İçeriğe geç
Hadis kitabı

Riyazus Salihin

hadis
1.900
bölüm
368

Bölümler

368
Müslümanın Hayat ÖlçüleriHadisler: 1-687
  1. 02İhlâs ve İyi NiyetNo. 1-13
  2. 03TövbeNo. 14-25
  3. 04SabırNo. 26-54
  4. 05Doğru Söylemek (Sıdk)No. 55-60
  5. 06Her An Allah ile Beraber Olma Bilinci (Murâkabe)No. 61-69
  6. 07Sorumluluk Bilinci (Takva)No. 70-74
  7. 08Allah’a Kesin İman (Yakîn) ve O’na Dayanmak (Tevekkül)No. 75-85
  8. 09Dürüst Olmak (İstikâmet)No. 86-87
  9. 10Yaratılıştaki İhtişamı Düşünmek
  10. 11Hayırlı İşlere KoşmakNo. 88-95
  11. 12Allah İçin ÇalışmakNo. 96-112
  12. 13Ömrün Sonlarına Doğru Hayır Hasenâtı ArtırmakNo. 113-117
  13. 14Hayır Yollarının ÇokluğuNo. 118-143
  14. 15İbadette Ölçülü DavranmakNo. 144-154
  15. 16Amellerde DevamlılıkNo. 155-157
  16. 17Sünnete ve Âdâba UymakNo. 158-169
  17. 18Allah’ın Hükmüne Boyun EğmekNo. 170
  18. 19Dinde Yenilik (Bid’at)No. 171-172
  19. 20İyi veya Kötü Çığır AçmakNo. 173-174
  20. 21Hayra Aracılık, Hidayete ÇağrıNo. 175-178
  21. 22İyilikte ve Takvada YardımlaşmakNo. 179-182
  22. 23Samimiyet (Nasîhat)No. 183-185
  23. 24İyiliği Teşvik, Kötülükle Mücadele Etmek (Emr-i Bi’l-Ma’rûf Nehy-i Ani’l-Münker)No. 186-199
  24. 25İyiliği Emredip Kötülükten Nehyettiği Hâlde Aksini YapmakNo. 200
  25. 26Emanete Riayet EtmekNo. 201-204
  26. 27Haksızlık (Zulüm)No. 205-223
  27. 28Müslümanlar Arası HukukNo. 224-241
  28. 29Kusurların ÖrtülmesiNo. 242-245
  29. 30İhtiyaçların GiderilmesiNo. 246
  30. 31Aracılık EtmekNo. 247-249
  31. 32İnsanların Arasını DüzeltmekNo. 250-253
  32. 33YoksullarNo. 254-261
  33. 34Muhtaçları Himaye EtmekNo. 262-274
  34. 35Hanımlara İyi DavranmakNo. 275-282
  35. 36Kocanın, Eşi Üzerindeki HaklarıNo. 283-290
  36. 37Ailenin Geçimini SağlamakNo. 291-298
  37. 38Malın En İyisinden İnfak EtmekNo. 299
  38. 39Aile Fertlerine Allah’a İtaat Şuuru VermekNo. 300-304
  39. 40Komşu HakkıNo. 305-313
  40. 41Anne Babaya İyilik Etmek, Akrabayı GözetmekNo. 314-337
  41. 42Anne Babaya İsyan Etmek ve Akraba ile İlişkiyi KesmekNo. 338-342
  42. 43Anne Babanın Dostlarına, Yakınlara ve Eşe İyilik EtmekNo. 343-346
  43. 44Ehl-İ Beyt’e Saygı GöstermekNo. 347-348
  44. 45Âlimlere, Büyüklere ve Fazilet Ehline Saygı GöstermekNo. 349-360
  45. 46Hayırlı İnsanları Ziyaret EtmekNo. 361-375
  46. 47Allah İçin SevmekNo. 376-386
  47. 48Allah’ın Kulunu SevmesiNo. 387-389
  48. 49Başkalarına Eziyet VermemekNo. 390
  49. 50İnsanları Yaptıklarına Göre Değerlendirmek, İç Hâllerini Allah’a BırakmakNo. 391-396
  50. 51Allah’tan Korkmak (Havf)No. 397-412
  51. 52Allah’tan Yana Ümitvar Olmak (Recâ)No. 413-440
  52. 53Ümitvar Olmanın SevabıNo. 441-443
  53. 54Korku ile Ümit Arasında YaşamakNo. 444-446
  54. 55Allah Korkusuyla AğlamakNo. 447-457
  55. 56Dünyaya Meyletmemek (Zühd)No. 458-491
  56. 57Sade YaşamakNo. 492-522
  57. 58Kanaat ve TokgözlülükNo. 523-538
  58. 59İstenmeden Verilen Sadakanın AlınmasıNo. 539
  59. 60El Emeğiyle GeçinmekNo. 540-544
  60. 61CömertlikNo. 545-563
  61. 62CimrilikNo. 564
  62. 63Başkasını Kendine Tercih Etmek (Îsâr)No. 565-569
  63. 64İyilikte YarışmakNo. 570-571
  64. 65Helâl Kazanıp Helâl Yolda HarcamakNo. 572-574
  65. 66Ölümü HatırlamakNo. 575-581
  66. 67Kabir ZiyaretiNo. 582-585
  67. 68Ölümü Temenni EtmemekNo. 586-588
  68. 69Günahlardan Korunmak ve Şüpheli Şeylerden Sakınmak (Vera’)No. 589-597
  69. 70İnsanlardan Uzaklaşarak Tek Başına Yaşamak (Uzlet)No. 598-602
  70. 71İyiliklerden Yana Olmak ve Fenalıklardan Kaçınmak
  71. 72Tevazu ve ŞefkatNo. 603-612
  72. 73Kibir ve GururNo. 613-621
  73. 74Güzel AhlâkNo. 622-632
  74. 75Yumuşak Huylu Olmak (Hilm) ve Ölçülü Hareket Etmek (Teennî)No. 633-643
  75. 76Affedici OlmakNo. 644-648
  76. 77Eziyetlere KatlanmakNo. 649
  77. 78Dinî Konular da Hassas OlmakNo. 650-653
