.” [Hûd sûresi (11), 102]. Buhârî, Tefsîru sûre (11); Müslim, Birr 61. Ayrıca bk. Tirmizî Tefsîru sûre (11); İbni Mâce, Fiten 22
- 210. hadisSen kitap ehli olan bir topluma gidiyorsun, Onları, Allah’dan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın Resûlü…Muâz radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni (yönetici olarak Yemen’e) gönderdi ve şunları söyledi: “Sen kitap ehli olan bir topluma gidiyorsun, Onları, Allah’dan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın Resûlü olduğuma şahitlik etmeye dâvet et. Eğer onlar, bu dâvete uyup itaat ederlerse, Allah’ın kendilerine her bir gün ve gecede beş vakit namazı kesin olarak farz kıldığını bildir. Şayet buna da itaat ederlerse, Allah Teâlâ’nın, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilmek üzere, kendilerine zekâtı mutlak surette farz kıldığını bildir. Buna da itaat edip uydukları takdirde, onların mallarının en gözde ve kıymetli olanlarını almaktan sakın. Mazlumun bedduasını almaktan da son derece çekin, çünkü onun bedduası ile Allah arasında bir perde yoktur.” Buhârî, Zekât 41, 63, Meğâzî 60, Tevhîd 1; Müslim, Îmân 29, 31. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 5; Tirmizî, Zekât 6; Nesâî, Zekât 46; İbni Mâce, Zekât 1
- 211. hadisSize söyleyeceğime gelince: Allah Teâlâ’nın benim idareme verdiği işlerden birine sizlerden birini görevli…Ebû Humeyd Abdurrahman İbni Sa’d es-Sâidî radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , Ezd kabilesinden İbni Lütbiyye denilen bir adamı zekât toplamak üzere görevlendirmişti. Bu zât vazifesini yapıp Resûlullah’ın huzuruna gelince: Şu mallar sizindir, şunlar da bana hediye edilenlerdir, dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem minberde ayağa kalkdı ve Allah’a hamd ü senâdan sonra şöyle buyurdu: “Size söyleyeceğime gelince: Allah Teâlâ’nın benim idareme verdiği işlerden birine sizlerden birini görevli tayin ediyorum, sonra da o kişi dönüp geliyor ve bana diyor ki: Şunlar size ait olanlardır; şunlar da bana hediye edilenler. Eğer o kişi sözünde doğru ise, babasının veya anasının evinde otursaydı da kendisine hediyesi gelseydi ya! Allah’a yemin ederim ki, sizden biriniz haksız olarak bir şey alırsa, kıyamet gününde o aldığı şeyi yüklenmiş vaziyette Allah’ın huzuruna çıkar. Ben sizden herhangi birinizin, Allah’ın huzuruna böğüren bir deve veya bir inek yahut da meleyen bir koyun yüklenmiş vaziyette mi çıkacağınızı kesinlikle bilemem.” Sonra Resûlullah koltuklarının altının beyazı görülecek kadar ellerini yukarıya kaldırıp: “Allahım! Tebliğ ettim mi?” buyurdu. Buhârî, Hiyel 15, Zekât 3, Hibe 17, Cihâd 189, Eymân 3, Ahkâm 24; Müslim, İmâre 26-27. Ayrıca bk. Ebû Davûd, İmâre 11; Nesâî, Zekât 6
- 212. hadisKimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı…Ebû Hureyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm mikdarınca sevaplarından alınır, (hak sahibine verilir.) Şâyet iyilikleri yoksa, kendisine zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.” Buhârî, Mezâlim 10, Rikak 48
- 213. hadisMüslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhâcir ise, Allah’ın yasakladığı…Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhâcir ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.” Buhârî, Îmân 4-5, Rikâk 26; Müslim, Îmân 64-65. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 2; Tirmizî, Kıyâmet 52, Îmân 12; Nesâî, Îmân 8, 9, 11
- 214. hadisNebî sallallahu aleyhi ve sellem’ in seferde bazı yükleme hizmetlerini gören ve kendisine Kirkire denilen bir…Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhüma şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’ in seferde bazı yükleme hizmetlerini gören ve kendisine Kirkire denilen bir adam vardı. Adam öldü. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “O cehennemdedir” buyurdu. Sahâbe gelip adamın evindeki eşyalarına baktılar; ganimet malından çaldığı bir abâ buldular. Buhârî, Cihâd 190. Ayrıca bk. İbni Mâce, Cihâd 34
- 215. hadisZaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü şekliyle dönmektedir. Bir yıl on iki aydır. Bunlardan dördü…Ebû Bekre Nüfey’ İbni Hâris radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü şekliyle dönmektedir. Bir yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram olan aydır. Üçü birbiri ardınca gelen, zilkade, zilhicce ve muharremdir. Biri ise cemaziyelâhir ile şâbân arasında bulunan ve Mudar kabilesinin daha çok değer verdiği receb ayıdır.” Peygamberimiz: - “Bu hangi aydır?” diye sordu. Biz: - Allah ve Resûlü daha iyi bilir, dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber sustu. O kadar ki, biz aya başka bir ad vereceğini zannettik. -“Bu ay zilhicce değil mi?” dedi, biz: - Evet, dedik. - “Bu