  78. 79Yöneten Yönetilen İlişkilerinde ÖlçüNo. 654-659
  79. 80Adaletli YöneticiNo. 660-663
  80. 81Yöneticilere İtaatte ÖlçüNo. 664-674
  81. 82İdareciliğin İstenmemesiNo. 675-678
  82. 83Yönetimde İstişare ve İşbirliğiNo. 679-680
  83. 84İdareciliğin Hırslılara VerilmemesiNo. 681
  84. 85HayâNo. 682-685
  85. 86Sır SaklamakNo. 686-689
FaziletlerHadisler: 993-1270
  1. 175Kur’an-ı Kerim Okumanın FaziletiNo. 993-1003
  2. 176Kur’an-ı Kerim’i Sık Okumak ve UnutmamakNo. 1004-1005
  3. 177Kur’an-ı Kerim’i Güzel Sesle OkumakNo. 1006-1010
  4. 178Belirli Sûre ve Âyetleri OkumakNo. 1011-1024
  5. 179Birlikte Kur’an OkumakNo. 1025
  6. 180Abdestin FaziletiNo. 1026-1034
  7. 181Ezanın FaziletiNo. 1035-1043
  8. 182Namazların FaziletleriNo. 1044-1048
  9. 183Sabah ve İkindi Namazlarının FaziletiNo. 1049-1054
  10. 184Cemaatle Namaz İçin Camilere Gitmenin FaziletiNo. 1055-1062
  11. 185Camide Namazı Beklemenin FaziletiNo. 1063-1065
  12. 186Cemaatle Namaz Kılmanın FaziletiNo. 1066-1072
  13. 187Sabah ve Yatsı Namazlarında Camiye GitmekNo. 1073-1075
  14. 188Farz Namazlara Devam EtmekNo. 1076-1083
  15. 189Namazı İlk Safta Kılmanın Fazileti, Safları Tamamlayıp Düzgün TutmakNo. 1084-1098
  16. 190Sünnet Namazların FaziletiNo. 1099-1101
  17. 191Sabah Namazının SünnetiNo. 1102-1114
  18. 192Öğle Namazının SünnetiNo. 1115-1120
  19. 193İkindi Namazının SünnetiNo. 1121-1123
  20. 194Akşam Namazının SünnetiNo. 1124-1127
  21. 195Yatsı Namazının Sünnetleri
  22. 196Cuma Namazının SünnetiNo. 1128-1129
  23. 197Sünnet Namazları Evde KılmakNo. 1130-1133
  24. 198Vitir NamazıNo. 1134-1140
  25. 199Kuşluk NamazıNo. 1141-1145
  26. 200Tahiyyetü’l-Mescid NamazıNo. 1146-1147
  27. 201Abdest Aldıktan Sonra İki Rekât Namaz KılmakNo. 1148
  28. 202Cuma Gününün Fazileti ve Cumaya HazırlıkNo. 1149-1160
  29. 203Şükür SecdesiNo. 1161
  30. 204Gece İbadet Etmenin FaziletiNo. 1162-1189
  31. 205Teravih NamazıNo. 1190-1191
  32. 206Kadir Gecesini İhya Etmenin FaziletiNo. 1192-1198
  33. 207Ağız ve Diş TemizliğiNo. 1199-1208
  34. 208Zekâtın Farziyeti ve FaziletiNo. 1209-1217
  35. 209Ramazan Orucunun Farziyeti ve FaziletiNo. 1218-1224
  36. 210Ramazan Ayında İyilik EtmekNo. 1225-1226
  37. 211Şa’ban Ayında Tutulan OruçNo. 1227-1230
  38. 212Yeni Ay Görüldüğünde Yapılacak DuaNo. 1231
  39. 213Sahurun FaziletiNo. 1232-1235
  40. 214İftarı Geciktirmemek ve İftardan Sonra Yapılacak DuaNo. 1236-1242
  41. 215Oruçlunun Dikkat Etmesi Gereken HususlarNo. 1243-1244
  42. 216OruçNo. 1245-1248
  43. 217Bazı Mübarek Aylarda Tutulacak Orucun FaziletiNo. 1249-1251
  44. 218Zilhiccenin İlk Onunda Tutulan Orucun ve Diğer İyiliklerin FaziletiNo. 1252-1253
  45. 219Arefe Gününde ve Muharrem’in 9 ve 10. Günlerinde Tutulan Orucun FaziletiNo. 1254-1256
  46. 220Şevval Ayında Altı Gün Oruç Tutmanın FaziletiNo. 1257
  47. 221Pazartesi ve Perşembe Günlerinde Oruç Tutmanın FaziletiNo. 1258-1260
  48. 222Her Aydan Üç Gün Oruç Tutmanın FaziletiNo. 1261-1267
  49. 223İftar Vermenin FaziletiNo. 1268-1270
YasaklarHadisler: 1514-1811
  1. 250GıybetNo. 1514-1530
  2. 251Gıybet Edenleri DinlememekNo. 1531-1533
  3. 252Sakıncası Olmayan GıybetNo. 1534-1538
  4. 253Laf Taşımamak (Nemîme)No. 1539-1541
  5. 254İnsanları GammazlamamakNo. 1542
  6. 255İkiyüzlülükNo. 1543-1544
  7. 256YalanNo. 1545-1549
  8. 257Yalan Söylenebilecek YerlerNo. 1550
  9. 258Bilinçli ve Doğru KonuşmaNo. 1551-1553
  10. 259Yalancı ŞahitlikNo. 1554
  11. 260İnsanlara ve Hayvanlara Lanet EtmemekNo. 1555-1562
  12. 261Günahkârlığı Telin Etmek
  13. 262Müslümana Hakaret Etmenin GünahıNo. 1563-1567
  14. 263Ölülere SövmemekNo. 1568
  15. 264İnsanlara Eziyet EtmemekNo. 1569-1570
  16. 265Kin Gütmemek, İlişkiyi Kesmemek ve İnsanlara Sırt ÇevirmemekNo. 1571-1572
  17. 266KıskançlıkNo. 1573
  18. 267Başkalarının Ayıplarını AraştırmamakNo. 1574-1576
  19. 268Sû-i Zanda BulunmamakNo. 1577
  20. 269Müslümanı KüçümsememekNo. 1578-1580
  21. 270Müslümanın Başına Gelen Felakete SevinmemekNo. 1581
  22. 271İnsanların Soylarına Dil UzatmamakNo. 1582
  23. 272Hile ve AldatmaNo. 1583-1587
  24. 273Ahde VefasızlıkNo. 1588-1591
  25. 274İyilikleri Başa KakmamakNo. 1592
  26. 275Böbürlenmemek ve Haddini AşmamakNo. 1593-1594
  27. 276Üç Günden Fazla Küs DurmamakNo. 1595-1601
  28. 277Başkalarının Yanında Birisiyle Gizli KonuşmamakNo. 1602-1603
  29. 278İşkence EtmemekNo. 1604-1612
  30. 279Canlıları YakmamakNo. 1613-1614
  31. 280Borcunu Ödemeyi GeciktirmemekNo. 1615
  32. 281Hibeden VazgeçmekNo. 1616-1617
  33. 282Yetim Malı YememekNo. 1618
  34. 283Faiz (Riba) YememekNo. 1619
  35. 284Gösteriş (Riya) YapmamakNo. 1620-1624
  36. 285Riyayı Andıran ŞeylerNo. 1625
  37. 286Harama BakmamakNo. 1626-1631
  38. 287Nâmahrem Bir Kadınla Başbaşa KalmamakNo. 1632-1634
  39. 288Karşı Cinse Benzemeye ÇalışmamakNo. 1635-1637
  40. 289Başka Milletlere ÖzenmemekNo. 1638-1640
  41. 290Saçları Siyaha BoyamamakNo. 1641
  42. 291Saç Kestirme ÂdâbıNo. 1642-1645
  43. 292Peruk Takmamak, Dövme Yaptırmamak ve Estetik Amaçla Dişleri SeyrekleştirmemekNo. 1646-1649
  44. 293Saç ve Sakaldaki Beyaz Kılları KoparmamakNo. 1650-1651
  45. 294Sağ Elle TaharetlenmemekNo. 1652
  46. 295Ayakkabı Giyme ÂdâbıNo. 1653-1655
  47. 296Yangına Karşı Tedbir AlmakNo. 1656-1658
  48. 297İşleri Zora KoşmamakNo. 1659-1660
  49. 298Cenazenin Ardından Yas TutmakNo. 1661-1671
  50. 299Kâhin, Falcı, Medyum ve Benzerlerine İnanmamakNo. 1672-1677
  51. 300UğursuzlukNo. 1678-1681
  52. 301Canlı Resmi YapmamakNo. 1682-1691
  53. 302Köpek EdinmemekNo. 1692-1693
  54. 303Hayvanlara Çan TakmamakNo. 1694-1695
  55. 304Pislik Yemeye Alışmış Hayvana BinmemekNo. 1696
  56. 305Mescitleri KirletmemekNo. 1697-1699
  57. 306Mescit ÂdâbıNo. 1700-1704
  58. 307Kötü Kokularla Camiye GitmemekNo. 1705-1708
  59. 308Hutbe Dinlerken Oturma ÂdâbıNo. 1709
  60. 309Hacılara Benzemek İçin Zilhiccenin Başından İtibaren Kurban Kesinceye Kadar Saçın ve Tırnakların KesilmemesiNo. 1710
  61. 310Yasaklanan YeminlerNo. 1711-1715
  62. 311Biler ek Yalan Yere Yemin EtmemekNo. 1716-1718
  63. 312Yemin KefaretiNo. 1719-1722
  64. 313Boş Yere Yapılan Yeminler İçin Kefaretin OlmamasıNo. 1723
  65. 314Alışverişte Yemin EtmemekNo. 1724-1725
  66. 315Allah İçin İstemekNo. 1726-1727
  67. 316Yöneticilere Hitap TarzıNo. 1728
  68. 317Fasık ve Zalimlere Hitap TarzıNo. 1729
  69. 318Hastalıklara SövmemekNo. 1730
  70. 319Rüzgâra SövmemekNo. 1731-1733
  71. 320Horoza SövmemekNo. 1734
  72. 321Yağmurun Yağmasını Başka Sebeplere BağlamamakNo. 1735
  73. 322Müslümana Kâfir DememekNo. 1736-1737
  74. 323Kötü ve Çirkin Söz SöylememekNo. 1738-1739
  75. 324Konuşma ÂdâbıNo. 1740-1742
  76. 325Kendi Nefsini AşağılamamakNo. 1743
  77. 326Kötü Şeylere İyi İsimler VermemekNo. 1744-1745
  78. 327Kadınların Güzelliklerini Başkalarına AnlatmamakNo. 1746-1748
  79. 328“Allah ve Falan Kimse Dilerse” DememekNo. 1749
  80. 329Yatsıdan Sonra Sohbet EtmemekNo. 1750-1752
  81. 330Kadının Kocasına Karşı YükümlülükleriNo. 1753
  82. 331Hanımın, Kocasından İzinsiz Nafile Oruç TutmamasıNo. 1754
  83. 332İmamdan Evvel Rükû veya Secdeye GitmemekNo. 1755
  84. 333Namazda Eli Böğre KoymamakNo. 1756
  85. 334Yemek Hazırken veya Tuvalet İhtiyacı Varken Namaza DurmamakNo. 1757
  86. 335Namazda Göğe BakmamakNo. 1758
  87. 336Namazda Sağa Sola BakınmamakNo. 1759-1760
  88. 337Kabre Doğru Namaz KılmamakNo. 1761
  89. 338Namaz Kılan Kimsenin Önünden GeçmemekNo. 1762
  90. 339Namaz İçin Kâmet Getirildikten Sonra Nafile Namaza BaşlamamakNo. 1763
  91. 340Sadece Cuma Gününü Oruçla ve Gecesini İbadetle GeçirmemekNo. 1764-1767