hangi beldedir?” diye sordu, biz: - Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber bir süre sustu. Biz, bu şehre başka bir ad vereceğini zannettik: - “Burası Belde-i Haram (Mekke) değil mi?” dedi, biz: - Evet, dedik. - “Bu hangi gün?” diye sordu, biz: - Allah ve Resûlü daha iyi bilir, dedik. Bir müddet sustu. Öyle ki biz o güne başka bir ad vereceğini zannettik. - “Bugün kurban günü değil mi?” dedi, biz: - Evet, diye cevap verdik. Sonra Resulullah sözlerine şöyle devam etti: “Şüphesiz ki, sizin kanlarınız, mallarınız, ırz ve namusunuz, şeref ve haysiyetiniz, şu gününüzün, şu beldenizin ve şu ayınızın haram olduğu gibi, birbirinize haram kılınmıştır. Rabbinize kavuşacaksınız ve o size amellerinizi soracak. Sakın benden sonra birbirinizin boynunu vurarak kâfirlere dönmeyiniz. Dikkat ediniz! Burada bulunanlar bulunmayanlara sözlerimi ulaştırsın. Umulur ki, sözlerim kendilerine ulaştırılan bazı kimseler, sözümü işiten bazı kimselerden daha iyi anlayıp koruyabilirler.” Hz. Peygamber, sonra: - “Dikkat edin, tebliğ ettim mi?” diye sordu, biz: - Evet, diye cevap verdik. Resûl-i Ekrem: - “Allahım! Şahit ol” buyurdular. Buhârî, Hac 132; Müslim, Kasâme 29
- 216. hadisYemin ederek bir müslümanın hakkını alan kimseye, Allah cehennemi vâcip kılar, cenneti de haram eder.Ebû Ümâme İyâs İbni Sa’lebe el-Hârisî radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yemin ederek bir müslümanın hakkını alan kimseye, Allah cehennemi vâcip kılar, cenneti de haram eder.” Bir adam dedi ki: - Ya Resûlallah! Şayet o küçük ve değersiz bir şey ise? Bunun üzerine Peygamberimiz: “Misvak ağacından bir dal bile olsa böyledir” buyurdu. Müslim, Îmân 218. Ayrıca bk. Nesâî, Kudât 30; İbni Mâce, Ahkâm 8
- 217. hadisMal tahsili için memur tayin ettiğimiz bir kimse, bizden bir iğneyi veya ondan daha küçük bir şeyi gizlese…Adî İbni Amîre radıyallahu anh şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in şöyle buyurduğunu duydum: “Mal tahsili için memur tayin ettiğimiz bir kimse, bizden bir iğneyi veya ondan daha küçük bir şeyi gizlese, bu hıyanet olur ve o şeyi kıyamet günü getirir.” Bunun üzerine ensardan siyah tenli bir adam ayağa kalktı, -ben sanki onu görüyor gibiyim-: – Ya Resûlallah! Benden görevlendirmeni geri al, dedi. Peygamberimiz: – “ Sana ne oldu ?” buyurdu. Adam: – Senin söylediklerini işittim, dedi. Peygamber efendimiz: – “ Ben o sözü şimdi de söylüyorum: Sizden kimi mâlî bir göreve tayin edersek, o malın azını da çoğunu da getirsin. O maldan kendisine verileni alır, yasaklanandan ise vazgeçer. ” Müslim, İmâre 30. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Akdiye 5
- 218. hadisHayır, ben onu, ganimetten çaldığı bir hırka -veya bir abâ- içinde cehennemde gördümÖmer İbni Hattâb radıyallahu anh şöyle dedi: Hayber Gazvesi günü idi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’ in ashabından bir grup geldi ve: – Falanca şehittir, falanca da şehittir, dediler. Sonra bir adamın yanından geçtiler: – Falanca kimse de şehittir, dediler. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: – “ Hayır, ben onu, ganimetten çaldığı bir hırka -veya bir abâ- içinde cehennemde gördüm” buyurdu. Müslim, Îmân 182. Ayrıca bk. Dârimî, Siyer 48
- 219. hadisEvet, eğer sabrederek, karşılığını sadece Allah’tan umarak, cepheden kaçmaksızın Allah yolunda öldürülürsen…Ebû Katâde Hâris İbni Rib’î radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbın arasında ayağa kalkarak, onlara, Allah yolunda cihadın ve Allah’a imanın amellerin en üstünü olduğundan bahsetti. Ashâbdan bir kişi ayağa kalkarak: - Ya Resûlallah! Eğer ben Allah yolunda öldürülürsem, bu şehitlik benim günahlarıma keffâret olur mu, ne dersiniz? diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : “Evet, eğer sabrederek, karşılığını sadece Allah’tan umarak, cepheden kaçmaksızın Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına keffâret olur” buyurdu. Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : – “Nasıl demiştin?” diye sordu. Adam: - Eğer ben Allah yolunda öldürülürsem, bu şehitlik benim günahlarıma keffâret olur mu, ne dersiniz? demiştim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: – “Evet, eğer sen sabrederek, ecrini sadece Allah’tan bekleyerek ve cepheden kaçmaksızın, Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına keffâret olur. Ancak borçların bunun dışındadır. Bunu bana Cibrîl söyledi” buyurdu. Müslim, İmâre 117
- 220. hadisŞüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina…Ebû Hureyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb: - Bizim aramızda müflis, parası va malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular. Müslim, Birr 59. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 2