  92. 341Visâl Orucu TutmamakNo. 1768-1769
  93. 342Kabir Üstüne OturmamakNo. 1770
  94. 343Kabirler Üzerine Yapı YapmamakNo. 1771
  95. 344Efendisinden Kaçan Kölenin DurumuNo. 1772-1773
  96. 345Cezalarda Ayrımcılık YapmamakNo. 1774
  97. 346Topluma Rahatsızlık Veren Şeylerden SakınmakNo. 1775-1776
  98. 347Çocuklara Bağış Yaparken Eşit DavranmakNo. 1777
  99. 348Kadının Yas TutmasıNo. 1778
  100. 349Alışverişle İlgili Bazı YasaklarNo. 1779-1784
  101. 350Meşru Olmayan Yerlere Harcama YapmamakNo. 1785-1786
  102. 351Müslümana Silah ÇekmemekNo. 1787-1788
  103. 352Ezan Okunduktan Sonra Camiden ÇıkmamakNo. 1789
  104. 353İkram Edilen Güzel Kokuyu Geri ÇevirmemekNo. 1790-1791
  105. 354İnsanları Yüzlerine Karşı ÖvmemekNo. 1792-1794
  106. 355KarantinaNo. 1795-1796
  107. 356BüyüNo. 1797
  108. 357Zarar Görebileceği Yerlere Kur’an’ı GötürmemekNo. 1798
  109. 358Altın ve Gümüş Kapları KullanmamakNo. 1799-1801
  110. 359Erkeklerin GiyimiNo. 1802-1803
  111. 360Gün Boyunca SusmamakNo. 1804-1805
  112. 361Başkasını Kendi Babası Kabul EtmemekNo. 1806-1809
  113. 362Allah ve Peygamber’in Yasaklarını İşlememekNo. 1810
  114. 363Yasakları Çiğneyenin TövbesiNo. 1811

Tüm hadisler

91 / 95
  1. 1802Nebî sallallahu aleyhi ve sellem erkeğin sarı renkli koku sürünmesini yasakladı. Buhârî, Libâs 33; Müslim…Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem erkeğin sarı renkli koku sürünmesini yasakladı. Buhârî, Libâs 33; Müslim, Libâs 77. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tereccül 8; Tirmizî, Edeb 51; Nesâî, Menâsik 43, Zînet 73
  2. 1803Şüphesiz ki bunlar kâfirlerin giysilerindendir. Sen onları giymeAbdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem benim üzerimde sarıya boyanmış iki elbise gördü ve: "Bunu sana annen mi emretti?" buyurdu. Ben: Onları yıkarım, dedim. "Hattâ onları yak" diye emretti. Müslim, Libâs 28. Ayrıca bk. Nesâî, Zînet 95 Müslim'in bir başka rivayetinde: "Şüphesiz ki bunlar kâfirlerin giysilerindendir. Sen onları giyme" buyurdu. Müslim, Libâs 27
  3. 1804Büluğ çağına ulaştıktan sonra yetimlik kalkar. Bütün gün ge-ceye kadar susmak yokturAli radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'den şöyle buyurduğunu işitip ezberledim: "Büluğ çağına ulaştıktan sonra yetimlik kalkar. Bütün gün ge-ceye kadar susmak yoktur." Ebû Dâvûd, Vesâyâ 9
  4. 1805Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh, Ahmes kabilesine mensup Zeynep isimli bir kadının yanına gelmişti. Onun…Kays İbni Ebû Hâzim şöyle dedi: Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh, Ahmes kabilesine mensup Zeynep isimli bir kadının yanına gelmişti. Onun hiç konuşmadığını görünce: – Bu kadına ne oldu ki hiç konuşmuyor? diye sordu. Orada bulunanlar: – Suskunluk ibadeti yapıyor, dediler. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir ona: – Konuş! Çünkü bu yaptığın iş helâl değildir; bu Câhiliye amelidir, dedi. Bu uyarı üzerine kadın konuştu. Buhârî, Menâkıbü'l-ensâr 26. Ayrıca bk. Dârimî, Mukaddime 23
  5. 1806Bir kimse kendi babası olmadığını kesinlikle bildiği birinin soyundan geldiğini ileri sürerse, ona cennet…Sa’d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse kendi babası olmadığını kesinlikle bildiği birinin soyundan geldiğini ileri sürerse, ona cennet haramdır.” Buhârî, Ferâiz 29; Müslim, Îmân 114, 115. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 109-110; İbni Mâce, Hudûd 36
  6. 1807Babalarınızdan yüz çevirip onları inkâr etmeyiniz. Her kim kendi babasını bırakıp bir başkasına baba derse…Ebû Hureyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Babalarınızdan yüz çevirip onları inkâr etmeyiniz. Her kim kendi babasını bırakıp bir başkasına baba derse, nankörlük etmiş olur.” Buhârî, Ferâiz 29, Hudûd 31; Müslim, Îmân 112, 114.
  7. 1808Hayır, iddialar doğru değildir. Vallahi bizim yanımızda Kur'ân-ı Kerîm’den ve şu sahîfeden başka okuduğumuz…Yezîd İbni Şerîk İbni Târık şöyle dedi: Ali radıyallahu anh ’ı minberde konuşurken gördüm ve şöyle buyurduğunu duydum: “Hayır, iddialar doğru değildir. Vallahi bizim yanımızda Kur'ân-ı Kerîm’den ve şu sahîfeden başka okuduğumuz bir yazı yoktur.” Böyle dedikten sonra o sahîfeyi açtı. Orada develerin yaşları ve yaralamayla ilgili hükümler vardı. Yine bu sahîfede Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyordu: “Ayr (Âir) dağından Sevr dağına kadar olan yerler Medine’nin haremidir. Her kim orada Kitap ve Sünnet’e aykırı bir iş yapar veya bid’at çıkaran birini korursa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerine olsun. Allah Teâlâ kıyamet gününde o kimsenin ibadetlerini ve tövbesini kabul etmeyecektir. Müslümanlardan birinin verdiği bir söz ve güvence, yaptığı bir antlaşma hepsini bağlar. Her kim bir müslümanın verdiği söz ve himayeyi dikkate almazsa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerine olsun. Allah Teâlâ kıyamet gününde o kimsenin tövbesini ve ibadetlerini kabul etmeyecektir. Her kim kendi babası olmadığını kesinlikle bildiği birinin soyundan geldiğini ileri sürerse veya kendi efendisi olmayan birini efendi olarak kabul etmeye kalkarsa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerine olsun. Allah Teâlâ kıyamet gününde o kimsenin tövbesini ve ibadetlerini kabul etmeyecektir.” Buhârî, Fezâilü’l-Medîne 1, Cizye 10, 17, Ferâiz 21, İ’tisâm 5; Müslim, Hac 467, 468. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Menâsik 95-96
  8. 1809Babası olmadığını bildiği birini babam diye sahiplenen kimse, babasına nankörlük etmiş olur. Kendisine ait…Ebû Zer radıyallahu anh , Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i şöyle buyururken dinlediğini söyledi: “Babası olmadığını bildiği birini babam diye sahiplenen kimse, babasına nankörlük etmiş olur. Kendisine ait olmayan bir şeyi sahiplenmeye kalkışan kimse bizden değildir; o cehennemdeki yerine hazırlansın. Her kim, bir adama öyle olmadığı halde kâfir veya Allah düşmanı derse, bu sözler gerisin geriye kendine döner.” Müslim, Îmân 112; Ayrıca bk. Buhârî, Menâkıb 5, Edeb 44
  9. 1810Allah Teâlâ da kıskanır. O’nun kıskanması, kulun ilâhî yasakları çiğnemesi sebebiyledirEbû Hureyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ da kıskanır. O’nun kıskanması, kulun ilâhî yasakları çiğnemesi sebebiyledir.” Buhârî, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 36. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ‘ 4
  10. 1811Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine…Ebû Hureyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53; Müslim, Eymân 5.
  11. 1812Sizin adınıza deccâlden başka şeylerden daha çok korkuyorum. Şayet deccâl ben aranızdayken çıkarsa, onun…Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh şöyle dedi: Bir sabah Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem deccâlden uzun uzun bahsetti. Sonunda yorulup sesini alçalttı, sonra tekrar yüksek sesle konuştu. Biz onun anlatışına bakarak deccâlin Medine civarındaki hurmalıklara gelip dayandığını zannettik. Tekrar yanına gittiğimiz zaman üzüntümüzü anladı ve: - “Hayrola, bu ne hal?” dedi. Biz de: - Yâ Resûlallah! Sabahleyin deccâlden bahsettin. Kâh alçak sesle kâh yüksek sesle konuştuğun için, biz onun hurmalıklara gelip dayandığını sandık, dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: - “Sizin adınıza deccâlden başka şeylerden daha çok korkuyorum. Şayet deccâl ben aranızdayken çıkarsa, onun oyununu bozar, delillerini çürütürüm. Eğer ben aranızdan ayrıldıktan sonra çıkarsa, artık herkes kendini ona karşı savunup korumalıdır. Zaten Allah Teâlâ mü’minleri onun kötülüklerinden koruyacaktır. Deccâl kıvırcık saçlı, patlak gözlü, (Câhiliye devrinde ölen) Abdüluzzâ İbni Katan’a benzeyen bir gençtir. Sizden onu gören Kehf sûresinin baş (ve son) tarafından onar âyet okusun. O Şam ile Irak arasındaki bir yerden çıkacak. Sağa sola her yana kötülüğünü yayacaktır. Ey Allah’ın kulları, imanınızı koruyup direnin!” - Yâ Resûlallah! Deccâlin yeryüzünde kalma süresi ne kadardır? diye sorduk. Şöyle buyurdu: - “Kırk gündür. Bir günü bir yıl kadar, bir başka günü bir ay kadar, bir diğer günü de bir hafta kadardır; geri kalan günleri ise sizin bildiğiniz günler gibidir.” Biz: - Yâ Resûlallah! Bir yıl kadar olan günde, kılacağımız bir günlük namaz kâfi gelecek mi? dedik. - “Hayır, siz namaz vakitlerini ona göre takdir ve hesap ediniz” buyurdu. Biz: - Yâ Resûlallah! Onun yeryüzündeki sürati ne kadardır? diye sorduk. Şöyle buyurdu: - “Rüzgârın sürüklediği bulut gibi insanların yanından geçer, ilâh olduğunu söyleyerek kendisine iman etmelerini ister, onlar da iman ederler. Göğe yağmur yağdırmasını emreder, yağmur yağar; yere bitki bitirmesini emreder, otlar, çayırlar biter; insanların yayılmaya gönderdikleri hayvanları daha gösterişli ve semiz, sütleri daha bol olarak döner. Daha sonra başka insanların yanına gelerek onları kendine inanmaya davet eder; fakat onlar kendisine inanmayıp teklifini geri çevirirler; deccâl de yanlarından ayrılıp gider; lakin sabahleyin suları çekilip çayır çimenleri kurur, hayvanları da helâk olur. Deccâl bir örene uğrayıp ‘Definelerini ortaya çıkar!’ der, o harâbedeki defineler arıbeyinin peşinden giden arılar gibi deccâlin arkasından gider. Sonra deccâl babayiğit bir genci yanına çağırıp onu kılıcıyla ikiye biçer; vücudunun her parçası bir yana düşer; ardından ona seslenir. Delikanlı gülümseyen bir çehreyle ona doğru gelir. Deccâl böyle işler yaparken Allah Teâlâ Mesîh İbni Meryem sallallahu aleyhi ve sellem ’i gönderir. Mesîh, boyanmış iki elbise içinde, ellerini iki meleğin kanatları üzerine koyarak Dımaşk’ın doğusundaki Akminare’nin yanına iner. Mesih parıldayan yüzüyle başını yere eğince saçlarından terler damlar, başını kaldırınca inci gibi nûrânî damlalar dökülür. Onun nefesini koklayan kâfir derhal ölür. Nefesi baktığı yere ânında ulaşır. Mesih deccâlin peşine düşer, onu (Kudüs yakınındaki) Bâbülüd’de yakalayıp öldürür. Sonra Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem , Allah Teâlâ’nın kendilerini deccâlin şerrinden koruduğu birtakım insanların yanına gelir, onların yüzlerini okşayarak deccâl fitnesinin sona erdiğini söyler ve kendilerine cennetteki yüksek derecelerini haber verir. Bu sırada Allah Teâlâ Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ’e vahyederek “Kimsenin öldüremeyeceği kullar yarattım; diğer kullarımı toplayıp Tûr’a götür” buyurur. Allah Teâlâ Ye’cûc ve Me’cûc’ü yeryüzüne gönderir. Onlar tepelerden süratle inip giderler; öncüleri Taberiye gölüne varıp gölün bütün suyunu içer. Arkadan gelenler oraya vardıklarında, “Bir zamanlar burada çok su varmış” derler. Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ile yanında bulunan mü’minler Tûr dağında mahsur kalırlar. Onlardan her biri için bir öküz başı, sizin bugünkü paranızla yüz altından daha kıymetli olur. Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ile yanındaki mü’minler bu belâdan kendilerini kurtarması için Allah Teâlâ’ya yalvarırlar. Allah Teâlâ da Ye’cûc ve Me’cûc’ün enselerine kurtçuklar musallat eder; hepsi bir anda ölüp gider. Ardından Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ile mü’minler Tûr dağından inerler. Ye’cûc ve Me’cûc’ün kokmuş cesetlerinin olmadığı bir karış yer bulamazlar. Îsâ sallallahu aleyhi ve sellem ile yanındaki mü’minler bu belâdan da kendilerini kurtarması için Allah Teâlâ’ya yalvarırlar. Allah Teâlâ deve boyunları gibi iri kuşlar gönderir; bu kuşlar onların kokmuş cesetlerini alarak Cenâb-ı Hakk’ın dilediği yere götürüp atarlar. Sonra Allah Teâlâ hiçbir evin ve çadırın engel olamayacağı bol bir yağmur gönderir; bu yağmur yeryüzünü ayna gibi pırıl pırıl temizler. Daha sonra yeryüzüne “Meyveni bitir, bereketini getir” diye emredilir. O gün bir grup insan tek bir nar ile doyar, kabuğuyla da gölgelenirler. Yaylıma gönderilen hayvanların sütü de bereketlenir, bir devenin sütü kalabalık bir grubu, bir ineğin sütü bir kabileyi, bir koyunun sütü bir cemaati doyurur. Onlar böyle yaşayıp giderken Allah Teâlâ tatlı bir rüzgâr gönderir; bu rüzgâr onları koltuk altlarından sarmalayıp her mü’minin ve müslimin rûhunu alıp götürür. Yeryüzünde insanların en fenaları kalır; onlar eşekler gibi birbiriyle tepişip herkesin gözü önünde cinsel ilişkide bulunurlar ve kıyamet onların üzerine kopuverir.” Müslim, Fiten 110. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 59; İbni Mâce, Fiten 33
  12. 1813Deccâl, yanında bir su ve bir de ateş olduğu halde ortaya çıkacak. Bazılarının onun yanında gördüğü su…Rib’î İbni Hırâş şöyle dedi: Ebû Mes’ûd el-Ensârî ile birlikte Huzeyfe İbni Yemân’ın yanına gittim. Ebû Mes’ûd ona: - Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’den deccâl hakkında duyduklarını söyle, dedi. Huzeyfe de şunları söyledi: - “Deccâl, yanında bir su ve bir de ateş olduğu halde ortaya çıkacak. Bazılarının onun yanında gördüğü su gerçekte su olmayıp yakıcı ateştir. Bazılarının onun yanında gördüğü ateş de gerçekte ateş olmayıp soğuk, tatlı bir sudur. Sizden deccâle kim yetişirse, ateş olarak gördüğü tarafta bulunsun. Zira o, tatlı, içimi güzel bir sudur.” Ebû Mes’ûd el-Ensârî, Huzeyfe’nin böyle söylediğini ben de duydum, dedi. Buhârî, Enbiyâ 50, Fiten 26; Müslim, Fiten 105, 108
  13. 1814Ümmetimin hayatta bulunduğu bir zamanda deccâl çıkar ve kırk, bu kadar zaman kalır. (Râvi, Hz. Peygamber’in…Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ümmetimin hayatta bulunduğu bir zamanda deccâl çıkar ve kırk, bu kadar zaman kalır. (Râvi, Hz. Peygamber’in kırk gün mü, kırk ay mı, yoksa kırk yıl mı buyurduğunu bilemediğini söylemektedir.) Bunun üzerine Allah Teâlâ Îsâ İbni Meryem’i yeryüzüne gönderir; o da deccâli bularak ortadan kaldırır. Sonra insanlar, aralarında hiçbir düşmanlık bulunmadan yedi yıl yaşarlar. Sonra Allah Teâlâ Şam taraflarından soğuk bir rüzgâr gönderir ve bu rüzgâr kalbinde zerre kadar hayır -veya iman- bulunan yeryüzündeki bütün insanların ruhunu kabzeder. Şayet biriniz dağın içine bile girse, bu rüzgâr onu mutlaka bulup canını alır. İşte o zaman yeryüzünde kötülüklere bir kuş hafifliğiyle dalan, yırtıcı hayvan atılganlığıyla şuursuzca saldıran kimseler kalır. Bunlar ne bir iyilik tanırlar ne de bir kötülüğü yadırgarlar. Şeytan bir insan kılığına girerek onlara görünür ve: - Dediğimi yapmayacak mısınız? diye sorar. Onlar da: - Ne yapmamızı emredersin? derler. Şeytan da onlara putlara tapmalarını emreder. Onlar her türlü ahlâksızlığı yapıp putlara taparken rızıkları bollaşır, hayat tarzları iyileşir. Daha sonra sûra üflenir. Onun sesini duyan herkes dehşet ve şaşkınlık içinde yıkılır kalır. Sûrun sesini ilk duyup can veren adam, devesinin havuzunu tamir eden bir kimsedir. Onunla birlikte yanındakiler de kendilerini yere atıp can verirler. Sonra Allah Teâlâ çiğ gibi -veya gölge gibi- bir yağmur yağdırır. İnsanların çürüyüp gitmiş cesetleri bununla yeniden hayat bulur. Ardından sûra bir kere daha üflenir; herkes yerinden fırlayıp kendilerine verilecek emri beklemeye başlar. Daha sonra: - Haydi, Rabbinize gelin! denir. Meleklere de: - Onları alıkoyun; çünkü onlar sorguya çekilecektir, denir. Daha sonra yine meleklere: - Cehennemlikleri ayırın! buyurulur. Onlar da: - Kaçta kaçını ayıralım? diye sorarlar. - 1000 kişiden 999’unu, denir. İşte o gün, dehşeti yüzünden çocukların ihtiyarladığı bir gün olacaktır. O gün her şeyin ortaya çıktığı korkunç bir gündür.” Müslim, Fiten 116
  14. 1815Mekke ile Medine dışında, deccâlin ayak basmadığı bir yer kalmaz. Mekke ile Medine’nin bütün yollarında saf…Enes radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mekke ile Medine dışında, deccâlin ayak basmadığı bir yer kalmaz. Mekke ile Medine’nin bütün yollarında saf tutmuş melekler bu iki şehri korur. Deccâl kumlu, çorak bir yere iner. Ardından Medine üç defa sarsılır; Allah Teâlâ orada bulunan kâfir ve münafıkları dışarı çıkarır.” Müslim, Fiten 123. Ayrıca bk. Buhârî, Fezâilü’l-Medîne, 9, 26, 27, Tevhîd 31; İbni Mâce, Fiten 33
  15. 1816İsfahan yahudilerinden taylasanlı yetmiş bin kişi deccâlin ardından giderEnes radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İsfahan yahudilerinden taylasanlı yetmiş bin kişi deccâlin ardından gider.” Müslim, Fiten 124
  16. 1817İnsanlar deccâlden kaçıp dağlara sığınırlarÜmmü Şerîk radıyallahu anhâ Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ’in şöyle buyurduğunu dinledi: “İnsanlar deccâlden kaçıp dağlara sığınırlar.” Müslim, Fiten 125. Ayrıca bk. Tirmizî, Menâkıb 69; İbni Mâce, Fiten 33
  17. 1818Hz. Âdem’in yaratıldığı zamandan kıyametin kopacağı ana kadar deccâlden daha büyük bir fitne yokturİmrân İbni Husayn radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i şöyle buyururken işittim dedi: “Hz. Âdem’in yaratıldığı zamandan kıyametin kopacağı ana kadar deccâlden daha büyük bir fitne yoktur.” Müslim, Fiten 126. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned , IV, 19-21
  18. 1819İşte bu mü’min, âlemlerin Rabbine göre insanların en büyük şehididirEbû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Deccâl ortaya çıkınca, mü’minlerden biri onun bulunduğu tarafa doğru gider. Deccâlin silâhlı adamları onun önüne çıkarak: - Nereye gitmek istiyorsun? diye sorarlar. - Şu ortaya çıkan adamın yanına, der. Deccâlin adamları: - Sen bizim Rabbimize inanmıyor musun? diye sorarlar. O da: - Bizim Rabbimizin gizli bir yanı yok ki onu bırakıp başkasına inanalım, der. Deccâlin bazı adamları: - Öldürün şunu, derler. Bir kısmı ise: - Tanrınız, haberi olmadan bir kimseyi öldürmeyi yasaklamadı mı! derler ve o mü’mini deccâlin yanına götürürler. O mü’min deccâli görünce diğer mü’minlere: - Ey mü’minler! Bu adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in kendisinden bahsettiği deccâldir, diye seslenir. O zaman deccâl adamlarına: - Bunu iyice bir dövün, der. Onu dövmek üzere tutarlar. Deccâl tekrar, “Yakalayın şunu, yarın kafasını”, der. Onun sırtını, karnını dayaktan geçirirler. Bu defa deccâl, “Bana iman etmiyor musun?” diye sorar. O mü’min: - Sen yalancı Mesîh’sin, der. Deccâlin emri üzerine onu testereyle baştan aşağı ikiye biçerler. Deccâl o zâtın ikiye bölünen cesedinin arasından yürüyüp geçtikten sonra ona: - Ayağa kalk! der. O da doğrulup kalkar. Deccâl tekrar: - Bana iman ediyor musun? diye sorar. O da: - Senin hakkındaki kanaatim iyice pekişti, dedikten sonra halka dönerek, ‘Ey insanlar! O benden sonra artık kimseyi öldürüp diriltemez’, der. Deccâl onu kesmek için yakalar. Fakat Allah Teâlâ o mü’minin boynundan köprücük kemiğine kadar olan kısmı bakır haline dönüştürür; bu sebeple deccâl ona bir şey yapamaz. Bunun üzerine deccâl onun ellerinden ve ayaklarından tutup fırlatır. Halk onu cehenneme attığını zanneder. Halbuki o cennete atılmıştır.” Resûlullah sözünü şöyle tamamladı: “İşte bu mü’min, âlemlerin Rabbine göre insanların en büyük şehididir.” Müslim, Fiten 113. Ayrıca bk. Buhârî, Fiten 27
  19. 1820Allah yanında o, bu söylediklerinden daha değersizdirMugîre İbni Şu‘be radıyallahu anh şöyle dedi: Hiç kimse Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e deccâl hakkında benden fazla soru sormadı. Resûl-i Ekrem bana: - “O sana zarar vermeyecek” buyurdu. Ben: - Bazı kimseler deccâlin yanında dağ kadar ekmek, bir nehir kadar içme suyu bulunduğunu söylüyorlar, deyince: - “Allah yanında o, bu söylediklerinden daha değersizdir” buyurdu. Buhârî, Fiten 26; Müslim, Âdâb 32, Fiten 114, 115. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 33
  20. 1821Bütün peygamberler ümmetlerini yalancı kör deccâlin tehlikesine karşı uyarmışlardır. Şunu bilin ki, onun bir…Enes radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bütün peygamberler ümmetlerini yalancı kör deccâlin tehlikesine karşı uyarmışlardır. Şunu bilin ki, onun bir gözü kördür; ama sizin azîz ve celîl olan Rabbiniz tek gözlü değildir. Deccâlin iki gözünün arasına kâfir (ke-fe-re ) diye yazılmıştır.” Buhârî, Fiten 26, Tevhîd 17; Müslim, Fiten 101, 102. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 14, Sünnet 25-26; Tirmizî, Fiten 56, 62; İbni Mâce, Fiten 33